<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap özetleri,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; masal oku</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal-oku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Havaya Uçan At Özeti-binbirgece masalları-Peyami Safa</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/havaya-ucan-at-ozeti-binbirgece-masallari-peyami-safa.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/havaya-ucan-at-ozeti-binbirgece-masallari-peyami-safa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2010 20:26:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[binbirgece masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Havaya Uçan At Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[peyami safa]]></category>
		<category><![CDATA[peyami safa eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[peyami safa kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=10945</guid>
		<description><![CDATA[Havaya Uçan At Özeti-binbirgece masalları-Peyami Safa MASALLAR HİKAYELER Masalın adı : Havaya Uçan At Vakti zamanında bir hint padişahı görülmemiş farklı olan şeylere merak salmış ve saraya ilgisini çekebilecek her türlü insanı çağırıyormu. Birgün saraya bir japon elimde tahta küçük bir atla gelmiş ve Padişaha demiş ki  &#8220;Bu atın sırrını bilen kişi üstüne bindiği taktirde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/havaya-ucan-at-ozeti" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Havaya Uçan At Özeti">Havaya Uçan At Özeti</a>-binbirgece <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">masallar</a>ı-Peyami Safa</strong></p>
<p><span style="font-size: large;"><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">MASALLAR</a> HİKAYELER</span></strong></span><br />
<span style="font-size: large;"><strong><br />
<a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a>ın adı : <span style="color: #ff0000;">Havaya Uçan At</span></strong></span></p>
<p>Vakti zamanında bir hint padişahı görülmemiş farklı olan şeylere merak salmış ve saraya ilgisini çekebilecek her türlü insanı çağırıyormu. Birgün saraya bir japon elimde tahta küçük bir atla gelmiş ve Padişaha demiş ki  &#8220;Bu atın sırrını bilen kişi üstüne bindiği taktirde dünyanın diğer ucuna gidebilir&#8221;.. Çok meraklanan Padişah bu sırrı bana anlat sonrada ne dilersen dile benden demiş. japon Padişahın kızını istemiş ve Padişahta razı olmuş Ancak Padişahın oğlu Sacİd bu duruma itiraz eder. ve deneme yapmaya karar verir.Sacid atın üstüne biner ve japon bir iki hareket yaptıktan sonra at havalanır ve uzaklaşır bu duruma padişah çok kızar oysa japon oğlunun acele ettiğini nasıl döneceğini söylemeden gittiğini söyler.padişah japonu hapse attırır.Sacid bilmediği ülkerin üzerinden gezerken nihayetinde atın üstünde bir düğme bulur ve ona basar ve hızla aşşağıya inmeye başlar Bengal sultanın sarayına inmiştir. Hemen yakalanır sultana olanları anlatır ve sultanla birlbirlerine aşık olurlar. Evlenmek için babasının rızasını almak zorundalardır ve atabinip babasının sarayına giderler. Düğün hazırlıklarına başlarlar ve Japonu serbest bırakırlar. Japon atabiner ve havalanır birde bakarlarki japonun kucağında Sultan vardır.</p>
<p>Sacid bu durum karşısında yaşamayacağını söyleyerek babasından izin alıp derviş kılığında yollara dökülür.Bu arada japon Kaşmir ülkesinin başkentine gelmiştir.Japon yiyecek için uzaklaşır ve sultanı bir ağaca bağlar.Bu arada kaşmir ülkesinin padişahı sultanı görür ve onu kurtarır. onu sarayına götürür ve ona aşık olmuştur artık.Sultan çaresiz kabul eder ve düğün hazırlıkları başlar ama sultan bu evlilikten kurtulmak için deli numarası yapmaya başlar. Bu arada Sacid dolaşa dolaşa Kaşimire gelmiştir. Halkın konuştuklarını duyunca sultanın evlenen deli kadın olduğunu anlar ve hemen kaşmir padişahına bu kadını iyileştirebilceğini söyler.tahta at ortadan kalkmadan sultanın iyileşemeyeceğini söyler.Atın yakılması için ateş yakılır bu arada Sacid sultana tahta atabinmesini söyler binerler ve havalanırlar. Kaşmir Padişahı aldatıldığını anlamıştır Sacid ülkesine vardığında atta tamamen yanmıştır. Sultanla  Evlenirler ve tahta at yanarak yok olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/havaya-ucan-at-ozeti-binbirgece-masallari-peyami-safa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evvel Zaman İçinde özeti-Eflatun Cem Güney</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/evvel-zaman-icinde-ozeti-eflatun-cem-guney.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/evvel-zaman-icinde-ozeti-eflatun-cem-guney.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 17:45:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Eflatun Cem Güney]]></category>
		<category><![CDATA[evvel zaman içinde kitabının özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Evvel Zaman İçinde özeti]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masal özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=10935</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın adı: Evvel Zaman İçinde Kitabın Yazarı :Eflatun Cem Güney Kitabın konusu: Kitapta toplam sekiz adet masal vardır. Bunlar “Uç Elma”, ‘Sedef Bacı”, “Gelincik Günü”, “Hamur Bebek”, “Tasa Kuşu”, “Köse Dağı”, “Ak Gün, Kara Gün” ve “Perili El” ÜÇ ELMA Evvel zaman içinde. Kalbur saman içinde uzak diyarlarda bir memleketin padişahı herşeyinin olduğunu ama bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong>Kitabın adı: </strong>Evvel Zaman İçinde<br />
<strong>Kitabın Yazarı :</strong>Eflatun Cem Güney<br />
<strong>Kitabın konusu:</strong> Kitapta toplam sekiz adet <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> vardır. Bunlar</p>
<p>“Uç Elma”, ‘Sedef Bacı”, “Gelincik Günü”, “Hamur Bebek”, “Tasa Kuşu”, “Köse Dağı”, “Ak Gün, Kara Gün” ve “Perili El”</p>
<p><strong>ÜÇ ELMA</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde. Kalbur saman içinde uzak diyarlarda bir memleketin padişahı herşeyinin olduğunu ama bir çocuğunun olmadığını söyler söyler üzülürmüş zaman geçer yaşlanır ama derdine derman olamazmış. Birgün bunu duyan akıllı bir pir-i fani padişaha içinde koca koca ağaçların çiçeklerin,meyvaların olduğu bir bahçe yapmasını söylemiş. Padişahın hanımı hergün gününü orda geçirmeye başlamış seneler geçmiş ama hala bir bebek olmuş padişah iyice kederlenmiş ve bahçeyi bozmaya başlamış, üzüntüden ağaçlarla konuşmaya başlayan padişahın eşine acıya Elma ağacı dile gelmiş.“Benim filizlerimden al, dik. Bir gün sana elma verir. Yarısını sen ye, yarısını da padişaha yedir.” demiş.</p>
<p>Kadın ağacın dediklerini yapmış ve aradan yedi yıl geçmiş bir elma yemiş ve diğer yarısınıda padişaha yedirmiş. Aradan dokuz ay ongün geçmiş ve nur topu gibi çocukları olmuş.</p>
<p>Kurulmuş meydan, çalmış davullar… Kırk gün, kırk gece olmuş oyunlar..<br />
Gökten uç elma düştü… Kimin ne muradı varsa onun başına…</p>
<p><strong><br />
GELİNCİK GÜNÜ</strong></p>
<p>Uzak diyarlarda zengin mi zengin bir bey varmış bey&#8217;inde yakışıklı mı yakışıklı kapılara sığmayan delikanlı bir oğlu varmış birgün her ne olduysa beyin oğlu kendi dünyasına çekilmiş ve kimse ile konuşmamaya başlamış bu durum beyi çok üzmeye başlamış çünkü ne yapacağını bilememiş yaşlı bir kadın oğlunun ne derdi varsa  bunu öğreneceğini söylemiş ve gelincik günü denen baharın yeni geldiği ve bunun kutlandığı bir günde yaşlı kadın bey oğlunun duvar köşesinde oturduğunu görüp yanına gitmiş ve yanında dolanmaya başlamış.  Bey oğlu dayanamamış, “Canına mı susadın, ne geziyorsun burada?” diye bağırmış kadına sonrasında yaşlı kadın ağlayarak anlatmış. “Ah, oğul ah. Benim bir oğlum var, zincir zapt etmez. Bir türlü söz dinlemez. Dediler ki, dünyaya küskün birim bulacaksın, dama­rından yedi damla kan alacaksın, yedi sabah da bal şerbetine katıp içİrirsen oğluna, dizini kırar da dizinin dibinde oturur.”  demiş.. Bunun   üzerine bey oğlu dayanamış<br />
“Benim hayata küskün olduğumu nereden biliyorsun?”demiş kadında “Şayet küskün olmazsan, dünya alemin bir araya geldiği, bu gelincik gününde, böyle bir kenarda oturur musun? ” diye sormuş çocuğa. Çocukda dayanamamış anlatmış derdini. Meğersem rüyasında birgün bey oğlu güzeller güzeli bir peri kızı görmüş ama sonra peri kızı kaybolmuş ortalarda bütün derdi de buymuş beyoğlunun. Yaşlı kadın hemen durumu Bey&#8217;e anlatmış ve ödülünü alıp gitmiş.. Bunun üzerine bey hemen tüm diyardaki kızların oğlunun önünden geçmesini emretmiş ,Bey oğluda fakir ama güzel bir kız beğenmiş ve  kızın üstüne mendilini atmış.. .Sonrası düğün dernek.<br />
İşte o günden beri, kısmetini arayanlar “gelincik günü”nü beklerlermiş…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/evvel-zaman-icinde-ozeti-eflatun-cem-guney.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>37</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Billur Köşk Masalları-Tahir Alangu</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 13:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Billur Köşk Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Billur Köşk Masalları özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Alangu]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Alangu kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=7023</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:Billur Köşk Masalları Kitabın Yazarı:Tahir Alangu Kitabın Yayınevi: Dünya Yayıncılık Kitabın Basım Yılı: Kasım 2005 Kitap özetini yazan: Hafize mine aslan Sayfa Sayısı: 158 sayfa Kitap özetini çıkaran :Hafize mine aslan Kitabın tanıtım yazısı: bu kitapta da birbirinden farklı hikayeler vardır billur köşk bir zamanlar hiçbir çocuk yaşayamazmış ve bir gün padişah ın bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-7022" title="billur-kosk-masallari-tahir-alangu" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/02/billur-kosk-masallari-tahir-alangu-221x300.jpg" alt="billur-kosk-masallari-tahir-alangu" width="221" height="300" /><br />
<strong>Kitabın Adı:</strong>Billur Köşk <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">Masallar</a>ı<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Tahir Alangu<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong> Dünya Yayıncılık<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong>Kasım 2005<br />
<strong>Kitap özetini yazan: </strong>Hafize mine aslan<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong> 158 sayfa<br />
<strong>Kitap özetini çıkaran :H</strong><span style="color: #666666; font-family: arial,sans-serif; font-size: 12px;">afize mine aslan</span><br />
<span id="more-7023"></span></p>
<p><strong>Kitabın tanıtım yazısı: </strong></p>
<p>bu kitapta da birbirinden farklı hikayeler vardır<br />
billur köşk<br />
bir zamanlar hiçbir çocuk yaşayamazmış ve bir gün padişah ın bir çocuğu olmuş onu yer altında mağarada tutarken vakit gelmiş ve kız dışarı yeryüzüne çıkmış babasından isteği üzerine deniz üstüne harika bir köşk yapılmış kız orada yardımcılarıyla yaşarken dünyanın her tarafından köşkü görmeye insanlar gelirmiş birdepadişah oğlu bu güzel yeri görmeye gider onlar giderken sultan şehzadeyi görüp ona aşık olur ve şehzade gittikten sonra babasının yaptırdığı gemi ile oraya gider orada kalır bir gün şehzade onu karşıdan görür annesine kızı istemekl için ikna eder ve kızı şehzade kızı görecekken sultan altından bir köprü yaparsanaız gekirim ve bunun gibi bir çok şey uydurur bir gün buluşurlar ve şehzade sorar neden beni oyaladn sultan başlarından geçenleri anlatır ve bende seni kısa gördüm der ödeşirler daha sorada evlenirler</p>
<p>Bu Özeti ; <span style="color: #ff0000;"><strong>kitap Özet Yarışmamıza</strong></span> katılan <strong>H</strong><span style="color: #666666; font-family: arial,sans-serif; font-size: 12px;">afize mine aslan</span>’ adlı arkadaşımız hazırlamıştır .. Kendisine teşekkür eder , yarışmada başarılar dileriz..</p>
<p>Bu kitabı  satın alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maria ve Küçük kar kız -Masal</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 20:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=6534</guid>
		<description><![CDATA[Masalın adı :Maria ve Küçük kar kız Masalı gönderen : Derya Kış aylarında bir gün çok şiddetli bir şekilde kar yağmaya başlamış. Maria dışarı çıkmış ve bir kardan adam yapmış sonrada ona küçük kar kız ismini vermiş.Dışarısı okadar soğukmuş ki Maria çok üşümüş ve küçük kar kızınında üşüdüğünü sanmış ve onu odasına getirmiş yatağın üstüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong><img class="size-thumbnail wp-image-6535 alignleft" title="kardanadam" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/02/kardanadam-150x150.jpg" alt="kardanadam" width="150" height="150" /><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a>ın adı :</strong>Maria ve Küçük kar kız<br />
<strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a>ı  gönderen :</strong> Derya<br />
Kış aylarında  bir  gün çok  şiddetli bir şekilde   kar yağmaya başlamış. Maria dışarı çıkmış ve  bir  kardan adam yapmış sonrada ona  küçük kar kız  ismini vermiş.Dışarısı okadar  soğukmuş ki Maria çok üşümüş  ve  küçük  kar kızınında  üşüdüğünü  sanmış  ve  onu  odasına  getirmiş yatağın  üstüne bırakmış. Sonra  sabah uyandığında bir bakmış ki küçük kar kız yok  ama yatak ıslakmış hemen koşup annesine  haber vermiş  anneside  o kar da yaşar o güneş yerde erir maria demiş . Maria bu duruma çok üzülmüş ama  ama kar yine gelince sen yine yaparsın  demiş  annesi  ve  masalda  burda  bitmiş&#8230;</p>
<p>Bu <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a>ı ; <span style="color: #ff0000;"><strong>kitap Özet Yarışmamıza</strong></span> katılan   Derya’ adlı arkadaşımız hazırlamıştır .. Kendisine teşekkür eder , yarışmada başarılar dileriz..<br />
<b><br />
</b><br />
<b><br />
</b><br />
<b><br />
</b><br />
<b><br />
</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Aile  Natalie Babbitt</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 09:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümsüz Aile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:Ölümsüz Aile Kitabın Yazarı:Natalie Babbitt Kitabın Yayınevi: Can Yayınları Kitabın Basım Yılı:2002 Sayfa Sayısı:139 Kitap Kapağı: Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar&#8230; Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile&#8230; Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck&#8217;lar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/olumsuz_aile-207x300.jpg" alt="olumsuz_aile" title="olumsuz_aile" width="207" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4815" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>Ölümsüz Aile<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Natalie Babbitt<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>Can Yayınları<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı:</strong>2002<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>139<br />
<strong>Kitap Kapağı: </strong><br />
Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar&#8230; Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile&#8230;</p>
<p>Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck&#8217;lar, bu güzel kızın, pınarın suyundan içmesine engel olmak; akıp giden dünyanın, sürekli değişen bir doğanın parçası olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu kanıtlamak zorundadır.</p>
<p>Ölümsüz Aile geçtiğimiz yirmi yıl içinde milyonlarca çocuğa ulaştı; birçok dile çevrildi, hem Amerika&#8217;da hem de Avrupa&#8217;da okullarda okutuldu. Çocuk edebiyatının bu unutulmaz klasiği, nihayet Türk çocuklarının beğenisine sunuluyor.<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong><br />
Ormanda ki  gizlice akan bir su kaynağından  su içen ve o andan sonra  ölümsüzleşen bir  ailenin  daha  sonra  ölümsüz olmanın  nekadar  kötü  sonuçlar  doğurdunu  belirten  etkileyici bir  kitap</p>
<p><em><strong>Bu kitabın tamamını okumanız dileği ile ….</strong></em><br />
<span id="more-1252"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong></p>
<p>Kasabanın girişinde Foster’lere ait, üzerinde sanki dersin “Bana girmeyin” diye levha bulunan, kare şeklinde bîr ev ve bir koru vardır. Bu koruya da şimdiye kadar hiç kimse gitmemiştir. Evin tek çocuğu VVinnie de oraya hiç gitmemiştir. Zaten, buraya birileri girmiş olsa idi, ortadaki dişbudak ağacının kökleri arasından çıkan küçük pınarı, çakıl taşlarıyla gizlenmiş olmasına rağ­men bulacaklardı. İşte o zaman öyle büyük bir felâket olurdu ki; bu ihtiyar ve yorgun dünya, ateşten çekirdeğine kadar zangır zangır titrerdi.</p>
<p>Ağustosun ilk günlerinden birinde, bayan Mae Tuc erken uyandı ve yanında uyuyan kocasına bakarak “Çocuklar yarın eve gelecekler” dedi. Agnus aniden uyandı ve “Benİ niye uyandırdın, hepimizin cennete gittiği o rüyayı görüyordum” deyince, kadın “Sürekli o rüyayı görmenin ya yararı var ki? Nasılsa hiçbir şey değişmeyecek” diyerek cevap verdi. Sonra yerinden kalktı ve gelecek oğullarını karşılamak için, kasabaya gitmek üzere hazırlık yapmaya başladı. Bu arada, kendisi, kocası ve oğullan Mıles ve Jesse’nin seksen yedi senedir hayallerini aynı gösteren aynaya bakmayı da ihmal etmedi.</p>
<p>Winnie, demir parmaklıkların arkasındaki sert otların üzerine oturmuş, bir yandan, ilerdeki kurbağaya bir yandan çakıl taşları atıyor, bir yandan da, kendisinden başka bir kardeşi olmadığı için, evde sürekli kendisi ile ilgilenildiğinden şikayette bulunuyordu. “Artık sıkıldım, kendim olmalıyım, dünyayı değiştirecek ilgi çekici bir şeyler yapmalıyım. Bunun için de evden kaçmahyım. Hele bir sabah olsun bakalım.” Aynı günün akşamı, ince, zayıf, üzerinde san limon rengi elbise bulunan bir adam, kapılarının önüne kadar gelerek VVinnie ile konuşmaya başladı. Bu arada, büyük annesi evden gelip bu konuşma ve görüşmeye engel oldu. Aynı anda, korudan bir melodi sesi yükselmeye başladı. Yaşlı kadın, çocuğun elinden tutup içeri götürürken, diğer yandan da “Allah’ım, bunca sene sonra geri döndüler!” diye, söylendi. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.VVinnie, sabah erkenden uyandı. Dışarı çıkıp, koruya gitmeye kararlıydı. Nitekim çıktı da. Koruda yürürken, “Niye daha önce buraya gelmedim, harika bir yermiş” diye kendi kendine konuştu. Her tarafta minik yaratıklar vardı. Kuşlar, böcekler, sincaplar, karıncalar… Birden, ilerde ışığın daha parlak olduğu ve dalların azaldığı tarafta bir şeylerin kımıldadığını gördü. “Ya bunlar orman perüerİyse” diyerek korkuyla çömeldi. Sonra, merakla biraz İlerleyince, ağacın gövdesine yaslanmış, kahverengi kıvırcık saçlı, fakir giysili, ayağında ayakkabısı olmayan kendisinden büyük bir delikanlı gördü. Bu arada, çocuk yere eğildi ve kaldırdığı taşın altından akan suya ağzını dayayarak içti. Kafasını kaldırınca da VVinnie ile göz göze geldi. Çocuğun ismi Jesse Tuck idi ve hem on yedi hem yüz dört yaşında olduğunu söylüyordu. Bu arada, bir ses duyuldu. Gelenler vardı. Bunlar bayan Mae Tuck ve Jesse’nin ağabeyi Miles’di. Kadın, kızı suyun başında görünce beyazlaşan yüzü ile “Evet çocuklar, sonunda olabilecek en kötü şey de başımıza geldi” dedi.<br />
Sonra, Winnie’yi de alıp oradan, atları ile hızla uzaklaştılar. VVinnie korkmuş, bir an önce evine gitmek istiyordu. Bir yerde durdular. Çocuğa “Korkma yavrum, sana her şeyi anlatacağız” dese­ler de, çocuk korkuyordu. Kadın cebinden müzik kutusunu çıkardı ve kurunca VVİnnie’nin koruda duyduğu müzik sesinin aynısı çalmaya başladı. “Orman perilerinin müziği” dedi, VVinnie. Kadın da, “Hayır tatlım, sadece benim müzik kutumu. Başkalarının duyabileceğini hiç düşünmemiştim” diye cevap verdi. Müzik kutusu küçük kızı rahatlatmıştı. Kadın kıza dönerek: “Beni dinle, inan bana biz dostuz. Fakat bize yardımcı olmalısın. Gel şöyle otur da sana sebebini anlatayım” dedi.</p>
<p>Kız, hiç bu kadar tuhaf bir hikâye duymamıştı. Seksen yedi yıl önce Tucklar oturacak bir yer bulmak için doğudan gelmişlerdi. Gördükleri ormana girmiş, o ağacın dibindeki pınara rastlamış ve suyundan içmişlerdi. Sonra tekrar yollarına devam etmişler, ormanın bittiği sakin bir vadide çiftliklerini kurmuşlardı. Bu arada, bazı olaylar yaşamışlardı. Örneğin Jesse tepe üstü ağaçtan düşmüş; avcılar geyik zannederek, atlarını vurmuş; babalarını yılan sokmuş; Mae elini kesmiş, ancak hiç birine en ufak bir şey olmamıştı. Ayrıca, aradan onlarca yıl geçtiği halde, hiçbiri ihtiyarlamıyordu. Miles üzüntüyle: ” Evlenmiştim, iki çocuğum vardı. Fakat, halen yirmi İki yaşında görünüyordum. Sonunda karım ruhumu şeytana sattığıma karar verdi ve çocuklarımı da alarak beni terk etti” dedi. “Dostlarımız da aynısını yaptılar, bizden uzaklaşmaya başladılar. Cadı olduğumuzu, büyü ile uğraştığımızı yaydılar. Mecburen, çiftliğimizi terk ettik. Çingeneler gibi yaşıyorduk. Buraya da geldik. Korunun İçine girdiğimizde, ağacı ve pınarı görünce daha önce geldiğimizi hatırladık, bu pınarın yerini başkalarının öğrenmesinin çok kötü olacağını anladık, anlıyor musun kızım? O pınarın suyu hiç değişmemene sebep oluyor. Eğer bugün o sudan İçseydin, sonsuza kadar küçük kız olarak kalacak, hiç büyümeyecektin” dedi.</p>
<p>Winnie, çok <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> dinlemiş, ancak böylesini duymamıştı. Kadın, Wİnnie’ye: “Annen baban merak eder. Seni evine götüreceğiz. Ancak sen de bu sırrımızı hiç kimseye söylemeyeceksin, anlaştık mı?” diye sordu. Kız, “anlaştık” diye cevapladı. VVinnie, artık bu insanlardan korkmuyor, onları dostu sayıyordu. Her şey çok güzeldi. Ancak, o sarı elbiseli adamın bütün konuşmaları duyduğunun farkına varmamışlardı…. VVİnnie’ye de yanlarına alıp, kendi çiftliklerine getirdiler ve VVinnie, böylece ailenin diğer fertlerini de tanımış oldu.<br />
Winnie’ye evlerini gezdirdiler. VVinnie, bir bu evdeki, toza, düzensizliğe, dağınıklığa bakıyor; bir de kendi evlerindeki, hastalık derecesindeki temizlik düşkünlüğünü, düzenliliği düşünüyordu. Ancak, burada özgürlük olduğu kesindi. Öyle ya, burada “Şurayı dağıtma, buraya girme” diye kimse karışmıyordu. Yemek yerken de, peçete vb. yoktu. Herkes konuşmadan sadece yemeğini yiyordu. Winnie’yi aramaya çıkacakları kesindi. Bu nedenle bir an önce, evine götürülmesi gerekiyordu. Ama, hiç kimseye bir şey söylemeyeceğini garantiye almak gerekiyordu. Bu nedenle baba Agnus, büyük sırrı açıklamak için, VVinnie’yi kayıkla gölün ortasına getirdi ve anlatmaya başladı: “Her şey dönen bir çarkın parçasıdır. Ölmek ve doğmak da. Bir parçayı alıp geri kalanım görmezden gelemezsin. Bütünün bir parçası olmak Tann’nın bir lütfudur. Fakat biz Tuck’lar bundan faydalanamıyoruz. Hayatta kalmak zorlu bir iş, fakat bizim gibi olursan aynı zamanda yararsız da. Hiçbir manası yoktur. Şayet yeniden çarkın bir parçası olmanın yolunu bulsayâım, bir dakika bile beklemezdim. Eğer Ölüm yoksa hayatın ne anlamı var ki? O zaman yaşam olarak adlandıramazsın bile. Biz sadece varız, buradayız, yol kenarındaki taşlar gibi….<br />
Eğer insanlar, pınarın varlığım bilselerdi, sinek gibi koşa koşa gelip başına üşüşür, biraz içebilmek için birbirlerini çiğnerlerdi…Ve her şey değişecek, sadece insanlar değişmeyeceklerdi. Anlıyor musun yavrum?” Winnie, donmuş bir şekilde dinliyordu. Bu esnada, kıyıdan, atın çalındığı haberini verdiler ve dönmelerini istediler.</p>
<p>San elbiseli adam, Tuck’ların yaşlı atını VVinnie’Ierin evinin kapısının önündeki direğe bağladı ve içeri girdi. “Size güzel haberler getirdim, kızınızın nerede olduğunu biliyorum” dedi. Ancak, çocu­ğun yerini söylemek İçin, ailesinden, sahibi bulundukları koruyu kendisine ücretsiz olarak vermelerini istiyordu. Çocukları için razı oldular. Sonra hep birlikte şerifin ofisine gittiler.<br />
Sonra, şerifle sarı elbiseli adam, birlikte, VVinnie’nin “kaçırıldığı” Duck’ların çiftliğine doğru gece yarısı atlarıyla yol almaya başladılar.</p>
<p>VVinnie sabah erkenden uyandı. Sonra ailenin diğer fertleri de uyandılar. Sabah kahvaltıya otururken VVinnie, Duck ailesi için, “iyi insanlar” diye düşünüyordu. Kahvaltı yaparken kapıçaldı ve açtılar. Sarı elbiseli adam karşılanndaydı. Şerifin atı yavaş gittiği için, o Şerifi ikna ederek, önden gelmişti. İçeri girdi ve “Fazla vaktimiz yok. Bu nedenle çabuk konuşacağım” deyip anlatmaya başladı: “Çocukluğumda hep masallarla ve efsanelerle büyüdüm. Ancak, bunların doğru olduğuna inanmıyordum. Sevgili büyükannemin arkadaşı ile ilgili anlattığı bir hikâye de bunların arasındaydı. Hiç yaşlanmayan insanları anlatıyordu. Bir gün bana hiç yaşlanmayan ailenin fertlerinden birisinin bir müzik kutusu olduğunu da söyledi. O müzik kutusundaki melodiyi ezberledim ve yıllarca unutmadım. O kutudaki sesi iki gün önce duyduğum vakit kendi kendime işte o ses dedim.” Sonra da cebinden, o korunun ve pınarın artık kendisine ait olduğunu gösteren imzalı anlaşmayı gösterdi. Bundan sonra, suyu sayılı sayıdaki kişilere satacağını, isterlerse kendilerinin de onunla çalışabileceklerini söyledi. Aile hep bir ağızdan, “Hayır! Bu sırrı hiç kimse oğrenmemeli” diye haykırdı. Sarı elbiseli “sız bilirsiniz” diyerek, konuşulanları dinledikçe kendisinden nefret eden VVinnie’yi kolundan tuttuğu gibi dışarı çıktı. Ancak, Mae tüfekle karşılarına çıkıp engel olmak istedi. Neticede, sarı elbiseli kadın tarafından ensesine vurulan tüfekle ağır bir şekilde yaralanarak yere düştü. Şerif, bulunduğu yerden tüm bu olanları görmüştü. Winnie, şerife ailenin kendisini kaçırmadığını, kendi isteği ile geldiğini söyledi ve ekledi: “Onlar benim dostlanmdır.” Ancak, şerif de görevini yapmak zorundaydı. Bu nedenle, yaralıyı eve taşıyıp ilgilenmelerini söyledikten sonra, yanına VVinnie ve Mae’yi alarak yola çıktı.<br />
Evlerine geldiklerinde, hepsi sevinçle VVinnie’yi kucakladılar. VVinnie onlara da kaçırılmadığını, kendi isteği ile gittiğini söylemekle kalmayıp, çok güzel günler geçirdiğini de ekledi. Aileye göre çocukları kurtulmuştu ya, gerisi pek önemli değildi. Winnie ise bütün gün ve gece yatana kadar hep “Ölümsüz aile”yi düşündü. Bu sırrın açığa çıkmamasının doğru olacağına karar verdi. Bu arada ne yapıp edip, Mae’nin de asılmasını da önlemek gerekiyordu.</p>
<p>Ertesi gün sabah, Şerif geldi ve adamın Öldüğü haberini verdi. Artık, kadının asılacağı kesindi.<br />
Winnie de o sabah kalkmış, kendisini yalnız bırakmayan büyük annesi ile birlikte kurbağaları ile konuşmak için koruya doğru yürüyüşe çıkmıştı. Bu arada, “Ölümsüz Aile”den on yedi(seksen iki) yaşındaki Jesse’yi gördü. Jesse ona, bu gece annelerini tutuklu olduğu yerden kaçıracaklarını, bu nedenle bir daha görüşmelerinin mümkün olmayacağını söylemiş ve onyedi yaşına geldiğinde içmesi için, ona bir şişe de pınarın suyundan getirmişti. Çünkü niyeti, Wİnnie ile evlenmekti. Ona göre, kız kendi yaşına (onyedi) geldiği vakit sudan içecek ve hep aynı durumda kalacak, sonra mutlaka bir araya gelecek ve evleneceklerdi. Winnie kaçırma işinde onlara yardım edebileceğini söyledi. Wİnnie o günü sabırsızlık içinde geçirdi. Yatağa girince de hep aileyi ve Jesse’mn kendisine söylediklerini düşündü. Gece yarısına beş dakika kala, yatağından kalktı, giyindi ve kimseye fark ettirmeden sessizce evden çıktı. Hızla, şerifin bürosunun olduğu yere doğru yürümeye başladı. Yaklaştığında Agnus, Miles ve Jesse’nin orada olduklarını gördü. Hepsi, Winnie’yi hasretle kucakladıktan sonra, hep birlikte ofisin arkasına gidip, Mae’yi kaçırma çalışmalarına giriştiler. Arka pencerenin tahta çivilerini ustalıkla söküp, demir parmaklığı yerinden çıkardılar. Sonra, Mae’yi pencereden aşağı çektiler. Hepsi, gözyaşları içinde, VVinnie’ye sarılıp vedalaştılar. Sonra, VVinnie’yi yukarı çıkarıp, Mae’nin yerine gözaltı yerine girmesine yardımcı oldular. Çıkardıkları çerçeveyi tekrar yerine taktıktan sonra uzaklaşıp, gözden kayboldular. Şimdi Mae’nin yerinde, VVinnie vardı.</p>
<p>Sabah şerif nezarethanenin kapısını açtığında, öfkeden kıpkırmızı oldu. VVinnie’ye “Suçlu birine yardım ettiğin için, artık sen de suçlusun” dedi. Ne var ki, yaşı ceza alamayacağı kadar küçük olduğu için, ailesinin gözetiminde salıverdiler. VVinnie, başını annesinin göğsüne yaslayarak, “Onlar benim dostumdu. Bu yüzden yardım ettim” dedi</p>
<p>Mae ve Agnus, “Treegap’a hoş geldiniz” levhasının altında şaşkın şaşkın etrafı inceliyorlardı. Her taraf dükkân ve mağaza ile dolmuştu. Koru diye de bir şey kalmamıştı. Çıkan bir yangın neticesinde bütün ağaçların yandığını, sonra dozerlerin, yanan araziyi dümdüz ettiklerini, pınarın da yok olduğunu öğrendiler. Sonra yavaş yavaş mezarlığa doğru yürüdüler. Bir aile mezarlığının önüne gelince durdular. Baktıkları mezar taşında “İyi Eş &#8211; İyi Anne &#8211; Wnifred Poster jackson, 1870-1948″ yazdığını görünce, VVinie’nin suyu içmemiş olduğunu anladılar. Yaşlı gözleriyle, “Ulu Tanrım” dedi Agnus, “İki sene önce gitmiş.” Sonra da gözlerini silerek, “Akıllı Kız” dedi.<br />
Sonra yeniden yola koyuldular. Treegap geride kalmıştı. Duyulan sadece, müzik kutusunun melodisi idi.</p>
<p>Bu  <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> kitabını satın almak için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>39</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

