Ömer seyfettinin eserleri

ESERLERİ

Ömer Seyfettin’in eserlerinin listesini kesinlikle vermek mümkün değildir.

1- Tasarı halinde Kalanlar: Ararken, Tatlı su Frenkleri, Akropol Hacısı

2-Taslak Halinde Olanlar:

A)Ele Geçmeyenler: Foya, Sultanlığın Sonu, Kızın Ayağı
B)Musuddeleri Bulunanlar: Temah ve Namaz, Katil Kim?
1-Basılmamış olan, ya da adları bilindiği halde ele geçmeyenler:
1-Ruznameler(Günlükler)

a)Balkan Harbi Ruznamesi (Günlüğü)
Yanya kalesinde tutsak düştükten sonra bir yıl kaldığı Ns. Lyon kasabasında yazdığı bu günlükte, Balkan savaşı ile ilgili anılarını, şömlenlerini ve düşüncelerini anlatmıştır.

b)Ruzname (Günlük)

Ruzname’ye ne zaman başlayıp hangi yılan değin sürdüğünü hakkında bilgimiz yoktur.

2-Psikoloji ve Beş Türlü Mantık: Ns. Lyon kasabasında Gustave le Bon’un bir eserini esas tutarak bu adda bir inceleme hazırladığını Ali Cani, Yöntem’de öğrenmekteydi.
3-Köroğlu Destanı: Bu destanın birinci bölümünü yazıldığını, gerisini hazırlayamadığını Şerit Hulusi bildirmektedir.
4-Tahir Alansu, Ömer Sein, Ali Canip Yöntemle birlikte 1914 yılında bir edebiyat kitabı yazmaya başladıklarını söylemektedir.
5-Kurb Hocasının Boynuzu tamamlayıp da yayımladığı hikayelerindendir.
4- Basılmış Olanlar:
A)Roman
1-Ashab-ı Keyfimiz. İki kez basılmıştır.
2-Efruz Bey, Beş bölüm olarak tasarlanmıştır.

5- Öteki Eserleri

1-Yarınki Turan Devleti Ömer Seyfettin’in Türkçülük anlayışını öğütleyen küçük bir eserdir.
2-Milli Tarihimizden Çıkarılmış Ameli Siyaset
3-Yazmak Sanatı:

G- Hikaye :
“Yüksek Ökçeler”
“Gizli Mabed”
“Bahar ve Kelebekler”
“Beyaz Lale”
“Asilzadeler”
“Bomba”
“Dalga”
“İlk düşen ak”
“Nokta”
“Tarih ezeli bir tekerrürdür”

H- Psikoloji Kitabı : Psikoloji ve Beş Türlü Mantık

A-Şiir : Ömer Seyfeddin’in Şiirleri
B-Broşür : “Vatan! Yalnız Vatan”
“Yeni Lisan ve Bir İstimzaç”
C-Hatıra :

“Balkan Harbi Ruznamesi ”
“Balkan Harbi Hatıraları”
“Ömer Seyfeddin’in Anı Defterinden: Yahya Kemal ve Ömer Seyfeddin”
“Ömer Seyfeddin: Günlük”
D-Tiyatroları :

“Canlar ve Patlıcanlar”
“İhtiyar Olsamda”
“Katil Kim?”
“Mahçupluk İmtihanı”
“Nasreddin Hoca”
“Telgraf”
E-Fikri Eserler :

“Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset”
“Yarın ki Turan Devleti”
“Türklük Mefkuresi”

F-Roman :

“Ashab-ı Kehfimiz”
“Efruz Bey”
“Harem”
“Yalnız Efe”
“Ararken”
“Sultanlığın Sonu”
“Foya”

Konu Başlıkları: , , , , ,

Ömer seyfettinin şairliği

Ömer Seyfettin, daha çocukken evlerinde birçok Divinler bulunduğundan onları okuya okuya edebi hava etmiştir, bu edebiyatı anlamak başka bir hazırlığa ihtiyaç gösterdiği için, zevkini pek de tadamamıştır. Ömer Seyfettin Tanzimat  şairlerinden bilhassa Namık Kemal’e hayrandır. Ömer Seyfettin’e göre “şair, ruhunda ilahin bir hassasiyeti bize ilke etmelidir. Hikayeci olarak tanzimata rağmen o pek çok edebiyatçımız gibi edebiyat alemine şiirle adım atmıştır”

Ömer Seyfettin’in 1901-1908 yılları arasında neşrettiği şiirlerinde işlediği mevzuu aşk hisleridir. Ömer Seyfettin’in 1914’den başlayarak yazdığı şiirlerin hepsinin mevzu aşk mevzuunda birkaç şiiri ve kendi hayatını canlandırdığı Doğduğum Yer dışında milli ve iştimai’dir. Milli Türk destanlarının, Türk mizahının ve eski Türklerin hayatının da ilham kaynağı teşkil ettiği bu şiirlerinde artık Türklük aşkının uyandığı, Türklük kanının canlandığı ve mivkinlikten kurtulma lüzumu, Türklük öğünme bir mefkürce sötib olmanın kazandıracağı kuvvet vb. fikirleri işler; bazılarının mevzuu ise, milli kahraman ve şairlerimizdir.

Ömer Seyfettin’in 1901’de neşrettiği ilk şiirinden başlayarak 1914’e kadar ki manzumeleri aruz vezni iledir; bu arada 1905’den sonra ancak bir iki şiirini hece vezni ile yazmıştır.

Şiir yazmaya başladığı sıralarda gazellerde yazan, fakat bunları beğenmediğini söyleyen Ömer Seyfettin’in neşrettiği şiirler arasında Divan nazım şekli ile yazmış. Kırk kız dışında hemen hiçbir manzumesi yoktur; bunların çoğunda Batı nazım şekillerini, bir kısmında da halk nazım şekillerinden koşma’yı kullanmıştır.

Ömer Seyfettin’in şiirlerinde kafiyeler, çağdaşlarına göre ayrı bir hususiyet göstermez, her cins, hatta ara – sıra cinaslı kafiyelerde kullanmaz, Tanzimat ve bilhassa Servet-i Fünun devrinde inkişaf  eden sen’i kafiyelere de yer vermiştir. 1914’den sonra çağdaşları gibi Ömer Seyfettin’in şiirlerinde de halk edebiyatı tesiri görülür; fakat bu edebiyatın inceliklerini kavramış sayılmaz.

Konu Başlıkları: , , , ,

Ömer seyfettinin hikayeciliği

Ömer Seyfettin hikayeci olmadan önce  bir şairdi. Şiirleri dergi sayfalarında kaldığı, bir araya toplanmadığı için sayılarını ve özelliklerini pek bilmiyor. O yüzden de şiirlerinden hemen hiç söz edilmez. Şiiri bırakarak, hikayede karar kılması, yeteneklerini tanıma bakımından kendisi için, sonuçları yönünden de edebiyatımız için bir kazanç olmuştur. Gerçekten hikayeciliğimizin, günümüzdeki aşamaya ulaşmasında Ömer Seyfettin’in payını ve hizmetini inkar edilemez. Ömer Seyfettin basamağı olmadan, Edebiyat-ı Cedide hikayeciliğinden Cumhuriyet dönemi Türk hikayeciliğine geçiş ya da atlama, asla düşünülemez. Ömer Seyfettin hikayeciliğimizin gelişme tarihinde başlı başına bir evre, bir dönemdir.
O, ilkin Osmanlıcılık hikaye yazılabileceği gerçeğini ortaya koydu. Sözcüklerde unutulmuş Arapça ve Farsça sözcüklere başvurmadan, üslup oyunlarına yer vermeden, dili Türkçe, konuları ve kişileri yerli hikayeyi o getirdi. Hikayelerinin ne dili, ne anlatışı, ne konuları ne de kişileri yadırganıyordu. Üstelik ilgiyi sonuna değin ayakta tutma ustalığı da vardı.1
Ömer Seyfettin hikaye türünün ustası sayılır. Edebiyat tarihine de bu sıfatla geçmiştir. Samipaşazadenin ve Halid Ziya’nın denemelerinden sonra kendisi sırf hikaye veren ilk sanatçı Ömer Seyfettin’dir. Onun eserleri Fransız üstadı Maupassant tarzında kuvvetli bir olay üstüne ve küçük bir roman gibi kurulmuş hikayelerdir. Hikaye türünü tezli olarak ve toplumu yükseltmek amacıyla ilk kullanan yazarımız Ömer Seyfettin’tir. Hikayeci bugün de, okul kitaplarında baş yeri tutan ve çok okunan Ömer Seyfettin, özlediği milli amaca ulaşmış yazarlardandır.

Hikayelerini, kaynaklarına göre , birkaç bölümde toplayabiliriz:

1-Kendi Hayatı ile ilgili olanlar.
2-Çağının sosyal ve siyasal düzenine değinenler. (Bir ittihatçının Hatıra Defterinden, Boykotaj Düşmanı, Mehdi, Piç…)
3-Halk Kaynağından ve halk edebiyatından alınanlar. (Yalnız Efe, Kurumuş Ağaçlar, Yüz, Çakmak, Düşünce Zamanı, Külah, Deve, Bir Hayır…)
4-Yanlış inançlara dokunanlar (Perili Köşk, Sanduka, Kurbağa Duası, Nasıl Kurtarmış?, Eleğimsağma…)
5-Yurt Sevgisi, Türkçülük ve milliyetçilik Ülküsü aşılayanlar (Primo Türk Çocuğu: Nasıl Doğdu, Primo Türk Çocuğu: Nasıl Öldü?, Fon Sadriştayn’ın Karısı, Fon Sadriştay’nın oğlu, Forsa, Müjde, Hürriyet Bayrakları…)
6-Tarihe Dayananlar, (Pamuk İpliği, Devletin Menfaaiti Uğruna, Çakmak, Düşünme Zamanı, Yüz Akı)

Daha önceki devir hikaye ve romanlarında pek rastlanmayan bir özellikte olan ona ayrıcalık kazandırmıştır. Bu husus sadece İstanbul’u değil, memleketin her tarafını konu alan hikayeler yazması, toplumun belli zümrelerini değil hemen her kesimi etkisinde yansıtması olmuştur.

Ömer Seyfettin görüşleri doğrultusunda yazmaya çalışmış, süssüz, yalın açık bir anlatım ile geniş kitlelere sesini duyurmuştur. Ancak bazen bu tutumundan dolayı kuruluğa düştüğü görülür. Onun “edebiyatsız edebiyat” görüşü, saranelikten kaçma kaygısı bir yerde Edebiyat-ı Cedide’ye karşı tavır alışından ötürüdür.
Servet-i Fünuncuların tasvire ve ruh çözümlemelerine ağırlık vermelerine karşılık Ömer Seyfettin olayı öne çıkaran bir tutumu benimsemiştir. Edebiyatta söylenişten çok söylenen düşünceye önem verir. Bu tanzimatçılardan beri gelen “edebiyat yolu ile toplumu düzeltme, aydınlatma” tavrının tipik göstergesidir. Bu tutum “tezli sanatı” yapmayı getirmiş, dolayısıyla çağının toplum ve siyaset hadiseleri eserlerine girmiştir.

Ömer Seyfettin dilde sadelik ve anlaşılırlıktan yana olmuştur. Türkçe’nin kurallarına göre davranılmasını, dilin Arapça ve  Farsça sözcüklerden arındırılmasını savunmuştur. Halkın anlayacağı bir dille yazmayı, halka gitmenin ilk koşulu  olarak benimsemiştir. Yapıtlarıyla bu yönelişin Türk edebiyatındaki ilk örneklerini vermiş. Milli Edebiyat akımının oluşturulmasına önemli katkılarda bulunmuştur.

Kişiler bakımından Ömer Seyfettin’in hikayeleri zayıf görülmüştür. Bu hüküm, daha çok fikirleri savunmak veya yermek için yazılmış hikaye kahramanları bakımından doğru sayılabilir.

Çevre bakımından Ömer Seyfettin İstanbul sınırları dışına çıkan ilk hikayecilerimizdendir. Konularının çoğu, Rumeli ve Anadolu’da geçer. Ne var ki, bu hikayelerinde çevre tasvirlerine, kişi ve eşya tahvillerine pek az yer verilir. Bu hal biraz da Servet-i Fünunun tasvirci ve tahlilci tutumuna karşı bir tepki sayılmalıdır.

Zaman bakımından Ömer  Seyfettin Edebiyatsız Edebiyat Peşindedir. Ömer Seyfettin’in hikayeleri klasik hikaye tipine örnek sayılabilir. Hepsinde de, belli ve değişmez planın uygulandığını görürüz. Serim, gelişme, düğüm, sonuç.  Olaylar, bu basamaklardan geçerek birbirini izler. Mantıki bir düzen vardır. Hikayelerinde çözümleme değil, olay önemlidir. Küçük bir olayı hikaye demektir. Onca ikil konuşma Ömer Seyfettin hikayelerinin başlıca özelliklerindendir.
Ömer Seyfettin hikayelerinde çoğunlukla batılı bir mizahın yanında sert bir hava görülür.

Konu Başlıkları: , , , ,