Define Adası – Robert Louis Stevenson

Kitabın Adı:DEFİNE ADASI
Kitabın Yazarı: Robert Louis STEVENSON
Kitabın Yazılma Yılı:1881-82
Kitabın Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 2008
Sayfa Sayısı:264
Kitabın Konusu: Define Adası İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un yazdığı bir macera romanıdır. Ayrı bir kitap olarak 1883 senesinde çıkan bu yapıt, daha önce 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde diziler halinde yayınlanmıştır.
Tüm romanların belki de en çok işlenenidir. Tropikal adalar, x işaretli hazine haritaları ile tek gözü kör ve bantlı, bir eli kancalı, omuzunda papağanı ile belleğimizde canlandırdığımız korsan kavramları üzerinde Define Adasının büyük etkisi olmuştur.
Stevenson Define Adası’nı yazmaya başladığında 30 yaşındaydı, bu onun bir romancı olarak ilk başarısı olacaktı. İlk onbeş bölüm 1881′de İskoçya yaylalarında bulunan Braemar’da yazıldı.
Kitabın Özeti:
Babam, annem ve ben İngiltere’nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu.
Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazanacağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım.
Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyorlardı. Babam, “eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz” diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu. Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü.
Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, “Bili burada mı?” diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kaptanın yanına gidip oturdu. Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nöbeti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi.
Bu arada da babam öldü.
Birkaç gün sonra, kör bir adam gelip, kaptanla görüştü. Gittikten sonra, kaptan “bana altı saat süre tanıyorlar” dedi, ama birkaç dakika sonra da sarsıla sarsıla Öldü. Bu kısa süre içinde gördüğüm ikinci ölümdü.
Annemle, ölünün başında bir müddet bekledikten sonra, yardım almak için köye gittik. Kaptan Flint ismini duyan, hiç kimse yanımıza yaklaşamıyordu. Mecburen, yine yalnız başımıza hana geldik. Kaptanın odasına çıkarak, sandığını açtık, gelenler olduğu için acele ile, bazı kağıtları ve paralan alıp handan çıktık. İlerde bir yere saklandık ve biraz sonra yedi sekiz kişinin ellerinde meşalelerle hanın kapısında olduklarını gördük. Sonra içeri girdiler. Bir müddet sonra aralarında tartışmaya, sonra da duydukları at sesleri nedeniyle kaçmaya başladılar. Sadece kör kaptan ortada kalmıştı. Hızla gelen atlılardan birisinin çarpmasıyla o da öldü. Koşa koşa annemin yanına gittim. Kadıncağız, korkusundan sinmiş kalmıştı. Beni görünce, sarılıp ağladı.
Gümrükçüler, kaçanları kovaladılar. Ancak, çoktan gemilerine atlayıp kaçmışlardı. Hana girdiğimizde, bu kadar kısa sürede, nasıl böyle altını üstüne getirebildikleri hayret verici bir olaydı. Gümrükçülerin başı Jack bunun sebebini öğrenmek istediklerinde koynumdaki muşambayı gösterdim. Hep birlikte doktorun yanına gittik. Doktor ve Jack bana iltifat ettiler ve kahraman bir çocuk olduğumu söylediler.
Anlaşılan oydu ki, Kaptan Flint denen adam çok tehlikeli bir korsandı ve bir yerlere gizlemiş olduğu hazinesi vardı. O, para peşinde değil, hazinenin yerini gösteren haritanın peşinde idi. Ve bu harita, koynumdan çıkardığım muşambadaki kağıtların arasında idi.
Şimdi hedef hazineyi bulmaktı. Ayarlanan bir gemi ile yola çıkacaktık. Hazine falan umurumda değildi. Böyle bir yolculuk yapacağım için çok heyecanlı ve sevinçliydim.
Nihayet, Brİstol limanından, denize açıldık. Yolculuğumuz genellikle sakin geçiyordu. Adaya varmamıza bir iki gün yolumuz kalmıştı. Akşam vakti elma almak için girdiğim fıçının içinde iken, ayru zamanda aşçılık da yapan tek bacaklı gemici Silver geldi ve fıçının üstüne oturdu. Tam sevinçle kendisine seslenecektim ki başka bir gemici ile konuşmalarını duyunca vaz geçtim. Anladığım kadarıyla, bunların hepsi korsandı. Silver de bizim kaptanın korkuyla kaçtığı tek bacaklı meşhur korsandan başkası değildi. O andan sonra, gemideki birçok namuslu insanın hayatı bana bağlıydı. Fıçıdan çıkınca, hemen kaptan, kont ve doktorla bir araya geldim ve tüm duyduklarımı anlattım.
Adaya varınca, ben de karaya çıkanlar arasmdaydım. Konuşmamıza göre Kont, doktor ve kaptan gemide kalmışlardı. Bir ara Silver ile arkadaşı Tom’un konuşmalarını duydum. Hemen saklanıp, dinledim. Tom, Silver’e karşı çıkıyordu. Bunun üzerine Silver, Tom’u bıçağıyla öldürdü. Çok korkmuştum. Hemen görünmeden kaçmaya başladım. Epeyce koştuktan sonra, burada yamyam gibi bir adamla karşılaştım. Yanımda tabancam olduğu için, karşısına dikildim. Sonra, adamda benim zararsız olduğumu anlayınca konuşmaya başladık. İsmi Benjamin Gunn olan gemici, üç yıl önce burada tek başına yaşamaya mahkum edilmişti. Ona karşı bîr yakınlık duyuyordum.
Birden bir patlama sesi duyduk. Anlaşılan savaş başlamıştı. Hemen, Gunn’Ia beraber, limana doğru koştuk. Yolda, Gunn’la birbirimizi kaybettik. Koşa koşa limana yaklaştığımda, doktor ve kaptanın diğer gemicilerle bir arada olduklarını gördüm. Gemiyi terk etmişlerdi. Onlara gördüğüm her şeyi anlattım. Onlarda, gemiyi ele geçirecek iken, ben olmadığım için bu plandan vazgeçip, karaya çıkmışlar. Tom’un Ölüm çığlığını benim zannederek, geri dönmüş ve gemide lazım olacak ne varsa bir kayığa yükleyip, yeniden adaya çıkmışlar. Tabii, gemidekiler bunları görünce, top ateşine tutmuşlar ancak, isabet ettirememişler. Karaya çıkınca, bu sefer de karadakilerle silahlı çatışmaya girmişler. Neticede, bu kütükten eve sığınmışlardı.
Bir müddet sonra, Silver ve adamları yakınımıza kadar gelip, anlaşmak İstediklerini söylediler. Kaptan onlara, “Şayet teslim olursanız, hayatınızı bağışlar, sizi en yakın cezaevine bırakırım. Yoksa teker teker Öleceksiniz” dedi. Kızgınlıkla gerisin geriye gittiler. Sonra, kaptan hepimizi mevzilere yerleştirdi ve nasıl savaşacağımızı anlattı.
Nitekim, çok geçmeden dört bir yandan ateş etmeye başladılar. Hızla, bulunduğumuz yere doğru ilerliyorlardı. Artık kavga, kılıç ve tabanca ile oluyordu. Sonuçta, bizden üç, onlardan altı kişi ölmüştü.
Kaptanın yarası pek ağır değildi. Doktor, onun yarasını sardıktan sonra, dışarı çıktı. Anladığım kadarıyla, Benjamin Gunn’u bulmaya gitmişti. Ben de, yanıma iki tabanca, mermi ve peksimet alarak, kafamdaki planı gerçekleştirmek için kimseye söylemeden dışarı çıktım. Söyleseydim, bırakmazlardı. Niyetim kıyıya kadar gitmek ve bağlı olan geminin halatlarını kesmekti. Kayığa bindim ve sessizce gemiye yaklaşıp, halatı kestim. Gemidekiler farkına varmamışlardı. Aniden, aklıma gemiye çıkıp ve onların sarhoş-hıklarından faydalanarak gemiyi ele geçirmek geldi. Bir yolunu bulup gemiye çıktığımda, ortalıklarda kimseyi göremedim. Sonra, kilere doğru ilerlerken yerde yaralı yatan Hands’ı gördüm. Belli ki, diğer korsanlar tarafından yaralanmıştı. Onunla konuşup, anlaştım. Hands’m yaralarını sardım ve onun yönlendirmesiyle gemiyi Define Adası’na doğru yönlendirerek gitmesini sağladım. Yalnız, Hands’un yüzündeki ifadeyi hiç beğenmiyordum. Nite-kim bir müddet sonra, gemimiz karaya oturduğunda, sinsice arkamdan saldırdı. Hatta beni bıçakladı da. Ben de iki tabancamı birden ateşleyerek onu öldürdüm.
Yaramdan dolayı acılar içerisinde kıvranmama rağmen, gemide tehlike kalmadığı için rahattım. Kayalara çarptığı için yan yatmış bulunan gemiden çıktım ve yürüyerek kıyıya vardım. Amacım, kaîedekilerîn yanma varmaktı. Bizimkilere sürpriz yapmak için sessizce içeri girmiştim ki kendimi birden bire korsanların ortasında buldum. Korsanlar, kütükten evi ele geçirmişlerdi. Silver, alaycı bir şekilde “Demek döndün ha, Jack” diyordu. Bir şey vardı ki, benim diğerlerinden ayrılmış olduğumu zannediyorlardı. Sevindirici başka bir şey daha vardı ki, doktor, kaptan ve diğerleri ölmemiş, korsanların dediğine göre, onlarla anlaşarak her şeyi bırakıp, ayrılmışlardı.
Ben de, bütün gelişmeleri, geminin durumunu ve ölen adamları anlatarak, onlara meydan okur bir şekilde, dediklerimi yapmalarını söyledim. Bazı korsanlar üzerime saldıracaklardı ki Sİlver bırakmadı.
Sonra olaylar şöyle gelişti: Hep birlikte defineyi kazmak için gittik. Kazdığımız yerde, define falan yoktu. Birisi, daha Önce, bulmuş ve götürmüştü. Silver bana bir tabanca verdi ve hazır olmamı söyledi. Nitekim biraz sonra, ağaçların arasından korsanların üzerine kurşun yağmaya başladı. ,
Biraz sonra, korsanların üçü Öldürülmüş, ikisi ise kaçmıştı.
Meğer, Silver ve doktor anlaşarak planları yapmışlar. Benjamin Gunn’da bu plandaki rolünü çok güzel oynamış. Hazineyi oradan çıkarıp, kaldığı yere götüren de Benjamin’den başkası değilmiş.
Ertesi sabah erkenden toplanma hazırlıklarına başladık. Her millitenin parası ve altını mevcuttu. Tam üç gün, paralan çuvallara yerleştirrhekle geçti. Kaçan korsanların adada bırakılması, yan-lanna yiyecek ve erzak verilmesi kararlaştırıldı. Sonra da demir alarak yola koyulduk. Birkaç gün sonra güzel bir körfeze girerek, demir attık. O günün, gecesi, Silveç yanına bir miktar para da alarak gemiden kaçtı. Bir bakıma iyi de oldu.
Bu limanda bir hafta kaldıktan sonra, rahat bir yolculuk yaparak Bristol’a vardık. Paralan, ve altınları aramızda paşlaştık. Ben, annemin yanma gelerek, tekrar hanı işletmeye başladık. Tabii ki artık işleri hizmetçilerimiz görüyordu.
Kitabın Kahramanları:
JIM HAWKINS: Bu öykünün kahramanı Jim Hawkins,”Admiral Benbow hanını İşleten bir ailenin oğluydu.Olaylar onu bir adaya sürükledi ve ünlü korsan “Kaptan Flint’in definesini bularak zengin oldu.
BİLLY BONES: Yaşlı Kaptan,ünlü korsan “Flint’in adamlarından biriydi ve Flint’in definesinin haritası da elindeydi.Ancak definenin bulunduğu adaya yolculuk yapmaktan korkuyordu.Çünkü Flint’in tayfası,haritanın Bill’de olduğunu biliyordu.
BLACK DOG: Bill’i saklandığı Admiral Benbow hanında bulunan Flint’in tayfasıydı.Amacı Billi öldürüp elindeki haritayı almaktı.Harita Korsan Flint’in hazinesinin gizlendiği adanın haritasıydı.
PEW Black Dog Bill’den haritayı almayı beceremeyince Bill’in ikinci ziyaretçisi de Pew oldu.Pew kördü ancak Bill’i korkudan öldürecek kadar da ürkütücüydü. Pew Bill’e üzerinde siyah bir nokta bulunan bir kağıt verdi;bu onun ölüm emriydi…
KAPTAN DANCE Yörenin güvenliğinden sorumlu İngiliz subayıydı.Dance, Jim ve annesini korsanlardan kurtarmıştı…
DR. LİVESEY:Öykünün gerçek kahramanlarından birydi.Jim ve Trelawney ile birlikte define için adaya yolculuğa çıkmaya karar veren üç kişiden biriydi.Yolculuk boyunca,aklı ve cesareti ile defineye kavuşmalarında önemli bir rol oynadı.
SQUİRE TRELAWNEY: Trelawnwy devletin yetkili kişisiydi. Soylu biriydi.
KAPTAN SMOLLETT: Squire Trelawney yolculuk için Bristol’a giderek iyi bir gemi kiralamıştı.Geminin Kaptanı olarak da Smollett’i tutmuştu.Önce Silver yüzünden aralarında anlaşmazlık çıktı.Ama Kaptan tecrübeli bir denizciydi ve haklıydı…
LONG JOHN SİLVER: Silver Korsan Flint’in tayfasıydı ve defineyi biliyordu.Define adasına gelişi de ilk değildi.Önce tayfayı kışkırtıp isyana kalkışan Silver,daha sonra Jim’in hayatını kurtaracaktı…
ISRAEL HANDS: Gemini ikinci kaptanıydı.Önceleri Hands ile Silver arasında bir bağlantının olmadığı sanılıyordu.Oysa Hands,Silver’ın planını biliyordu ve Jim onunla ölüm kavgasına girdi…
BENN GUNN: Korsan Flint’in tayfalarından biriydi ve saklı define için adaya gelen ilk ekipte bulunuyordu.Defineyi bulamayınca arkadaşları onu cezalandırdı ve adada bırakarak gittiler…

ewt ama güzel kitap herkesin okumasını tavsiye edrim mutiş bi kitap
KİTAP çok uzun okurken sıkıldım nedir bu öğretmenlerden çektiğimiz
ben valla mecbur kaldım ama okumadım!Özetini okudum sana da tavsiye ederim xDxD
aaay ya ben vanpir kitaplarından hoşlanıyorum hocanın verdıgı kıtaba bakar mısınıs ? iskence degıldene buuuuuuuu ya çocuk kitabi
yha dieceğine yaz kzım sıkıcı değil işte emek bu emek varya sıkıcı özet değil sensin o skıcı kızım ha bide söleyim aklın yoksa kitap okuyuda kopyya alama okuda anla kendin çıkar
bende seni varya türke varya çok güzel salak
bu ne ki benim için ben 20 sayfalık kitap yazdım
nasıl kzım işte define adasısya sa onu yaz yada kitabı oku kendin çıkar
define adası kitabının müthiş dili var ama cok küfürlü cevirmişler
englihs capitain billy bones blackdog blind pew black spot
türkçe kaptan billy bones kara-köpek kör pew kara leke
bence kitab cok gzl arkadaslar hem sürükleyici hem macera dolu bir kitap ben cok sevdim tavsiye ederim
…
daha cok bilgi verirseniz iyi olu
haklısın
ben bu kitabı bu yaz tatilinin songünü akşam saat 11.00 da bitirdim
kitabcok güzel
harika
çok güzel olmuş ama kitap özetlerini lütfen siz yapın buradan yazarsanız kitabı okumuş olmazsınız tamam öğretmeni kandırabilirsiniz ama ya kendinizi nasıl kandırabilirisiniz iyi düşünün
Cok güzel bir site bu siteyi hazırladıgınız icin tesekkürler:!!
Bence kitap çoq güzel okyan okumayana tavsiye etsin.
Bence Kitap Çoq Güzel Kötü Diyenler de Zevksiz Her Halde Süper Kitap
çok güzel bi kitap tesadüfen gördüm özeti ve bazı arkadaşların yaptığı saçma ötesi yorumları..anlamadığım şey neden kitap özetleri okuyorsunuz ki..tabiii kolayınıza kaçıyor özet
okumak sadece okumak için okuyorsunuz adam olun ve özet yerine kitabın kendisini okuyun
Furkan Çok güzel bir yorum.. Teşekkürler.
cok harika kitab ben beğendm darısı okumayanların basına bence burdan özetini alana kadar okuyun daha ii m
very ggood thank you very much…
hıhıı melis misin nesin sen 20 sayfalık kitap yazamassınn çünkü senin beyin kapatesin küçük
ANLAMADIĞIM ŞEY BU KİTABIN ANA FİKRİ NE YA
kendiniz kitabı okumadan burdan özet çıkarmayın okuyun özet çıkartın
çok güzel uzunu daha çok güzel
ben 1000.000.000.000.000.000 sayfalık kitap yazdım
bence çok güzel bir kitap macera dolu herkesin okumasını tavsiye ederim:)
bu kitabı çok beğendim bütün arkadaşlarıma tavsiye edrim
bencede çok güzel sürükleyici eğlenceli herkesin okumasını tavsiye ederim
bu kitabı çok beğendim okadar güzel ki bir saat boyunca başından kalkemadım ve 3 kere okudum bence herkes okusun…….
amma çok muş ya bunu yazamam ki ben
çok güzel ama bana ana fikri lazım acil…
bunu bulduğuna şükür et…
çok qüzel bi kitap:):D
cok guzel olmus hem bu kitabı neden bu kadar uzun yazmışlar
biraz karışık ama ingilizce ismlere dikkat etmelisin ingilizcede İ diye büyük harf yok ama yinede teşekkrlr =D
bu siteye bu hikayayi yazana çok tşkkür ederim ellerinize sağlık dershanedeki kitap sınavım için çok işime yarıyacağından eminim
ben çok beğendim kardeş 1 satır gibi geldi geçti ama yararı dkncak yha en çok ta onn için svnyrm
iğrenç bi kitap
zorunlu olduğum için okuyorum
bence çok güzel bir kitap bu define adası kitabı ama burdan özetini değil kitabın kendisini okumalısınız macera dolu.. Kesinlikle öneriyorum arkadaşlar.
bence gayet güzel ama özet biraz uzun
Bu Kitabın aynısı bendede war Ama Kabı Aynı değil ama içindekiler AynaıymışŞu an 22. sayfadayım çok keyifli Tawsiye edeirm..
Şu an da sana katılıyorum ewrim bencede burdan değilde kitaptan okumalıyız bölece daha maceralı olabbilir
çok güzel kitapmacera dolu herkese tavsiye ederim
çok apyal bi kitap.)))
Meraba kitap özeti için saolun bu arada kizlar msn wermek isteyen wersin. Tanisip arkadas oluruz MSN adreslerini bekliyorummmmmmmmmmmmmmmmmm
lan olm siz ne sininz böyle soyadınız hep says olm siz kaç kardessiniz
sıcak saatler geciyor …….+18
çOK Saçma anALTMış