Küçük Ağa

kucuk-aga

Kitabın Adı:Küçük Ağa
Kitabın Yazarı: Tarık Buğra
Kitabın Yazılma Yılı:1986
Kitabın Yayınevi: Remzi Yayınevi
Kitabın Basım Yılı: 9.basım 2001
Sayfa Sayısı:624 sayfa
Kitabın Konusu: Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvayı Milliyeci denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece ‘halife-i ruyi zemin’in, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış taşra insanlarının, halife-padişah çağrısının yokluğunda ve işgal haberleri yayılırken yaşadıkları ikilemlerin, açmaz ve iç çalkantıların, kendileri ve kaderlerine sahip çıkma hakkında yeniden düşünmek zorunda kalışlarının hikayesidir. Tarık Buğra’nın kendi deyişiyle Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır. İttihatçıların ve Kuvayı milliyecilerin değil, inanç ve gelenek kalıtıyla baş başa, ilk kez kendisi ve kendi adına geleceği için karar vermeye çalışan bir ahalinin ‘kahraman’ı olduğu bir roman.

Kitabın Özeti:
1-Dünya Savaşı sonrası Akşehir’de durum:Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte , Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir.Savaş sonrası bir çok asker memleketlerine geri dönmüştür.Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.Bu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdir.Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber , ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görür.Önceleri dost olarak yaşayan Rumlar ve kendi halkı şimdi birbirinden soğumuştur.Salih’in samimi arkadaşı olan Niko da bir Rum dur ve gelişmelerden o da etkilenmiştir.Yavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadır.Salih ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko’dan kopamamaktadır.Rumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve kasabalı Salih’i dışlar.Salih artık sürekli Niko ve O’nun çevresiyle dolaşır olmuştur.Artık Osmanlı ve Padişaha olan güvenci de sarsılmıştır.Kaybettiği kolunun hayatına tesiri büyük olmuştur.Kimsenin O’na hak ettiği saygıyı göstermediğine inanan Salih kendini namazdan niyazdan çekmiştir.Öte yandan halk işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde yapılacağı karmaşası vardır.
2-Hoca’nın gelişi ve Kuvayı Milliye-Hoca çatışması:Salih günler geçtikçe kendi kasabalısının tepkisini kazanmış ve artık istenilmeyen biri olmuştur.Bu sırada kasabaya İstanbullu Hoca adında bir hoca gönderilir.İstanbul’dan gönderiliş amacı kasabada padişaha ve Osmanlı’ya bağlılığı teşvik edici düşünceyi sağlamaktır.Hoca gerçekten de çok etkili bir insandır ve halkın büyük beğenisini ve takdirini kazanır.Vaazlarda cemaate Osmanlı padişah ve din lehinde düşüncelerini aktarmaktadır.Bu sırada memlekette Hoca’nın düşüncesine tam ters olmamakla birlikte , kurtuluş ümidi olabilecek bir örgüt kurulmaktadır.Kuvayı Milliye adı verilen bu örgüt Anadolu’da işgalleri önlemek ve İstanbul ve padişah yönetiminin boyunduruğundan kurtulmak için kurulmuştur.Fakat Kuvayı Milliye’nin işi çok güçtür.Memlekette işgallere karşı veya işgallerden yana bir çok örgüt vardır. Kuvayı Milliye önce bu örgütleri kendi tarafına çekmeli veya bertaraf etmelidir.Hocanın vaazları da Kuvayı Milliye ilkelerine ters düşmektedir.Hoca her fırsatta padişaha bağlılıktan bahsetmektedir , Kuvayı Milliye ise padişahtan kurtulmak ,yeni bir yönetim kurmak amacını gütmektedir.İşte bütün bu ihtilaflar dolayısıyla Kuvayı Milliye yandaşları ve Hoca arasında bir elektriklenme ve zıtlaşma meydana gelir.Hoca ise halka kendini çok sevdirmiştir çünkü her yönüyle iyi ve doğru bir insandır.Fakat Hoca da kendi içinde bir yandan yaptığı işin gerçekten doğru olup olmadığının sorgulamasını , padişaha olan güvencinin doğruluğunun şüphesini yoklamaktadır.Kuvvacılarla Hoca arasındaki çatışma zamanla iyice açık şeklini alır ve vaazlarda karşıt fikirler açıklanır.
3-Salih’in Kuvayı Milliye’ye katılışı ve Hoca’nın kaçışı:Olaylar gelişirken Salih ise unutulmuşluk ve terkedilmişlikten bir kaçış olarak Kuvayı Milliye’ye katılmaya verir.O’nu bu kararı vermeye zorlayan başka bir şey ise yakın arkadaşı Niko’nun da sonunda Osmanlıya karşı savaşta yer almasıdır.Salih bu ihanetin öcünün peşinden koşacak ve kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynayacaktır.Kuvva bir türlü hizaya gelmeyen Hoca hakkında ölüm emri çıkartır.Hoca evliliği ve çocuğu ve en önemlisi de halkın zorlamasıyla Akşehir’den kaçar ve çete reislerine sığınır.Kuvva ile arasında yaşanan kovalamacadan sağ kurtulur ve kendi başına yanına adam da alarak bir kasabaya sığınır.Kuvva ise Hocayı kaçırdığı için üzgündür ve Salih’i O’nu bulmakla görevlendirir.Hoca ise şimdi hangi tarafta yer almak gerektiğinin hesabını yapmaktadır.Kuvayı Milliye ise her geçen gün başarı kazanmakta ve güçlenmektedir.Salih Hoca’yı bulur ve O’nu padişah hizmetinden vazgeçerek Kuvva yararına çalışmaya ikna eder.Beraberce Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik Bey’in çetesine katılırlar .Çerkez Ethem ve kardeşleri milli mücadelede en büyük rollerden birini üstlenmiş ve gerek düşman işgallerine gerekse ayaklanmalara karşı başarılar sağlamışlardır.Fakat şimdi düzenli ordu ve İsmet Paşa’nın emri altına girmek söz konusu olunca Çerkez Ethem ve kardeşleri zıt bir tavır takınarak Kuvva’ya ve Ankara’ya karşı isyan bayrağı açmıştır.Hoca ise bu yolun yanlış olduğuna inanır ve onları bu yoldan döndürmek için planlar kurar.Hoca’nın amacı Çerkez Ethem ve kardeşlerini Kuvva’ya karşı cephe almaktan vazgeçirmek olmasa bile olası bir isyan halinde güçlerini zayıflatmaktır.Bu sırada Hoca Salih’ i haber edinmek için Akşehir’e yollar.Akşehir’de ise Hoca öldü bilinmektedir.Oysa Hoca hayattadır ve yeni kimliği “Küçük Ağa” ile kuvva yararına çalışmaktadır.Hoca’nın Kuvva yararına çalıştığı haberi Salih tarafından Akşehir’de sadece Kuvvacı olan birkaç kişiye duyrulur ve memnuniyet yaratır.Başta Kuvayı Milliye hareketine büyük hizmet vermiş Doktor olmak üzere Kuvvacılar Hoca’nın kendi saflarına katılışından büyük haz duyarlar.
4-Hocanın Ethem’e ihaneti ve Ankara’ya daveti:Hoca Ethem’in İsmet Paşa hizmetine girmemek için yapacağı en büyük saldırı olan Kütahya saldırısında O’na bir oyun oynayarak başarısızlığını sağlar ve Kuvayı Milliye’ye en büyük hizmetini vermiş olur.Ethem ise Yunanlılara sığınacaktır.Hoca ise bütün bu ihtiras ve gücü elinde bulundurma tutkusuna kapılan insanlardan nefret etmektedir.Artık savaş alanından başka bir cephede de mücadele verilmektedir , şimdi iktidar çekişmeleri büyük tehdit oluşturmaktadır.Hoca bunu acıyla farkeder.Ankara ise Hoca’nın başarılarından haberdardır ve kendisini Ankara’ya davet eder.Daveti kabul eden Hoca Ankara’nın durumunu yakından görür ve cephede savaşmanın , bu iktidar kavgasında yanlış düşünenlere ve hainlere verilecek savaştan daha kolay olduğunu düşünür.Fevzi Paşa Hoca’ya yakınlık gösterir.Hoca bütün bu kişiliklerin önemini daha iyi anlamaktadır.Memleket zafere doğru gitmektedir ve bu noktada Ankara ve Melis’e büyük iş düşmektedir.Bu sırada Küçük Ağa yani İstanbullu Hoca Ankara’da kendisini Akşehir’den tanıyan ve bir zamanlar zıt fikirleri yüzünden tartıştığı Kuvvacı Doktor ile buluşur.Doktor böyle saygıdeğer birinin kendi saflarına katılışından duyduğu mutluluğu Hoca’ya söyler ve asıl kimliğini bilenin sadece kendisi olduğunu , kendisi dışındakilerin O’nu Küçük Ağa diye tanıdıklarını anlatır.Hoca ise artık özlediği eşi ve çocuğunun özlemiyle yanmaktadır.
5-Hoca’nın Akşehir’e dönüşü ve Mehmet’i buluşu:Küçük Ağa Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir’e gelir ve burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görür.Eşi ve Çocuğu hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdür.Eşine geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca’ya emanet ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür. Hoca daha sonra Ankara’ya döner ve mücadeleye devam eder.
Kitabın Anafikri: Milli beraberlik, vatan-millet sevgisi ve bağımsızlık duygusudur.
Kitabın Kahramanları:
Küçük Ağa(İstanbullu Hoca):Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.

Salih:Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.

Çerkez Ethem:Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş , cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.

Doktor Haydar Bey:Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye’ye büyük hizmetler vermiş bir asker.

Ali Emmi:Kurtuluşu Kuvayı Milliye’de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir vatandaş.

Kitabın Yorumu: Yazar çok açık anlaşılır bir dil kullanmış ancak fikirlerini sunmada kendini geri plana alıp yarattığı kahramanlarını ön planda tutmuştur. Tüm romanı onların üzerine yoğunlaştırmış kendini sivriltirse beklide tepki alabileceğini düşünerek bu riski ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Okur romanın sonunda alacağı dersi zaten almakta ve yazarı da romanın içinde direk göremediği için ön yargı sınırını aşağılara indirmekte hatta kaldırmaktadır. Ne kadar doğru fikri savunsa da bir yazarın bunu sivri dille söylemeye çalışması okuru eserden uzaklaştıracaktır. Oysa Steinback okuru sürükleyen ve ön yargılarını arındıran bir hikayeyi gözler önüne sererek arka planda saklı kalan fikrini bu yolla savunmayı temel edinmiştir. Neyi anlatmak istediğini okurun açık bir şekilde anlaması Steinback’in kullandığı teknikler açısından çok başarılı olduğunu gösterir.

VN:F [1.9.22_1171]
Bu yazının aldığı puan
Rating: 7.4/10 (45 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: -1 (from 11 votes)
Küçük Ağa, 7.4 out of 10 based on 45 ratings
SEVDE
Aralık 15th, 2008 at 11:00 am

yaaaaa çok uzun yaaaaa kitabı okusamda bişey farketmez ama yinede sağolun 2 tane özetime yardım ettiniz

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 9 votes)
betül
Aralık 16th, 2008 at 11:36 am

güzel kitap ama gerçekten uzun yazzarın anlatımı olsun konusu olsun

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -8 (from 8 votes)
Boynuz
Aralık 24th, 2008 at 8:18 am

Harika Bi Kitap
wer_ser_tirbamin@hotmail.de

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 5 votes)
seray
Şubat 3rd, 2009 at 6:19 am

çok uzun… kısa kitap istiom ben

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -5 (from 5 votes)
duygu
Mart 5th, 2009 at 5:41 am

harika hem derslerimdede yardımcı oluyo herkese tavsiye ederim…

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +4 (from 4 votes)
sewim
Mart 5th, 2009 at 5:42 am

çak kötü beyenmedim şahsen

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -3 (from 3 votes)
d
Mart 5th, 2009 at 5:42 am

harikaaaaaaa çooooooook beyendim

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 5 votes)
damla
Nisan 7th, 2009 at 6:31 am

ya arkadaşlar ben inkılap dersinden poroje görevi(yıllık ödev)aldım.küçük ağa yı okuyup kurtuluş savaşına ne gibi etkileri olmuş diye günümüze göre yorumlucaktım ama kitabı okumadım özetini okudum ama hiç bişi anlamadım çok ağır bi kitap yardımcı olursanız sewinirim

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: +2 (from 4 votes)
admin
Kasım 1st, 2009 at 11:11 am

Kitabı okumalısın damla .. Özeti okumak sana birşey katmaz aksine zarar verir.. Tembelciliğe alışmayın..

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 4 votes)
yakup
Aralık 1st, 2009 at 6:00 am

teşekür ederim çok yardımı oldu

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -2 (from 2 votes)
murat
Ocak 20th, 2010 at 10:42 am

kitap özeti çok uzun olur zaten

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
murat
Ocak 20th, 2010 at 10:44 am

arkadaşlar genelde hikayeleri internetten yazın tamammı

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -1 (from 1 vote)
hasan
Nisan 27th, 2010 at 11:29 pm

güzel 10 puan verdim

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
sevda nur k.
Aralık 5th, 2010 at 7:19 am

özet çok uzun yarım saatte yazdım özet değil o kitrabın hepsini yazmış gibi oldum

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)

Yorumunuzu bırakın