<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; Makaleler</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-kategorileri/makaleler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Aug 2010 15:54:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hedefler ve rüyalar arasında ki fark</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hedefler-ve-ruyalar-arasinda-ki-fark.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hedefler-ve-ruyalar-arasinda-ki-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 18:39:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[hedeflere ulaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel başarı]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl başarılı olunur]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite sınavını kazanmak için]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=10543</guid>
		<description><![CDATA[

Adam metrodan iniyor ve önünden onunla birlikte inen üç kişi dikkatini çekiyor.En öndeki koşarcasına gidiyor.Adam içinden “ Bu adam kesinlikle başarılı bir insandır.Baksanıza zaman kaybetmemek için nasıl da koşuyor” diye geçiriyor.
Onun arkasındaki ikinci adam için “Bu adam diğeri kadar olmasa da yine de başarılıdır.Zira o sallana sallana yürüyen adam için içinden “Bu kesinlikle hiçbir iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p>Adam metrodan iniyor ve önünden onunla birlikte inen üç kişi dikkatini çekiyor.En öndeki koşarcasına gidiyor.Adam içinden “ Bu adam kesinlikle başarılı bir insandır.Baksanıza zaman kaybetmemek için nasıl da koşuyor” diye geçiriyor.</p>
<p>Onun arkasındaki ikinci adam için “Bu adam diğeri kadar olmasa da yine de başarılıdır.Zira o sallana sallana yürüyen adam için içinden “Bu kesinlikle hiçbir iş başaramaz” diye düşünürken diyor ki “O an fark ettim ki hepsinin en arkasında yürüyen benim.”</p>
<p>Eğer birilerinin önde gittiğini görüyorsak muhtemelen biz en arkadayızdır.O yüzden kimin nasıl yürüdüğüne değil kendimizin nasıl yürüdüğüne bakmamız da fayda var.</p>
<p>Bir şeyleri istemek,bir şeyleri hedeflemek,bir şeyleri planlamak,eğer o istikamette bir adım atmıyorsak, hiçbir anlam taşımayacaktır.Oturduğumuz yerden “armut piş ağzıma düş” olmaz ve olmayacaktır.Yapılması gereken tüm hazırlıklar yapılınca hemen bir adım atmaktır.Atılacak bu ilk adım bir sonrakinin o da bir sonrakinin tetikleyicisi olacaktır.Biz yeter ki bir adım atalım ve samimiyetimizi ifade etmiş olalım.Olaylar kendini bize doğru çevirmeye başlayacaktır.Ve evrensel güç,şartları bizim için hazırlayacaktır.</p>
<p>Yapmamız gereken ilk adım korkusundan kurtulmak ve harekete geçmektir.”Sizi durduran tek şey kendi kendinize ürettiğiniz korkularınızdır.Fazla düşünmeyin hemen harekete geçin”</p>
<p>“Ne yapabilirseniz,ya da neyi yapabileceğinizi düşlerseniz,hemen başlayın.Cesaret,üstün yetenek,güç ve sihirle bezenmiştir.Haydi,hemen şimdi başlayın.” Demiş Goethe..</p>
<p>Hedeflerin belirlenmesi,stratejilerin planlanması gibi aşamalarda zaten yeterince düşünmüş olmalısınız.Artık eylem zamanının geldiği yerde fazla düşünmeyin.Zira hedefleri rüyalardan ayıran tek şey eylemdir.Ancak bekledikçe sizi bazı bahaneler sarmaya başlayabilir.Çünkü “her başarısız insanın mutlaka bir mazereti,her başarılı insanın mutlaka cesur bir hareketi vardır.”</p>
<p>Koşan adam yürüyen adamı geçer.Yürüyen adam ise ancak duran adamı geçer.Duran adam ise sadece ters istikamete gideni geçebilir.Yerinde durmak veya yerinde saymak belki terse gitmekten iyidir ama bize bir artı katkısı yoktur.</p>
<p>Koşan adam hedefine kitlenmiş ve kendini ona adamış,gözü hedefinden başka bir şey görmeyen adamdır.<br />
Yürüyen adam hedefi için eyleme geçmesi gerektiğine inanmış ve bir şeyler yapmaya çalışan adamdır.<br />
Duran adam ise hedef sahibi olmayı yeterli gören veya kendini hedefi var zanneden adamdır.<br />
Tersine gideni tarife gerek yok zira o tamamen kayıptır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hedefler-ve-ruyalar-arasinda-ki-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmek ve Değiştirmek-kişisel gelişim</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/degismek-ve-degistirmek-kisisel-gelisim.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/degismek-ve-degistirmek-kisisel-gelisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 18:17:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[depresyondan kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=10541</guid>
		<description><![CDATA[

Performansımızı artırarak birçok olumsuzlukları düzeltebiliriz.Ve kendimizi geliştirebiliriz.Zira başarı için buna ihtiyacımız var.Hele hele hedefi daha büyük olanlar varsa..Dünyayı değiştirmeyi düşünenler varsa işte onların özellikle performanslarını artırmaları şarttır.
Peki,nasıl olabilir? Yani bu dünyayı nasıl düzeltebilirler?
Bir Pazar sabahı baba dinlenmek ve bu günü kendine ayırmak isteğiyle gazetesini almış ve koltuğuna kurulmuştu.Çocuk koşarak geldi ve “baba beni bugün sinemaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p>Performansımızı artırarak birçok olumsuzlukları düzeltebiliriz.Ve kendimizi geliştirebiliriz.Zira başarı için buna ihtiyacımız var.Hele hele hedefi daha büyük olanlar varsa..Dünyayı değiştirmeyi düşünenler varsa işte onların özellikle performanslarını artırmaları şarttır.<br />
Peki,nasıl olabilir? Yani bu dünyayı nasıl düzeltebilirler?</p>
<p>Bir Pazar sabahı baba dinlenmek ve bu günü kendine ayırmak isteğiyle gazetesini almış ve koltuğuna kurulmuştu.Çocuk koşarak geldi ve “baba beni bugün sinemaya götürecektin” dedi.Baba içinden “eyvah” dedi.Tatil fikri yatmak üzereydi.Birden aklına bir fikir geldi.Bir gazetenin yanında bir dünya haritası vermişlerdi.Baba haritayı aldı ve iyice parçaladıktan sonra oğluna “ bu haritayı düzeltirsen götürürüm “ dedi.Oğlanı odasına gönderdi.İçinden “ değme coğrafyacı gelse akşama kadar düzeltemez” diye düşünüyordu.</p>
<p>Oğlu on dakika sonra geldi “baba düzelttim” dedi.Baba şaşırmış ve görmek istemişti.Oğlunun odasına gittiler ve adam gerçeği görünce şaşkınlık içinde sordu “ oğlum nasıl yaptın” dedi.Oğlu “baba verdiğin dünya haritasının arkasında bir insan vardı,insanı düzelttim dünya kendi kendine düzeldi.”</p>
<p>Evet,insanı düzelttin dünya zaten düzelir.Dünyayı düzeltmek isteyen insanı düzeltsin,insanı düzeltmek isteyen kendini düzeltsin yeter.Aslında iş bizde bitiyor.Kendini düzeltmeyi göze almayan hiçbir şeyi düzeltemez.Kendini değiştirmeyen hiç kimseyi değiştiremez.Kendini geliştiremeyen hiç kimseyi geliştiremez.</p>
<p>Ama sizler zaten bir güneş olmaya adaysınız.Yeter ki isteyin.Unutmayalım ki bizler doğduğumuzda ağlıyorduk ama çevremizdekiler gülüyorlardı.Öyle bir hayat yaşayalım ki bizler öldüğümüzde gülerken,çevremizdekiler ağlasınlar.İşte bunun yolu performansımızı artırmak ve fark ettirmek.</p>
<p>İçinizde mutlu olmayı istemeyen var mı? İçinizde başarılı olmayı istemeyen var mı? Olmadığını zannetmiyorum.Bu güç içimizde var.Gelin şimdi gerçek gücümüzü fark edelim.Şimdi lütfen sağ elinizi havaya kaldırın ve avucunuza odaklanın.Avucunuzdaki o gücü hissetmeye çalışın.Şimdi yavaş yavaş elimizi kapalı yumruk yapalım.Şimdi iyice sıkın yumruğunuzu.Nasıl,daha güçlü değil mi?</p>
<p>Sizi hiç köpek kovaladı mı? Bunu daha önce bir arkadaş grubumda sordum ve bir arkadaşım heyecanla anlatmaya başladı.Dedi ki “beni köpek kovaladığında yaklaşık iki metre yükseklikteki bir duvara nasıl çıktığımo bilemiyorum” Hemen sordum “normal zamanda olsa çıkabilir miydin?” “hayır “ dedi.Belki sizlerde böyle durumlarla karşılaştınız.</p>
<p>Seyit onbaşıyı hepiniz hatırlayacaksınız.O mermiyi kaldırmasını daha sonra istediklerinde yapamamıştı.İşte biz içimizde potansiyel bir güce sahibiz ama açığa çıkartılması oldukça zor.Bizler bunun yolunu aramalı ve bu gerçek performansı açığa çıkartmalıyız.<br />
Bizler değişim gücüne sahibiz.Değişemiyorsak bunun sebebi,bu güçten habersiz olduğumuz için isteksiz davranmamızdır.<br />
“Bir böceğin hayatı” filminde bir grup karıncanın hayatı ele alınmaktadır.Karıncaların çekirgelere haraç olarak yiyecek toplamak zorunda oldukları bu çizgi film tamamen bir mücadele ve değişim içeriklidir.Herkese tavsiye ederim.</p>
<p>Orada bir sahne var.Karınca Frig bir icatta bulunur.Tek tek topladıkları ve bir karıncanın her seferinde tek bir tane taşıyabildiği yiyecekleri kısa sürede daha fazla toplamak ve daha fazla taşımak için bir makine yapar.Ama nedense müthiş bir tepki alır.Diğerlerine göre boş işlerle uğraşmaktadır.Özellikle yaşlılar kızarak “bırak o acayip şeyi de sende herkes gibi sıraya geç ve yiyecek topla” derler.”Biz larvalığımızdan beri böyle toplarız” diye de değişme olan kapalılıklarını ortaya koyarlar.<br />
Yine aynı filmin bir başka sahnesinde karıncalar ellerinde yiyeceklerle ilerlerken, tabii ki tek sıra halinde,yukarıdan bir yaprak sallanarak yavaşca sıranın tam ortasına düşer.Yaprağın arkasında kalıp sıradan kopanları bir korku alır.”Eyvah kaybolduk” diye bağırmaya başlarlar.O sırada bunu gören tecrübeli ve daha yaşlı bir karınca koşarak gelir ve “telaşlanmayın,sakin olun” diye telkinde bulunur.”Şimdi yaprağın etrafında dolaşacağız” der.”Yapamayız” deyince diğer karıncalar,tecrübeli olan “saçma… şimdi gözlerime bakın ve yavaş yavaş hareket edin” diyerek yavaşca grubu yaprağın etrafından dolaştırıp tekrar sıraya kavuşturur.Bu büyük bir başarıdır.</p>
<p>Aslında bu tip problemler tek düze gidişatta bir değişim zamanının ifadesidir.Ama biz bunu mahvolmak gibi algılayabiliyoruz.Şanslıysak bir tecrübeli karınca da bizi bulur ve yola tekrar döneriz<br />
İçimizdeki mevcut potansiyeli açığa çıkartmaktan korkmayalım.Bu potansiyel değişimin vazgeçilmez yakıtıdır.Yeter ki isteyelim.İstersek çok şeyi başarabilir ve değişebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/degismek-ve-degistirmek-kisisel-gelisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paul Yarrow-O bir canlı yayın bağımlısı</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/paul-yarrow-o-bir-canli-yayin-bagimlisi.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/paul-yarrow-o-bir-canli-yayin-bagimlisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 08:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[canlı yayın bağımlısı]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Yarrow]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon bağımlısı]]></category>
		<category><![CDATA[tv balımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=8613</guid>
		<description><![CDATA[

Paul Yarrow sıradan bir  televizyon bağımlısı değil  aslında Tv bağımlısı  dememiz bile yanlış olur  çünkü kendisi sürekli dışarda bir canlı yayın ekibi  aramakta  
Paul Yarrow &#8216;u  farklı  kılan hiç bir yayın kuruluşunda çalışmamasına  rağmen 100&#8242;den fazla  canlı yayında kendisini görüyor  olmamızdan kaynaklanıyor ,bazen telefonla konuşurken bazen bir  cenazede bazen gazete okurken bazende ekrana bakarken. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/paul-yarrow" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Paul Yarrow">Paul Yarrow</a> sıradan bir  televizyon bağımlısı değil  aslında Tv bağımlısı  dememiz bile yanlış olur  çünkü kendisi sürekli dışarda bir canlı yayın ekibi  aramakta <img src='http://www.kitap-ozet.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/paul-yarrow" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Paul Yarrow">Paul Yarrow</a> &#8216;u  farklı  kılan hiç bir yayın kuruluşunda çalışmamasına  rağmen 100&#8242;den fazla  canlı yayında kendisini görüyor  olmamızdan kaynaklanıyor ,bazen telefonla konuşurken bazen bir  cenazede bazen gazete okurken bazende ekrana bakarken. Aslında Tv yapımcıları kendisinden şikayetçi olsada özellikle komedi prgogramları ile  önemli sayılabilecek bir şöhrete de imza attı kendisi. Şimdi  dilerseniz o görüntülere bakalım.</p>
<p><object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe7h9l?additionalInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xe7h9l?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b></b><br /><i>Y&uuml;kleyen</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/paul-yarrow-o-bir-canli-yayin-bagimlisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Çaresizlik</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ogrenilmis-caresizlik.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ogrenilmis-caresizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 19:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenilmiş Çaresizlik]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenilmiş çaresizlik örnekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=8607</guid>
		<description><![CDATA[


Çocuklarınızın ellerine vuruyorsunuz,”sen yapamazsın” diye.Bir zamanlar bizim de ellerimize vurulduğu gibi.”Sus sen bilmezsin” diyorsunuz,bizim de bir zamanlar bilmezliğimize hükmedildiği gibi.”Sen anlamazsın” diyorsunuz,bizim de anlamazlığımızın yüzümüze vurulduğu gibi.

Sonrasında toplum başlıyor denetlemeye.”Aykırı gitme ezilirsin” deniliyor,bize de dendiği gibi.Biz de ezilmemek için hep uyum halinde oluyoruz,bu uyum bizi silikleştirse bile.

“Eski köye yeni adet çıkarma” denildi,biz tüm yeni adetlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><!-- 		@page { margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } --></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8608" title="ogrenilmis_caresizlik" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/07/ogrenilmis_caresizlik-150x150.jpg" alt="ogrenilmis_caresizlik" width="150" height="150" />Çocuklarınızın ellerine vuruyorsunuz,”sen yapamazsın” diye.Bir zamanlar bizim de ellerimize vurulduğu gibi.”Sus sen bilmezsin” diyorsunuz,bizim de bir zamanlar bilmezliğimize hükmedildiği gibi.”Sen anlamazsın” diyorsunuz,bizim de anlamazlığımızın yüzümüze vurulduğu gibi.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Sonrasında toplum başlıyor denetlemeye.”Aykırı gitme ezilirsin” deniliyor,bize de dendiği gibi.Biz de ezilmemek için hep uyum halinde oluyoruz,bu uyum bizi silikleştirse bile.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">“Eski köye yeni adet çıkarma” denildi,biz tüm yeni adetlerin keşfini başkalarına bıraktık.Bıraktık ama o başkalarının yeni adetlerini eski köyde kullanmaktan da hiç geri kalmadık.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">“Sus küçüğündü,söz büyüğün.” “Büyüklerimiz daha iyi bilirdi” hep.Hep sustuk ve bizdrn büyükler veya büyük zannettiklerimiz konuştu.Konuştu konuştu da bu arada susa susa , konuşmayı unuttuk.Bir gün bir söz söylememiz gerekti,bir gün kendimizi,hakkımızı ifade etmemiz gerekti,ama biz yapamadık.Yine sustuk.”Söz gümüş ise süküt altındı” ama biz gümüşü dahi göremedik.Her nedense biz susarak altına taliptik ama yine de altını konuşanlar götürdü.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Toplumda top yekün bir çaresizlik öğretme kampanyası var sanki.Daha iyi bildiğini zannedenler geriden gelenlerin ne düşündüklerine bakmadan ilgilenmeden dayatıyorlar ve bu dayatma bize “öğrenilmiş çaresizlik” olarak dönüyor.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Bunları bu gün biz de yapıyoruz,dün hep bizlere yapıldığı gibi.Artık hareketlerimiz zamanla kısıtlanır hale geliyor ve en ufak meşru ama sanki çizgi dışında gibi görünen hareketlerden bile korkar,yapamaz hale geliyoruz.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Hayvanat bahçelerinde fillere rastlamışsınızdır sanırım.Kocaman fil ve ayağında bağlı ona göre incecik bir ip.Ayağını biraz hızlı çekiverse koparır atar.Ama o nedense o ipi koparamaz.Çünkü ayağını o kadar hızlı çekmez.Daha küçük bir yavru iken ayağına bağlanan o ipi yavru haliyle koparamadığı için yıllarca buna alışır.O ipi koparamayacağına dair bir inanç gelişir ve kocaman cüssesine rağmen onu yapamaz.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yine size yapılmış iki çalışmadan bahsedeyim.Bunlardan biri köpek balığı,diğeri ise pirelerle ilgili.Bir akvaryum yaptırılır ve içine bir tane köpek balığı konur.Aç bırakılan bu köpek balığının bulunduğu akvaryum bir cam bölmeyle ikiye ayrılır.Bölmenin boş olanına küçük ama köpek balığının ağzına layık balıklar konur.Zaten aç olan köpek balığı onları yemek için hamle yapar ama aradaki cam bölmeye çarpar.Birçok defalar denemesine rağmen hep çarpar ve yiyemez.Sonunda vazgeçer.Yiyemeyeceğini düşünür,öyle inanır.Aslında çaresizliği,acizliği öğrenmiştir.Sonra o bölme kaldırılır ama köpek balığı,altında,üstünde sağında solunda dolaşan bu küçük balıklara hiç dokunamaz.Zira artık çaresizdir.Daha doğrusu o öyle inanmaktadır.Bu inanç onu açlıktan ölüme kadar götürür.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yine bir başka çalışma pireler üzerinedir.Pireleri alırlar bir kavanoza koyarlar.Pireler normalde iki metre kadar zıplayabilmektedirler.Kavanozun altı hafif ısıtılmaya başlanır.Pireler zıplamaya başlarlar.Ama her seferinde kavanozun kapağına çarpıp geri düşerler.Uzun süren bu gayretten sonra kavanozun kapağı açılarak yine alttan ısı verilir.Artık kapak açık olmasına rağmen pireler ancak kapağa kadar sıçrayabilmektedirler.Onlar da öğrenir çaresizliği.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Lütfen çevremize bakalım ve bize nelerin böyle öğretildiğini görelim.Tabii ki kimseyi toplumuna ters düşmeye ,ahlak değerlerini göz ardı etmeye,usulsüz hareket etmeye davet etmiyoruz.Meşru ama kaçındığımız o kadar çok şeyler var ki sadece onları görelim.Zira hem bizim,hem toplumumuzun geleceğe dokunmak adına buna ihtiyacı var.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">İnternet başındayken annem bu kadar fazla onun başında durma,öldürecek seni dedi ama ben o internette can buldum.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Doğru bildiğini savunmanın neresi yanlış dedim ve muhatabımın gözlerinin içine bakarak doğruyu ve hakkımı konuştum,kimliğimi buldum.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Teamüle göre değil gelişen ve değişen insanlığı hedefledim ona göre çalıştım,ona göre ürettim huzur buldum.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Yeninin derdini eski formüller çözmeyebilir.Bazı konuları zamanın durumuna göre ama tabii ki özden ayrılmadan yorumlamak gerekebilir.Bu durumda kabuğumuzu kırmak ve farklı olmak,belki bazen sıra dışı düşünmek ama her zaman görünen ve bilinen düz mantığın esiri olmamak gerekir.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">
<p style="margin-bottom: 0cm;">Geleceğe uçmak ve ona dokunmak için dışımıza ördüğümüz veya örülen kozayı yırtmak gerekir.Bunun için kendi donanımımız,kendi kaynaklarımız kesinlikle dikkate alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ogrenilmis-caresizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Felsefe ve Mitoloji arasındaki ilişki</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/felsefe-ve-mitoloji-arasindaki-bag.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/felsefe-ve-mitoloji-arasindaki-bag.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 19:04:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinavya mitleri]]></category>
		<category><![CDATA[kurban kesmek]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[mit ve mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mit ve mitoloji nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Trymskvida destanı]]></category>
		<category><![CDATA[yunan mitolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=8604</guid>
		<description><![CDATA[

Felsefe deyince bütünüyle yeni bir düşünme tarzı  anlıyoruz.Bu tarz M.Ö 6.yüzyılda Yunanistan&#8217;da ortaya çıktı.Daha  önceleri insanların bütün sorularına değişik dinler cevap verirdi.Bu  dini açıklamalar nesilden nesle mitler olarak aktarıldı.Bir mit hayatın neden böyle olduğunu,nasıl böyle olduğunu anlatan tanrısal bir öyküdür.
Binlerce yıl dünyanın her yerinde felsefi soruların mitsel açıklamaları  birikip durmuştur.Yunan filozofları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8610" title="mitoloji_din_savas" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/07/mitoloji_din_savas-150x150.jpg" alt="mitoloji_din_savas" width="150" height="150" />Felsefe deyince</strong> bütünüyle yeni bir düşünme tarzı  anlıyoruz.Bu tarz M.Ö 6.yüzyılda Yunanistan&#8217;da ortaya çıktı.Daha  önceleri insanların bütün sorularına değişik dinler cevap verirdi.Bu  dini açıklamalar nesilden nesle <strong>mitler</strong> olarak aktarıldı.Bir mit hayatın neden böyle olduğunu,nasıl böyle olduğunu anlatan <em>tanrısal bir öyküdür</em>.</span></p>
<p>Binlerce yıl dünyanın her yerinde felsefi soruların mitsel açıklamaları  birikip durmuştur.Yunan filozofları insanların bunlara güvenmemesi  gerektiğini ispat etmeye çalıştılar.</p>
<p>İlk filozofun nasıl düşündüğünü anlamak için mitsel bir dünya görüşüne  sahip olmak ne anlama geliyor,bunu kavramak zorundayız.Bunun için çok  uzaklara gitmek gerekmiyor.<em><strong>İskandinavya&#8217;dan birkaç mitsel düşünce örneği verelim.<br />
</strong></em><br />
Mutlaka <strong>Çekiçli Tor</strong>&#8216;dan bahsedildiğini duymuşsunuzdur.Norveç&#8217;te  Hristiyanlık yayılmadan önce,Norveçliler Tor&#8217;un iki teke tarafından  çekilen bir arabayla gökyüzünde dolaştığına inanıyorlardı.Çekici  salladığı zaman şimşekler çakar,fırtınalar oluşurdu.&#8221;Fırtına&#8221; sözcüğünün<br />
Norveçcesi &#8220;Tor-donn&#8221;dür,yani Tor&#8217;un gürültüsü anlamına gelir.İsveççede  ise &#8220;aska&#8221;dır,asakada gökyüzündeki tanrıların yolculuğu anlamına gelir.</p>
<p>Fırtına çıkıp şimşek çaktığında yağmur yağar.Bu,Vikingler zamanında  çiftçiler için hayat memat meselesi idi.İşte bu yüzden Tor bereket  tanrısı olarak adlandırıldı.</p>
<p>&#8220;Neden yağmur yağıyor?&#8221; sorusunun mitsel cevabı Tor&#8217;un çekicini  sallamasıdır.Yağmur yağınca da tahıl topraktan fışkırır ve büyür.<br />
Aslında bitkilerin tarlalarda büyümesi ve meyve vermesi kavranabilir bir  şey değildir.Ancak çiftçiler bütün bunların bir şekilde yağmurla  bağlantılı olduğunun farkına varmışlardı.Ayrıca herkes yağmurun biraz da  Tor&#8217;la ilgisi olduğuna inanmıştı.Bu da onu İskandinavya&#8217;nın en önemli  tanrılarından biri yapmıştır.Tor başka bir nedenle de çok önemlidir.Bu  da bütün dünya düzeni ile ilgilidir.</p>
<p>Vikingler dünyanın üzerinde yaşanan kısmını sürekli dış tehdit altında olan bir ada olarak düşünüyorlardı.Dünyanın bu kısmına <strong>Midgard </strong>diyorlardı.<strong><em>Midgard</em></strong>,<em>ortada duran imparatorluk demektir</em>.Midgard&#8217;da ayrıca <strong>Asgard </strong>vardı.Asgard  tanrıların eviydi.Midgard&#8217;dan önce Utgard vardı.Yani dış  imparatorluk.Burada tehlikeli cinler otururdu.Bunlar daima kötü  oyunlarla dünyayı yok etmeye çalışırlardı.Böyle kötü canavarlara <strong> kaos güçleri</strong>&#8216;de  denir.Kuzey dininde ve birçok diğer kültürde,insanlar iyi ve kötü  güçler arasında var olan tehlikeli bir güç dengesi olduğuna inanırlar.</p>
<p>Cinlerin Midgard&#8217;a zarar vermesinin bir yolu bereket tanrıçası <strong>Froya</strong>&#8216;yı  kaçırmaktı.Bunu başardıkları takdirde artık tarlalar da hiçbir şey  yetişemez,kadınlar çocuk doğuramaz olacaktı.Bu nedenle iyi tanrıların  cinleri engellemeleri çok önemliydi.</p>
<p>Bu konuda da Tor&#8217;un önemli bir rolü vardı.Çekiç yalnız yağmur yağdırmaya  yaramıyor,aynı zamanda Tor onu tehlikeli kaos güçlerine karşı,bir silah  olarak kullanıyordu.Çekiç ona neredeyse sonsuz bir güç  sağlıyordu.Örneğin,çekicini bir cine fırlattığında onu  öldürebilirdi.Çekicini kaybetmek gibi bir korkusu yoktu,zira çekiç bir  bumerang gibi her defasında ona geri dönüyordu.</p>
<p>Doğanın nasıl işlediğini ve niçin iyi ve kötü arasında sürekli bir kavga olduğunun mitsel açıklaması böyle idi.<strong>Filozoflar böyle açıklamaları istemediler.</strong></p>
<p><em>Ama sade açıklamak yetmiyordu.</em><br />
İnsanlar,kuraklık,bulaşıcı hastalık gibi felaketlerin onları tehdit  ettiğini tanrılar anlayana kadar elleri böğürlerinde bekleyemezdi.Onlar  da kötülere karşı savaşta yer almalıydılar.Bunu da <em>dinsel eylemler veya ayinlerle gerçekleştiriyorlardı</em>.</p>
<p><strong>Eski çağlarda</strong> kuzeyde e<strong>n önemli dinsel eylem kurban kesmekti</strong>.<em>Bir tanrıya kurban kesmek onun gücünü artırmak anlamına geliyordu</em>.Örneğin  insanlar kaos güçlerini yenebilmek için gerekli kuvvetli sağlamak  üzerine tanrılara kurban kesmek zorundaydılar.Kurban genellikle bir  hayvan olurdu.Büyük olaslıkla <em><strong>tor&#8217;a tekeler </strong></em>kurban edilirdi.<em><strong>Odin&#8217;e ise bazen insanlar</strong></em> da kurban edilirdi.</p>
<p><span style="font-size: small;"><br />
Norveç&#8217;teki en ünlü miti,<strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/trymskvida-destani" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Trymskvida destanı">Trymskvida destanı</a>nda öğreniyoruz</strong>.<span style="color: darkred;"><strong>Burada anlatıldığına göre </strong></span>Tor  uyumaktadır ve uyandığında çekici kaybolmuştur.Son derece sinirlenen  Tor&#8217;un elleri ve sakalı titrer.Arkadaşı Loke ile Froya&#8217;ya giderler ve  onun kanatlarını ödünç isterler.Böylece Loke,Jotunheimen&#8217;e uçacak ve  cinlerin Tor&#8217;un çekicini çalıp çalmadığını öğrenecektir.Loke burada cin  kralı Trym&#8217;le karşılaşır.Trym ona çekici yerin 80 mil altına gömdüğünü  ve Froya onunla evlenmezse tanrılara çekici geri vermeyeceğini söyler.<br />
İyi tanrılar birdenbire duyulmamış bir rehin alma olayı ile yüzyüze  kalmışlardır.Cinler tanrıların en önemli silahını ellerine geçirmişler  ve onları çaresiz bir duruma düşürmüşlerdir.Cinler,Tor&#8217;un çekicini  ellerinde tutukları sürece hem tanrıların hem de insanların dünyalarının  üzerinde güç sahibi olurlar.Çekice karşılık Froya.Ama böyle bir değiş  tokuş imkansızdır.Eğer tanrılar bütün hayatı koruyan bereket tanrıçasını  vermek zorunda kalırlarsa,tarlalarda otlar sararacak,tanrılar ve  insanlar ölecektir.Bu durumdan bir çıkış yolu yoktur.Hayatı tehdit eden  istekleri karşılanmazsa İstanbul ve Barcelona ortasında bir atom bombası  patlatacaklarını söyleyen bir terörist grubu düşünürseniz ne dediğimi  anlarsınız.</span></p>
<p><span style="color: darkred;"><br />
<strong>Mitin devamı şöyle:</strong></span> Loke Asgard&#8217;a geri döner ve Froya&#8217;ya  gelinlik giymesini çünkü bir cinle evlenmesi gerektiğini söyler.Froya  çılgına döner.Eğer bir cinle evlenecek olursa insanların onun bir erkek  delisi olduğunu düşüneceklerini,söyler.<br />
Birdenbire tanrı Heimdaf&#8217;ın aklına güzel bir fikir gelir.Tor&#8217;un gelin  gibi giyinmesini önerir.Tor&#8217;un kadına benzemesi için saçlarını bağlayıp  göğüslerine taş koyacaklardır.Tabii ki Tor bu öneriden hoşlanmaz ama  çekici geri almak için tanrıların başka şansı yoktur.<br />
Sonunda Tor gelin gibi giyinir.Loke ona nedime olarak eşlik eder. Haydi şimdi biz iki kadın cinlere gidelim der Loke.<br />
Günümüzün kavramları ile ifade edersek Tor ve Loke&#8217;un tanrıların  &#8220;antiterör timi&#8221;olduğunu söyliyebiliriz.Kadın kılığında cinlerin  kalesine girecek ve Tor&#8217;un çekicini kurtaracaklardır.<br />
Jotunheimen&#8217;e varınca cinler hemen düğün törenini hazırlarlar.Fakat  tören sırasında gelin,yani Tor bütün bir öküzü ve  sekiz adet som  balığını yer ve üç fıçı bira içer.Trym hayretler içinde kalır.Kılık  değiştirmiş antiterör timi neredeyse yakayı ele verecektir.Loke onları  bu tehlikeden kurtarmak için,Froya&#8217;nın boğazından Jotunheimen&#8217;e gelecek  olmanın sevinci ile sekiz gecedir bir lokma yemek geçmediğini anlatır.</p>
<p><span style="font-size: small;"><br />
Trym bu kez de duvağı kaldırıp gelini öpmek ister.Ama Tor&#8217;un sert  bakışlarıyla karşılaşıp geri çekilir.Bu durumu da kurtarmak Loke&#8217;a  kalır.Bu kez de düğünün sevinci ile gelinin sekiz gecedir uyumadığını  anlatır.Trym nikah sırasında gelinin kucağına konulmak üzere çekicin  getirilmesini emreder.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><br />
Kucağına çekiç konulduğunda Tor çok sevinir.Önce Trym&#8217;i sonra  Jotunheimen&#8217;li cinleri öldürür.Böylece bu korkunç terör olayı mutlu sona  ulaşır.Tor tanrıların Cüneyt Arkın&#8217;ı veya Tarkan&#8217;ı olarak bir kere daha  kötüleri yenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><br />
Mitle ilgili anlatacaklarım bu kadar..Peki burada asıl anlatılmak  istenen nedir? Bütün bunlar bir eğlence olsun diye yazılmamıştır.<strong>Bu  mitin açıklamak istediği bir şey var<span style="color: #800000;">.Olası bir yorum şöyle;</span></strong><br />
Bir kuraklık olduğu zaman insanlar niçin yağmur yağmadığını anlamak  isterler.Belki de cinler Tor&#8217;un çekicini çalmıştır kim bilir?<br />
Bu mitin mevsimlerin değişimlerini de açıkladığı düşünülebilir.Yazın  doğa ölüdür.Çünkü Tor&#8217;un çekici Jotunheimen&#8217;dedir.Ama baharda Tor  çekicini yeniden ele geçirir.İnsanlar kavrayamadıkları bazı şeyleri  mitler ile açıklamaya çalışır.</span><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/felsefe-ve-mitoloji-arasindaki-bag.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
