Cenab Şahabeddin Kimdir-Hayatı-Biyografisi-Eserleri



(d. 1870, Manastır – ö. 12 Şubat 1934, İstanbul)

Servet-i Fünun şiirinin önde gelen temsilcilerinden. Babasının Plevne’de şehit düşmesinden sonra ailesiyle birlikte altı yaşında İstanbul’a gitti. 1880’de Gülhane Askeri Rüştiyesi’ni bitirdi. Tıbbiye İdadisi’nden sonra Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’yi (Askeri Tıbbiye) bitirerek hekim yüzbaşı

oldu (1889). Paris’te dört yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı (1889-93). Yurda döndükten sonra Karantina İdaresi’ne girdi. Mersin’de, Rodos’ta, Cidde’de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1908’de Meclis-i Kebir-i Sıhhi üyeliğine getirildi. Daire-i Umur-ı Sıhhiye müfettişiyken kendi isteğiyle emekli oldu (1914). istanbul Darülfünunu’nun Edebiyat Fakültesi’nde müderris olarak Fransızca, Batı ve Osmanlı edebiyatı dersleri verdi (1914-22). Kurtuluş Savaşı yıllarında Kuva-yı Milliye’ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrenciler tarafından bu görevinden ayrılmaya zorlandı (1922). Daha sonra Cumhuriyet değerlerine inancını belirten yazılar yayımladıysa da, yaşadığı sürece bir daha ön plana çıkamadı. Bu dönemde yalnız edebiyatla uğraştı ve Fransızca sözcüklerin tam karşılıklarını bulmaya çalıştığı bir sözlük hazırladı. Ölümü nedeniyle bu sözlük yarım kaldı.İlk şiiri 1885’te Saadet gazetesinde yayımlanan Cenab Şahabeddin önceleri Muallim Naci’nin etkisi altındaydı. Daha sonra Gülşen dergisinde çıkan şiirlerinde ise Recaizade Ekrem’den ve Abdülhak Hamid’den esinlenerek Batı şiirine yöneldi. 1886’da Leskovikli Hayreddin’le birlikte Sebat adlı bir dergi çıkardı.Paris yılları Cenab Şahabeddin’e Fransız şiirini yakından tanıma olanağı verdi. O yıllarda Fransız şiirinde simgecilik ve Parnasçılık etkiliydi. Cenab Şahabeddin yıllar sonra, yaşamını anlattığı bir mektupta Verlaine’i çok sevdiğini, Mallarme’yi pek anlayamadığını, en çok da Parnacılardan etkilendiğini belirtmişti.İstanbul’a döndükten sonra Mekteb’te yayımladığı şiirler Paris deneyimlerinin katkılarıyla doluydu. Artık eski etkilerden iyice sıyrılmıştı. Servet-i Fünun dergisine de şiirler, yazılar yazmaya başladı. Bu derginin çevresindeki yenilikçi bütün genç sanatçılar, özellikle de Tevfik Fikret onun zekâ ve buluş gücünü alkışladılar.

Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun’un ilk üç adından biri olan Cenab Şahabeddin, gelenekçilerce şiiri en çok eleştirilen, kendisine en çok saldırılan sanatçı oldu. Tevfik Fikret’in siyaset ve toplum konularına, düşünsel alana girmesine karşılık o, bireysel bir şiiri en uç noktalara götürdü, Edebiyat-ı Cedide’nin en aşırı örneklerini verdi. Şiirlerinde kullandığı imgeler “sâât-ı semanfâm”, “çeng-i müzehhep”, “nay-ı zümürrüt” gibi deneyimler, İstanbul sanat dünyasında büyük gürültülere yol açtı.Cenab Şahabeddin için şiir, “nesir-musiki”ydi. Bunun sağlanması için de uzun ve kısa heceleri uyumlu biçimde kullanmak şarttı. O uyumu en iyi kurduğu iki şiiri

“Yakazat-ı Leyliye” ve “Elhan-ı Şita”dır. Bu tür şiirlerinde sözü, dünyanın ve yaşamın iyice ötesinde bir varlık olarak ve ezgi halinde yeniden gerçekleştirmiştir. Ona göre şiir, okurda “tatlı bir hülya” uyandırırsa başarılı olur.Cenab Şahabeddin Ahmed Mithat’ın kendisine saldırdığı bir yazısı üzerine onunla giriştiği “dekadanlar” tartışmasından sonra sık sık eleştiri yazıları da yayımlamaya başladı. Bu tür yazılarında kendi sanat görüşünü sürekli olarak geliştirip açıklama olanağı buldu. Bazı yazılarını Raik Vecdi takma adıyla yayımladı. Düzyazıları inceliklerle dolu, iyimserliğe, biraz da alaycılığa dönük ürünlerdir. Bunlarda çok süslü, oynak bir üslup kullanmıştır.Cenab Şahabeddin’in büyük yanılgısı dilde olmuştur. Arkadaşları gibi, o da, yaşamayan, (Ataç’ın deyimiyle) “olmayan” bir dilde yazma çabasından vazgeçmemiştir. Bu yüzden yapıtları her yeni okur kuşağıyla birlikte daha az anlaşılır olmuştur. Milli Edebiyat hareketine ve hece ölçüsüne karşı çıkarken şiirsel açıdan değilse de, dil açısından sağlam dayanaklardan yoksundur.İlk şiirlerini derlediği Tâmâftan (1887) başka şiir kitabı yoktur. Ama bütün şiirlerini bir kitapta toplamayı taşarlamış ve bu yapıta bir de ad düşünmüştür: Evrak-ı Ley al. Şiirleri ölümünden sonra ilk kez 1934’te Sadettin Nüzhet Ergun’un Cenap Şahabeddin, Hayatı, Eserleri ve Seçme Şiirleri, 1984’te de M. Kaplan, İ. Enginün, B. Emil, N. Birinci ve A. Uçman’ın hazırladıkları Cenab Şahabeddin’in Bütün Şiirleri adlı kitaplarda toplanmıştır.

ÖBÜR ÖNEMLİ YAPITLARI: Tiyatro. Körebe(1917).Düzyazı. Hac Yolunda (1909), Evrak-ı Eyyam (1915), Afâk-ı Irak (1917). Avrupa Mektupları (1919), Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri(1918),Vilyem Şekispiyer (1931).

VN:F [1.9.22_1171]
Bu yazının aldığı puan
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Cenab Şahabeddin Kimdir-Hayatı-Biyografisi-Eserleri, 10.0 out of 10 based on 1 rating

Yorumunuzu bırakın