And Kitap Özeti -Ömer Seyfettin-

Kitabın adı: And

Kitabın yazarı: Ömer seyfettin

Kitabın özeti:

Hayata gözlerimi açtığım şehir olan Gönen, benim için uzun yıllardan bu yana bir daha hiç ziyaret edilmemiş, geçmişte kalan silik bir hatıra şimdilerde. Orada yaşadığımız ev ile okuduğum okula dair sahneler anılarımda kalan ise yalnızca.

Ortasında dikkat çekecek kadar beyaz renkte olan evimizin bulunduğu geniş bir bahçe ve ev işlerimizde bize yardımcı olan Abil Abla’nın geceleri bana anlattığı masallarda yer alan ve pek çok gece rüyalarıma girerek beni ürküten o korkulu ayı…

Okuldan aklımda kalanlar ise, tek katlı ve boya ya da badanası olmayan, ufak bahçesinde hiç ağaç bulunmayan, üstü kapalı bir avluya sahip bir okul olduğu. Tüm kız ve erkek talebeler ise hep birlikte okur ve oyunlarını beraberce oynarlardı. Oldukça yaşlı ve “Büyük Hoca” olarak tabir ettiğimiz bir kadın öğretmen ve bir de onun “Küçük Hoca” dediğimiz, biraz aptal bir oğlu vardı. Kızlar bana “Ak Bey” ismini takmışlardı. Saçlarımın beyaz olmasından dolayı beni bu isimle anıyorlardı herhalde.

Bir suç işlediklerinde okulda talebeler dayakla cezalandırılırlardı. Cezanın şekli ise genellikle falaka idi. Suçlu bulunan kızlar bile falakaya yatırılırlardı. Ben bu tür bir cezaya hiç maruz kalmadı isem de, suçum olmayan bir nedenden ötürü Büyük Hoca tarafından bir kez kulağımın çekilmiş olduğunu hatırlıyorum. Bu olaydan ötürü çok üzülmüş ve bir hayli göz yaşı döktüğüm geliyor aklıma şimdi. Sonrasında ise kulağımın çekilmesi ile ilişkili şuçta asıl kabahati bulunan çocuğu bulmuştum. Çocuk bana, “musluğu Ali kırdı fakat o oldukça güçsüz ve falaka cezasını kaldıramaz ve belki de ölür. Ali ile ikimizin andı vardır. O şimdi hasta fakat ben oldukça güçlüyüm. Onu bu cezadan kurtarmak için yalan söyledim ve işte onu kurtardım” demişti.  Kan kardeşleri birbirlerini böyle zor durumlarda bu şekilde savunuyorlardı demek ki ve benim de kan kardeşim olsa idi, böyle bir olay olduğunda başıma gelebilecek şeylere karşı o da beni koruyacaktı. Bu olaydan sonra okulda çok büyük bir yalnızlık duygusuna kapılmıştım. Anneme gitmiş ve bir arkadaşımla and içmek istediğimi söylemiştim ona. Annem ise bana, “böyle münasebetsiz şeyler istemiyorum, bu isteğinden derhal vazgeç ”, diyerek bu istediğime bir hayli olumsuz bir tepki ile yanıt vermişti.

Ne var ki ben onun sözlerine hiç kulak asmamıştım, çünkü birisi ile and içmeye kararlı idim, fakat bunu kiminle yapacağımı bir türlü bilemiyordum. Sonunda ise kan kardeşi olacağım kişi şans eseri karşıma çıkmıştı. Mıstık adında ve bu addan dolayı kızların kendisi ile sürekli alay ettikleri bir çocuk vardı. Herkesten daha güçlü idi, yarış yaptığımızda da diğer tüm çocukları geçerdi ve vücudunun her yeri etli etli ve tombuldu.

Günün birinde ağaçtan  yarış atlarımızı hazırlarken elimde tuttuğum çakı aniden kaydı ve şahadet parmağımı kesti. Tabi parmağım kanamaya başladı. Bunun üzerine o an zaten yanımda olan Mıstık’a da kanını akıtmasını söyledim. Mıstık da kanını akıttı ve daha sonra ise kanayan yerlerimizi birbirine değdirerek damarlarımızdaki kanı birbirine karıştırdık ve kanayan yerlerimizi karşılıklı olarak emdik.

Bu olayın ardından seneler geçmiş ve ben Mıstık ile kurduğumuz kan kardeşliğini hemen hemen unutmuştum. Mıstık’la okuldan çıktığımız bir gün yan yana yürürken önümüzde aniden elinde sopalar olan adamların kovalamakta oldukları kapkara bir köpek çıkıverdi. Mıstık bana, hemen kendisinin arkasına saklanmamı söyledi ve dosdoğru bize doğru koşan köpekle çarpıştı. Köpekle adeta boğaz boğaza gelmişti Mıstık, ben ise korkudan tir tir titriyordum. Eline sopalar olan adamlar koşarak yetiştiler hemen ve köpek kaçarak oradan uzaklaştı. Adamlar Mıstık’ı evine götürürlerken, ben de koşarak eve gittim ve başımıza gelenleri aileme aktardım.

Mıstık bu olaydan sonraki gün ve daha sonraki günler okula bir daha hiç gelmedi. Bir gün gelecek ümidi ile okula her gittiğim gün, onu yine de okulda göremiyordum. Sonra bir gün duyduk… Mıstık, köpeklerle olan mücadelesinde aldığı ağır yaralar nedeni ile ölmüştü.

Mıstık’ın ismi her söylendiğinde ve O’nunla kan kardeşi olduğum gün elimde açılmış olan yara izi aklıma geldiğinde, hiç farkında olmadan sol elimin şahadet parmağına bakarım. Parmağımdaki bu küçük yara izinin mukaddes bir hatıra olduğunu düşünürüm hep. Beraberce içtiğimiz ant için, beni kurtarmak için ölen o kahraman kan kardeşimin sıcaklığını ve sevgisini hissederim. O kudurmuş, kocaman köpekle çarpışarak beni koruyan yiğit bir aslanın hayalini görürüm

VN:F [1.9.22_1171]
Bu yazının aldığı puan
Rating: 6.7/10 (107 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +11 (from 31 votes)
And Kitap Özeti -Ömer Seyfettin-, 6.7 out of 10 based on 107 ratings
ııkk
Şubat 12th, 2013 at 5:04 am

mbehyefhzdkx

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -11 (from 19 votes)
ııkk
Şubat 12th, 2013 at 5:26 am

süper

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -3 (from 19 votes)
Kubi
Mayıs 7th, 2013 at 11:43 am

ya herşey iyide çok uzun

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 22 votes)
misafir
Ekim 31st, 2013 at 1:06 pm

uzuuuuuun :(

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -2 (from 18 votes)
esila krmn
Şubat 10th, 2014 at 8:53 am

çok uzun yaaa kitabı yazındemedik

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -5 (from 15 votes)
seda
Şubat 25th, 2014 at 4:24 am

ömer seyfettini okumuyorum neden bilmiyorum ama ömer seyfettin in kitapları bana çok sıkıcı geliyor

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: -5 (from 17 votes)
fatmanur
Mayıs 12th, 2014 at 6:49 am

çok güzel

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
gfbsgb
Mayıs 29th, 2014 at 4:09 am

anananannanan

VA:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)

LEAVE A COMMENT