BATI EDEBİYATINDA AKIMLAR

  • Edebiyat akımı nedir ? TIKLA
  • Batı edebiyatında akımlar TIKLA

  • Cumhuriyet sonrası Türk akımlarını görmek için TIKLA
  • Türk edebiyatı ve dünya sanatlarına etkileri bakımlarından akımların başlıcaları:

    Hümanizm, Romantizm Realizm , Natüralizm , Sembolizm , Parnasizm , Gerçeküstücülük ve Varoluşçuluk’tur.

    Bu akımların çoğu Fransa’da gelişmiştir.

    HÜMANİZM : (Humanisme)Hümanizm , felsefi dilde ve günlük konuşmada insancılık yanı kişiler arasında ırk ve din farkı gözetmemek , bütün insanlığın hayrını düşünmek gibi anlamlara gelir.Burada ise Hümanizm , edebiyatta Rönesans (uyanış , yeniden doğuş)yerine kullanılmıştır.
    Ümanizm , eski Yunan ve Latin edebiyatlarını yeni bir sevgi ile ihya etmeye çalışan ve 14. İle 16. yüzyıl arasında başlıca Avrupa ülkelerinde benimsenmiş olan genel bir edebiyat akımıdır:
    Geniş ma’nada Rönesans gibi edebi ümanizm de İtalya’da doğmuştur.Hıristiyan Ortaçağ , puta tapıcı (Paien , paganus)Yunan-Latin düşünüş ve sanatı ile bütün bağlarını koparmıştı.Bin yıl süren bu skolastik devrede eski kitapları okumak büyük günah , kafirlik sayılıyordu.Fakat İtalya’da devlet ve kilise dili hala Latince idi.Bazı seçkin ilahiyatçılar ,eski edebiyat ile temaslarını gizli açık sürdürüyorlardı.
    Bu yüzden Umanizma’nın ilk belirtileri daha 14. yüzyıl başlarında İtalya’da görüldü.Dante (1265-1321) Petrarca (1304-1371) ve Boccacio (1313-1373) bu akımın
    İtalya’daki büyük temsilcileri oldular.Ümanizma , şu sayılan İtalyanlar kadar büyük temsilcileri sonra gelen yüzyıllarda , başka hiçbir ülkede yetiştirmemiştir.


    Ümanizmanın oluş sebebleri ikidir :Kilise ve devlet baskısına dayanan ortaçağ zihniyetine karşı hür düşüncenin tepkisi ve klasik Yunan-Latin edebiyatlarınaduyulan hayranlık.


    Ümanizma Grek-Latin kültür çağına köklü ve samimi bir yönelişi ifade eder, burada özlenen zevk Grek ve Latin edebiyat ve sanat eserlerinde yaşyan zevktir.
    Antikite (Antiquite , eski çağ) o kadar büyük bir tutku ile sevilir ve bu akımın temsilcileri eski çağın tesiriyle öylesine büyülenmiş , mest olmuşlardır ki , yalnız eski ustalara hayran olmakla kalmayıp bulundukları Hıristiyan ortaçağını yıkmak da istemişlerdir.Nitekim Ph. Monnier ‘nin tarifine göre Ümanizmin asıl mefküresi Hıristiyan ruhunu , hıristiyanca düşünüş ve davranışları ortadan kaldırmaktır.
    Bunlardan başka , matbaanın icadı , yeni coğrafi keşifler , şehirlerin zenginleşmesi ile artan refah , seyahatler , savaşlar ve İspanya’da gelişen İslam medeniyeti , Ümanizmanın doğuşunu hızlandıran sebeblerdir.


    Ümanist akımın temel görüşleri


    Ortaçağ’ın sırf hıristiyanlığa dayanan yorum tarzından , kuru iskolastik mantığından bıkmış olan yeni topluluklar , karşılarına çıkan bir alay meseleyi çözmek tabiata ve hayata doğru bir hamle yapmak ihtiyacı ile eski filozofların görüş-
    lerine ve eski sanatçıların zevkine sarıldılar.Sanat ve düşünce aleminde derin bir paganizma zevki (çok tanrılı devir)hayranlığı başladı.


    Eskiler gibi yazmak hevesi , yeni şairleri milli halk edebiyatından uzaklaştırıp beşeri olmaya zorladı.Yunan – Latin mitologyası Hıristiyanlıkla kaynaştı.Eskilerin taklidi , yazarlarda , biçim ve üslüp endişesi doğurdu.Üslup ve zevkte yetkinlik kaygısı , Ümanizmanın temellerinden biri oldu.
    Eski edebiyatların zengin hayal dünyaları ve kuvvetli hayat felsefeleri karşısında Hıristiyanlık inancı sarsıldı , din baskısı azaldı , edebiyat milli hayattan uzaklaştı.
    Ümanizm , İtalya’dan başlayarak , İspanya , Portekiz , Fransa , İngiltere , ve Almanya’da az çok birbirine benzeyen edebiyatlar doğmasını sağladı.Hepsi İtalyan ümanistlerinin ilhamlarıyla canlanan bu görüşler 15. ve 16. yüzyıllarda , adı geçen milletlerin edebiyat dillerini kurdu ve geliştirdi.
    Ümanizm İtalya’dan sonra en büyük temsilcilerini Fransa’da çıkarmıştır.


    Rabelais (1490-1553) Montaigne (1533-1592) ve Ronsard (1524-1585) Ümanist görüşün zaferini Klasizme kadar sürdürmüşlerdir.
    Francesco Petrarca’dan (1304-1374)


    HAZİN YOLCULUK
    Kırlardayım yalnız ve düşünceli,
    Yürüyorum yavaş , ölçülü , ağır
    Kumlarda belki insan izi vardır,
    Üstlerine basmadan yürümeli,

    Kimseler bilmesin diye halimi
    Kendim kendisini böyle savunur
    Dışımdan içimin hali okunur
    İçim alev alev , içim besbelli.


    KLASİK AKIM : (Classicisme)


    Latince classicus kelimesi seçme anlamına gelir.Sonradan , Latince ve grekçeyi iyi yazmak ve öğretmek için okutulan örnek eserlere denildi.Bugünde üstünden çağlar geçtiği halde değerini yitirmeyen şaheserlere ;bir ilim veya sanat dalında doğruluğu kesinlikle benimsenmiş kurallara , ana dilini en güzel yazan sanatçılara ve onların yazılarına ;okullarda öğretilen kesin bilgilere vb. klasik sıfatı veriliyor.Hangi
    ma’naya alırsak alalım , klasik teriminin özünde kurallara sımsıkı bağlılık ve yetkinlik (mükemmeliyet) kavramı vardır.Klasikler , ferdi ve şahsi olandan çok genel üzerinde durmaktadır. Burada Klasik terimi , özellikle 17. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da gelişmiş olan bir akım için kullanılmaktadır.17. ve 18. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya ya-
    yılmış olan Klasizm , iddiasına en uygun örnekleri 1650-1700 yıllarında Fransa’da vererek Ümanizma’nın daha şuurlu ve kurallı bir devamı olmuştur.

    VN:F [1.9.22_1171]
    Bu yazının aldığı puan
    Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
    VN:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)

    Pingback: Türk edebiyatında akımlar | Kitap özetleri,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları

    Yorumunuzu bırakın