Pilave Lengeriye – Nasrettin Hoca

nasrettin_hoca

Nasrettin Hoca Ramazan fıkraları
Sultan Alâaddin, Hoca’yı iftara çağırmış. Sofraya önce düğün çorbası gelmiş. Sultan çorbadan bir kaşık içince uşakları çağırmış:

– Bu ne biçim çorba! Unlar topak topak bırakılır mı? Kaldırın şunu! Onu kaldırıp nar gibi kızarmış hindi dolması koymuşlar. Bir lokma aldıktan sonra Sultan yine bağırmış:

– Ne ahmak herife çattık! Baharat koyma demedim mi ben o aşçıbaşıya! Kaldır! Gözüm görmesin! Onu da götürüp bir sini baklava koymuşlar. Sultan bu kez de köpürmüş:

– Aç karnına baklava yenir mi bre Alçak? Kaldır: Hoca bunu da işitince, eline bir kaşık alıp sofradan kalkmış, az ileride duran etli pilavı atıştırmaya başlamış. Sultan;

Hocam, demiş, ne yapıyorsun?

Sultanım, demiş Hoca, siz öbür yemeklerle uğraşırken ben de şu pilav lengeriyle biraz görüşeyim dedim.

Nasrettin Hocanın diğer ramazan fıkraları için tıklayınız…

İkinci  hikaye

Velî Efendizâde gibi o zamânın kibârlarından biri Hoca’yı İftâra çağırmış. Gündüzden celb  edüp câmi câmi’ dolaştırarak haddinden ziyâde acıktırmış. İftâr zamânı yemek odasına girilüp de mevz’-i mahsûsunda hindi dolması, baklava, börek gibi şeyleri Hoca göz ucuyla temâşâ edince sabr u karârı elden gitmiş. Ağzının suyu akmağa başlamış. Sofraya oturmuşlar. A’lâ bir işkenbe çorbası gelmiş. Hâne sâhibi hezârân vakarla bir kaşık alup:

“A!… Hay Allah müstahakını versin, Kâhyâ Efendi! Sana kaç kere tenbîh ettim ki şu aşçıya söyle, çorbaya sarımsak koymasın, diye. Kaldırın, kaldırın!” der.

Çorbayı kâseden, bir karış köpüğü taşmış olduğu hâlde kırıta kırıta kaldırırlar. Hoca göz ucuyla teşyî’ edüp hafifçe içini çeker. Hâne sâhibini

“Efendim!… diye tasdik ederler. Derken hindi dolması gelir; nar gibi kızarmış; etrâfa mis gibi râyihalar salmış; haşviyâtı olan koyu renk, pirinç fıstık gibi şey’ler hârice taşmış… Efendi, kemâl-i nezâketle bir lokma alır. Pürâteş kesilerek:

“Be, Ağa! Geçen gün sana söylemedim mi, bu herif bahârat kullanmasın, diye. Bana kasdiniz mi var? Sen olsun dokunduğunu bilmez misin? Otuz senedir kapumdasın. Allah hepinizin lâyığınızı versin! Kaldırın, kaldırın!” der.

Kemâl-i ‘azametle hindi dolması lengeri de gider. Bîcâre Hoca gerçekten hazîn bir sûrette derûnî bir ah ç eküp arkasından baka kalır. Bir harem ağası sırayı ri’âyeten baklavayı getirir. Efendi hışımla bir kere yüzüne bakup.

“Be sersen ‘Arab! Aç karnına tatlıdan başlanır mı? Yıkıl oradan!… diyince bîçâre ‘Arab yediği kamçıların vâhimesiyle daha elini çekmediği baklava tabağını kaptığı gibi bir nefeste kapuyı bulur. Kendini dışarıya dar atar. Hoca bakar ki en nefîs yemekler hep birer bahâne ile geri gidiyor. Hemân kaşığı yakaladığı gibi mevz’-i mahsûsunda duran tablanın başına çöker. Dumanıyla misler, anberler nisâr etmekte olan molozlu pilâva kaşık atmağa başlar. Hâne sâhibi sofradan:

“Efendi! Gel! Neye savuştun?” diye haykırınca:

“Aman Beyim! Bana biraz mühmet verin! Öbür y emeklerin birer birer cürm ü günâhı ta’dâd edilüp cezâsı ta’yîn edilinceye kadar bendeniz şu bizim eski dost ile bir mıkdâr görüşeyim; hâl ü hâtır sorayım; derûnunu yoklayayım. Siz işinize devâm edin.” Demekle huzzârdan kahkahalar başlayup gülüşe oynaşa kemâl-i inbisâtla ta’âma ibtidâr eylemişlerdir.

VN:F [1.9.22_1171]
Bu yazının aldığı puan
Rating: 7.5/10 (44 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: -9 (from 15 votes)
Pilave Lengeriye - Nasrettin Hoca , 7.5 out of 10 based on 44 ratings
aynur
Eylül 9th, 2009 at 4:22 am

çok işime yaradı teşekkürler

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +3 (from 11 votes)
aynur
Kasım 11th, 2009 at 4:26 am

ben nasrettin hocayı çok seviyorum fıkraları hikayeleri çok güzel

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +4 (from 12 votes)
ilksen
Kasım 19th, 2009 at 11:35 am

nasrettin hoca cok ünlü birisi onu cok seviyorum hikayeleri ve fıkraları cok güzel ve komik

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 11 votes)

Yorumunuzu bırakın