<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap özetleri,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; roman özet</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/roman-ozet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Sergüzeşt-Sami Paşazade Sezai kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/serguzest-sami-pasazade-sezai-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/serguzest-sami-pasazade-sezai-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 19:55:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (Ortaöğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özet]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[roman özet]]></category>
		<category><![CDATA[roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[roman özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[SAMİ PAŞAZADE SEZAİ]]></category>
		<category><![CDATA[SERGÜZEŞT]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Klasik Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=370</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:SERGÜZEŞT- Kitabın Yazarı: SAMİ PAŞAZADE SEZAİ Kitabın Yazılma Yılı:1984 Kitabın Yayınevi: BAŞBAKANLIK BASIMEVİ ANKARA Kitabın Basım Yılı: &#8211; Sayfa Sayısı:112 Kitabın Konusu: Evinden ayrılan küçük bir kızın başından gecen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır. Kızın başından gecenler oldukça acıklıdır. Uzun bir süre kölelik hayatı yaşamıştır. Kitabın Özeti: Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4556" title="sergusest" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2008/10/sergusest.jpg" alt="sergusest" width="180" height="264" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/serguzest" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with SERGÜZEŞT">SERGÜZEŞT</a>-<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong> SAMİ PAŞAZADE SEZAİ<br />
<strong>Kitabın Yazılma Yılı:</strong>1984<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>BAŞBAKANLIK BASIMEVİ   ANKARA<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong> &#8211;<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>112<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong>Evinden ayrılan küçük bir kızın başından gecen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır. Kızın başından gecenler oldukça acıklıdır. Uzun bir süre kölelik hayatı yaşamıştır.<br />
<span id="more-370"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Evinden ayrılıp bir gemi ile yurdundan uzaklaşan küçük kız, onun gibi başka bir esir kız ile birlikte neresi olduğunu bilmediği bir yere getirilmiştir. Bu kızı bundan sonra birçok sürprizler beklemektedir.<br />
İlk olarak kız (henüz bir ismi yoktur), yaşlı fakat zengin bir kadını yanına ona hizmet etmesi amacıyla satılmıştır.  Küçük kız burada tam bir esaret hayatı yaşamaktadır. Sürekli olarak buradan nasıl kurtulabileceğinin planlarını yapmaktadır. Bu evin hanımının yanı sıra hanıma hizmet etmekte olan başka bir kadın da kıza baskı yapmaktadır. Bu durum kızı yıpratmakta, zaten bir umudu olmayan yaşamdan onu iyice somutlamaktadır. Bir gün kız bu evden kaçmayı iyece kafasına taktığı bir anda bir gece yarısı evden kaçar. Çevreyi pek tanımadığı için saatlerce yürür fakat bir yerede yorgun bir şekilde yere yığılmaktan başka çaresi yoktur. Yerde kaldığı bölgede bir evin bahçe kapısının önüdür.<br />
Sabah olunca evin hizmetlilerinden biri kızı farkeder ve onu içeri almak için yaşlı ev sahibine danışır. Oda bunu çok olumlu bir şekilde karşılar ve hemen yardım etmek niyetiyle onu yanına alır. İlk olarak karnı doyurulur, güzel bir uyku çektirirlir. Daha sonra kız kendine gelince ona neler olup bittiği sorulur. Oda analatır evin hanımı kızın yaşadıklarını duyunca çok üzülür ve ona yardım edeceğini söyler, kızdabuna çok sevinir. Evin hanımı ona sahibinden izin alacağını ve artık kendi yanında kalacağını söyler. Bunun için hanımı kızın kaçtığı eve gider. Ve onu yanına almak istediğini söyler. Fakat  kadın bunu onur meselesi yaparak kabul etmez. Bundan sonra kızda eski evine geridöner. Bu olay kızı çok etkilemiştir. Çünkü daha önce kaçtığı eve tekrar dönmüştür. Gider gitmez yine hiç hoş olmayan durumlarla karşılaşmıştır.<br />
Günler böyle geçip giderken birgün Mustafa bey evin sahibi birkaç yıl önce işlediği bir hatadan dolayı bir çok borcu olmuştu ve bu borçları ödemek için karısıyla tartışırdı. Birgün karısıyla beraber kızın satılmasına kara veridler.<br />
Kızın adı kaçtığı evde hanımın onu çok güzel bulması üzerine ‘dilber’ olarak koyulmuştu. Bundan sonrada ona ‘dilber’ olarak seslenilmeye başlandı. Dilber kendisi hakkında satılması kararının alınmasından sonra bir esirciye satıldı. Ve Dilber’in bütün hayatı bu yönde değişti. Dilber  bundan sonra belli bir süre esir hayatı yaşamıştır. Bu süre içinde bir çok kendisi gibi esir hayatı yaşamış olan kız arkadaşları olmuştur. Onların hayatlarını dinledikçe aslında kendi hayatının okadarda kötü olmadığının farkına varmıştır. Daha nice insanların kendisi gibi cefa çektiğini anlamıştır. Buradaki bir çok kızın çeşitli meziyetleri vardır. Bir tanesi çok iyi bir şekilde ud çalmaktadır bu yüzden çoğu yerden çağrılmaktadır. Dilber’de onun gibi ud çalabilmeyi çok istemektedir.<br />
Dilber’e bir gün bir talip çıkmıştır, ve Dilber’de o eve gitmek zorunda kalmıştır zaten onun böyle bir şeyi isteyip istemediği pek önemli değildir, önemli olan bir kaç kişinin işinin görülmesidir.<br />
Dilber’in gittiği bu evde ona bir esir gibi değil, bir insan gibi yaklaşılması onu çok etkilemiştir. Evde bir hanımefendi, onun kocası ve onların tek oğlu olan Celal bey bulunmaktadır. Celal bey aynı zamanda bir ressamdır. Yaptığı porrelerle ün kazanmıştır. Dilber’i evde görünce o da çok şaşırmıştır. Çünkü Dilber’i Cleopatra’ya benzetmişti. Celal bey yalnız yaşadığı için kız arkadaşı ya da sevgilisi yoktur. faKat Dilber’I gördüğü andan itibaren içinde bir kıvılcım oluşmuştur. İlk zamanlarda Dilber’de buna bir karşılık doğmamış fakaat günler geçtikçe Dilber’de onaa karşı ilgi duymaya başlayacaktır. Celalbey Dilber’I boş bulduğu zamanlarda odasına çağırıp onun resimlerini yapmaya başlamıştır. Kimi zaman nü resimlerinide çalışır. Dilber’in bebeksi vücudunu gördüğü zamanlarda  daha önce hç yaşamadığı duyguları tadıyordu. Ona her baktığında onun daha değişik bir güzelliğini yakalıyordu. Günler geçtikçe Dilber zamanının büyük bir kısmını Celal beyin yanında geçirmeye başlar. Böylelikle Celal beyin Dilber’e olan aaşkı da diğer ev halkı tarafından da öğrenilir. Bu arada Celal bey açıkça aşkını Dilber’e de belli etmeye başlar. Dilber bu olaya ilk önceleri çok şaşırır. Çünkü böyle bir şeye asla imkan vermez. Bunun nedeni de onun esir kız olmasıdır. Daha ssonraları Dilber de Celaal beye karşılık vermeye başlar. Günler geçtikçe onlar aşklarını bariz bir şekilde yaşarlar. Evin baahçesinde yıldızları seyrederler, beraber gezerler. Fakat bu durum Celal beyin annesini olddukça rahatsız eder ve buna akarşı bir önlem almak ister. Bu beraberliği bitirmek için Dilberi Celal beyin evde olmadığı bir zamanda bir esirciye satar. Tabii Dilber’in yapacak birşeyi yoktur.  Celal bey daha sonra eve döner ve ilk olarak Dilber’in nerede olduğunu sorar  önce bunu öğrenemesede daha sonra öğrenir fakat onu bütün aramalrına rağmen bulamaz. Bundan sonraki bütün hayatı boyunca oda Dilber’de mutlu olamaz.<br />
Bundan sonra ikiside hiç mutlu olmadığı gibi bu olay biçare dilberi intihara kadar sürükler bu yaptıklarına Celal bey’in aileside çok pişman olur ama yapabilecek bir şey yoktur.</p>
<p><strong>Kitabın Anafikri: </strong>Kitabın ana fikri evinden ayrılan bir insanın başına her zaman hertürlü kötülüğün gelebileceği bunlardan kurtulma yolununda sadece kendi elinde olduğu kimseden yardım alamayacağı tek başına kalacağı.<br />
<strong>Kitabın Kahramanları:</strong>&#8212;</p>
<p><strong>Kitabın Yorumu:</strong> Kitap çok ağır bir dille yazılma mıştır fakat ara ara anlaşılamayan sözcüklere rastlanabilir yinede kitap bize kölelik hayatından bahsettiği ve bilgilendirdiği için oldukça önemli bir kaynak niteliğindedir ve yararlanabilecek seviyededir. Bence kitap herkes tarafından beğeniyle okunabilir. Oldukça   sürükleyicidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/serguzest-sami-pasazade-sezai-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>39</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anayurt Oteli &#8211; Yusuf Atılgan kitap özeti</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/anayurt-oteli-yusuf-atilgan-kitap-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/anayurt-oteli-yusuf-atilgan-kitap-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Oct 2008 19:38:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (Ortaöğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[100 temel eser özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anayurt Oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Kitaplarının Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[raman özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[roman özet]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Klasik Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Atılgan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:Anayurt Oteli &#8211; Yusuf Atılgan Kitabın Yazarı: Yusuf Atılgan Kitabın Yazılma Yılı:&#8211; Kitabın Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları, Kitabın Basım Yılı: 2000 Sayfa Sayısı:108 Kitabın Konusu: Yalnızlık üzerine yazılmış ilginç bir psikolojik öykü Kitabın Özeti: Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının gittiği sabah; her şey o zaman başlamıştı, kim bilir beklide, bitmişti o sabah kadının, küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2008/10/anayurt_oteli-191x300.jpg" alt="anayurt_oteli" title="anayurt_oteli" width="191" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4553" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/anayurt-oteli" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Anayurt Oteli">Anayurt Oteli</a> &#8211; Yusuf Atılgan<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>  Yusuf Atılgan<br />
<strong>Kitabın Yazılma Yılı:</strong>&#8211;<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong> Yapı Kredi Yayınları,<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong> 2000<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>108<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong>Yalnızlık üzerine yazılmış ilginç bir psikolojik öykü<br />
<span id="more-367"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının gittiği sabah; her şey o zaman başlamıştı, kim bilir beklide, bitmişti o sabah kadının, küçük deri valizi, önü acık kahve rengi paltosuyla hesabı ödeyip gider. Bir hafta içinde geri geleceğini söyler ve bundan sonra otel katibi Zebercet’in bütün hayatı değişir. Günleri onu beklemekle geçer<br />
O sabah kadın giderken bir adam gelir 50 – 60 yaşlarında emekli subay olduğunu söyler. Otele girerken, kapıda, çıktığını gördüğü gecikmeli Ankara treni ile gelen  kadının odasına ister, ama kadın odasının bırakmamıştır. Öğleleri dışarı çıkar, gelince de salonda oturur gazete yada kitabını okur. Arada bir, kapı açılınca başını uzatır bakar.<br />
Ertesi gün ve takip eden birkaç gün, Zebercet  gecikmeli Ankara treniyle gelen kadını bekler. Vaktinin büyük bir kısmını kadının kaldığı odada geçirir. Sigara küllüğüne ve boş çay bardağına terliklerin yerine bakarak kadın hakkında düşüncelere dalar. O yatakta  yatar ve onun unuttuğu havlu ile kurulanır. Aşık olmuştur sanki Zebercet, ama bu biraz farklıdır. İlk defa böyle şeyler hisseder bir kadına karşı. Eskiden sadece bir cinsellik öğesi olarak görürdü  kadınları.<br />
 Yedi gün geçmiştir gecikmeli Ankara treniyle gelen kandının gittiği günden bu yana emekli subay olduğunu söyleyen adam elinde bir valizle iner aşağıya. Yedi günlük hesabı öder ve acele ile gider. Her gün tıraş olurdu, ama o sabah aceleden olsa gerek tıraş olmamıştı.<br />
Zebercet o akşam on yıldır ilk defa içkili bir aş evine gider birkaç ayyaş aralarında tartışır, tartışma büyür kavgaya dönüşür polis gelir ortalığı yatıştırır ama yine de gergin bir hava kalır aşevinde canı sıkılan Zebercet tam orayı terk edecekken bir adamın arkadaşlarına horoz dövüşüne gideceğini söylediğini duyar. Söylediğine göre büyük bir dövüş vardır o akşam. Kendisinden önce çıkan adamı uzaktan uzağa takip eder Zebercet. Üzerinde büyük harflerle “HOROZCULAR KAHVESİ” yazan kalabalık bir yere girerler kıyasıya bir dövüş vardır horozların arasında. Dövüş bitince horozlardan teki boylu boyunca serilir yere, ölür. O sırada hem içkinin hem de kalabalığın etkisi ile Zebercet’in başı döner. Ekrem adında, çarşıda, soğuk demircide çalışan onyedi – onsekiz yaşlarında bir çocuk yardım eder. Adını sorduğunda “Ahmet” der Zebercet çocuğa. Adıyla alay etmesinden çekinir. Çocuk sinemaya gideceğini, isterse beraber gidebileceklerini söyler. Filmi fazla beğenmez Zebercet. Gecikmeli Anakara treniyle gelen kadını düşünür film boyunca. Bir hafta olmuştur gideli, neden hâlâ gelmez?<br />
Film bitince oğlanı otelde misafir etmek gelir içinden, fakat güvenemez birkaç saat içinde tanıdığı birine. Ayrılırlar, haftaya aynı gün aynı saat buluşacaklardır sinemada. Zebercet otele döner.    </p>
<p><strong>Kitabın Anafikri: </strong><br />
<strong>Kitabın Kahramanları:</strong><br />
Zebercet:<br />
Orta boylu denemez; kısa da değil. Askerliğindeki ölçülere göre boyu bir altmış iki, kilosu elli dört. Şimdilerde, otuz üç yaşında, gene don-gömlek kantara çıksa elli altı yada elli yedi ki­loyu bulur.  Başı bedenine göre büyükçe, alnı geniş; saçları, kaşları, gözleri, bıyığı koyu kahverengi; yüzü kuru, biraz aşağıya çekik . Elleri küçük, tırnakları kısa; omuzları, göğsü dar. 1930 yılı Kasımının 28&#8242;inde akşama doğru ağrıları tutmuştur anasının. Yedi aylık olarak doğmuştur.<br />
İlkokulu bitirdiği yaz sünnet olmuştur. Gene o yaz anası ölür, ortaokula göndermez babası; askere gidinceye değin sekiz yıl birlikte çekip çevirmişlerdir oteli. Askerliğini bitirip geldikten iki ay sonra ölmüştür babası; otel başka ellere düşmesin diye onun dönüşünü bekleyip de ölmüştür sanki.<br />
Ortalıkçı Kadın: Saçları kumral, gözleri koyu mavi. Yüzü uzun, burnunun ucu kalkık, ağzı büyükçe, biraz dişlek, dudakları kalın. Orta boylu, balık etinde; bacakları az eğri. Otuz beş yaşlarında. On yıl önce Sindelli’den dayısı olduğunu söyleyen bir adam getirir onu. Uzak bir dağ köyüdür Sindelli. Otele pek gelen olmaz oradan.<br />
Başı bağlıdır hep; yatakları düzeltir, ortalık siler, toz alır, günaşırı yemek yapar, pazarları çamaşır yıkar, Zebercet&#8217;e ağa der. Çok konuşmaz.<br />
       O, ilk geldiği günden itibaren, gündüzleri ortalıkta dolaşan, geceleri bitişik odada yatan genç bir dişidir Zebercet için. Zebercet yatmaya giderken kadının odası önünde duraksar, yatağında döne döne güç uyurdu ilk zamanlar. Sabahları onu uyandırmak için girdiği eğri tavanlı küçük odada ağır bir koku olurdu. Pen­cereyi açar, yatağın yanında durur, omuzlarından tutup sarsar­ken yanlışlıkla olmuş gibi memelerini ellerdi.<br />
Gecikmeli Ankara Treniyle Gelen Kadın:<br />
Yirmi altı yaşlarında. Uzunca boylu, göğüslü. Saçları, göz­leri kara; kirpikleri uzun, kaşları biraz alınmış. Burnu sivri, du­dakları ince. Yüzü gergin, esmer.</p>
<p>Emekli Subay Olduğunu Söyleyen Adam:<br />
Orta boylu, tıknaz. Saçları, oldukça kırarmış. Yeşil gözlü/ gür kaşlı. Yüzü etli, dudakları ince. Geldiği sabah defterin üstüne bırakıp öğleyin aldığı nüfus kağıdına göre soyadı Görgün, adı Mahmut, baba adı Abdullah/ ana adı Fatma/ doğum yeri Erzincan, doğum yılı bin üç yüz yirmi yedi.<br />
Ahmet Efendi (Zebercet’in Babası):<br />
Nüfus katibiymiş. Seferberlikte askere almamışlar. Adana&#8217;dan gelmiş. Babası kira­lık bir otel işletirmiş orada. Okuldayken bir öğle sonu hafif bir depremde otel çökmüş. Babası, anası, biri kız biri oğlan iki kü­çük kardeşi yıkıntı altında ölmüşler. Okulu bırakmış; halasının evinde kalmış bir süre. Bir otelde çalışmış; Nüfus&#8217;a girmiş. Buraya geldikten az sonra Rüstem Bey&#8217;le tanışmışlar üçüncü kızının nüfus kağıdı çıkarılırken. Kimi geceler kahvede dolaşmaca tavla oynarlarmış. Evlenmesine bir arkadaşı önayak olmuş. Bir akşam konakta yemeğe çağrılmış; kapı aralığından Saide Hanım’a (Zebercet’in anası) gös­termişler. &#8216;Olur&#8217; demiş; Yunan gelmezden bir yıl önce evlenmiş­ler. Otuz iki yaşındaymış Saide Hanım; Ahmet Efendi yirmi sekiz.<br />
Kedi (Ara sıra kişileştiriliyor): Erkek. Kara. Zebercet&#8217;in döneminde ikinci kedi. Uç yıl ön­ce babasıyla kasabadaki eski anıtları görmeye geldiklerinde iki gece otelde kalan, çantasında hep birkaç atkestanesi bulunan, uzun boylu bir genç kız adım Karamık koymuştu; ama kimse -söylemiyor.</p>
<p><strong>Kitabın Yorumu:</strong> yazar düşman elindeyken belirli bir direnme göstermemiş kasaba yada kentlerde kurtuluşun ilk yıllarındaki utançlı yurtseverlik coşkusunun etkisine bağlıyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/anayurt-oteli-yusuf-atilgan-kitap-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

