<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; masal oku</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal-oku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Aug 2010 15:54:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Billur Köşk Masalları-Tahir Alangu</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 13:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Billur Köşk Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Billur Köşk Masalları özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Alangu]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Alangu kitapları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=7023</guid>
		<description><![CDATA[


Kitabın Adı:Billur Köşk Masalları
Kitabın Yazarı:Tahir Alangu
Kitabın Yayınevi:  Dünya Yayıncılık
Kitabın Basım Yılı: Kasım 2005
Kitap özetini yazan: Hafize mine aslan
Sayfa Sayısı: 158 sayfa
Kitap özetini çıkaran :Hafize mine aslan

Kitabın tanıtım yazısı: 
bu kitapta da birbirinden farklı hikayeler vardır
billur köşk
bir zamanlar hiçbir çocuk yaşayamazmış ve bir gün padişah ın bir çocuğu olmuş onu yer altında mağarada tutarken vakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-7022" title="billur-kosk-masallari-tahir-alangu" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/02/billur-kosk-masallari-tahir-alangu-221x300.jpg" alt="billur-kosk-masallari-tahir-alangu" width="221" height="300" /><br />
<strong>Kitabın Adı:</strong>Billur Köşk <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">Masallar</a>ı<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/tahir-alangu" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Tahir Alangu">Tahir Alangu</a><br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong> Dünya Yayıncılık<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong>Kasım 2005<br />
<strong>Kitap özetini yazan: </strong>Hafize mine aslan<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong> 158 sayfa<br />
<strong>Kitap özetini çıkaran :H</strong><span style="color: #666666; font-family: arial,sans-serif; font-size: 12px;">afize mine aslan</span><br />
<span id="more-7023"></span></p>
<p><strong>Kitabın tanıtım yazısı: </strong></p>
<p>bu kitapta da birbirinden farklı hikayeler vardır<br />
billur köşk<br />
bir zamanlar hiçbir çocuk yaşayamazmış ve bir gün padişah ın bir çocuğu olmuş onu yer altında mağarada tutarken vakit gelmiş ve kız dışarı yeryüzüne çıkmış babasından isteği üzerine deniz üstüne harika bir köşk yapılmış kız orada yardımcılarıyla yaşarken dünyanın her tarafından köşkü görmeye insanlar gelirmiş birdepadişah oğlu bu güzel yeri görmeye gider onlar giderken sultan şehzadeyi görüp ona aşık olur ve şehzade gittikten sonra babasının yaptırdığı gemi ile oraya gider orada kalır bir gün şehzade onu karşıdan görür annesine kızı istemekl için ikna eder ve kızı şehzade kızı görecekken sultan altından bir köprü yaparsanaız gekirim ve bunun gibi bir çok şey uydurur bir gün buluşurlar ve şehzade sorar neden beni oyaladn sultan başlarından geçenleri anlatır ve bende seni kısa gördüm der ödeşirler daha sorada evlenirler</p>
<p>Bu Özeti ; <span style="color: #ff0000;"><strong>kitap Özet Yarışmamıza</strong></span> katılan <strong>H</strong><span style="color: #666666; font-family: arial,sans-serif; font-size: 12px;">afize mine aslan</span>’ adlı arkadaşımız hazırlamıştır .. Kendisine teşekkür eder , yarışmada başarılar dileriz..</p>
<p>Bu kitabı  satın alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/billur-kosk-masallari-tahir-alangu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maria ve Küçük kar kız -Masal</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 20:19:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara masallar]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=6534</guid>
		<description><![CDATA[

Masalın adı :Maria ve Küçük kar kız
Masalı  gönderen : Derya
Kış aylarında  bir  gün çok  şiddetli bir şekilde   kar yağmaya başlamış. Maria dışarı çıkmış ve  bir  kardan adam yapmış sonrada ona  küçük kar kız  ismini vermiş.Dışarısı okadar  soğukmuş ki Maria çok üşümüş  ve  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong><img class="size-thumbnail wp-image-6535 alignleft" title="kardanadam" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/02/kardanadam-150x150.jpg" alt="kardanadam" width="150" height="150" /><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a>ın adı :</strong>Maria ve Küçük kar kız<br />
<strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a>ı  gönderen :</strong> Derya<br />
Kış aylarında  bir  gün çok  şiddetli bir şekilde   kar yağmaya başlamış. Maria dışarı çıkmış ve  bir  kardan adam yapmış sonrada ona  küçük kar kız  ismini vermiş.Dışarısı okadar  soğukmuş ki Maria çok üşümüş  ve  küçük  kar kızınında  üşüdüğünü  sanmış  ve  onu  odasına  getirmiş yatağın  üstüne bırakmış. Sonra  sabah uyandığında bir bakmış ki küçük kar kız yok  ama yatak ıslakmış hemen koşup annesine  haber vermiş  anneside  o kar da yaşar o güneş yerde erir maria demiş . Maria bu duruma çok üzülmüş ama  ama kar yine gelince sen yine yaparsın  demiş  annesi  ve  masalda  burda  bitmiş&#8230;</p>
<p>Bu <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a>ı ; <span style="color: #ff0000;"><strong>kitap Özet Yarışmamıza</strong></span> katılan   Derya’ adlı arkadaşımız hazırlamıştır .. Kendisine teşekkür eder , yarışmada başarılar dileriz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/maria-ve-kucuk-kar-kiz-masal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Aile  Natalie Babbitt</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 09:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Natalie Babbitt kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümsüz Aile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[


Kitabın Adı:Ölümsüz Aile
Kitabın Yazarı:Natalie Babbitt
Kitabın Yayınevi: Can Yayınları
Kitabın Basım Yılı:2002
Sayfa Sayısı:139
Kitap Kapağı: 
Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar&#8230; Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile&#8230;
Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck&#8217;lar, bu güzel kızın, pınarın suyundan içmesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/olumsuz_aile-207x300.jpg" alt="olumsuz_aile" title="olumsuz_aile" width="207" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4815" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>Ölümsüz Aile<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/natalie-babbitt" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Natalie Babbitt">Natalie Babbitt</a><br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>Can Yayınları<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı:</strong>2002<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>139<br />
<strong>Kitap Kapağı: </strong><br />
Issız bir ormanın ortasında, suyundan içene ölümsüzlük vaat eden bir pınar&#8230; Bu pınarın suyundan içerek ölümsüzlüğe kavuşan, ama nedense ölümsüz olmaktan pek hoşnut olmayan bir aile&#8230;</p>
<p>Gün gelir pınarın başına bir genç kız gelir. Ölümsüz Aile, yani Tuck&#8217;lar, bu güzel kızın, pınarın suyundan içmesine engel olmak; akıp giden dünyanın, sürekli değişen bir doğanın parçası olmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu kanıtlamak zorundadır.</p>
<p>Ölümsüz Aile geçtiğimiz yirmi yıl içinde milyonlarca çocuğa ulaştı; birçok dile çevrildi, hem Amerika&#8217;da hem de Avrupa&#8217;da okullarda okutuldu. Çocuk edebiyatının bu unutulmaz klasiği, nihayet Türk çocuklarının beğenisine sunuluyor.<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong><br />
Ormanda ki  gizlice akan bir su kaynağından  su içen ve o andan sonra  ölümsüzleşen bir  ailenin  daha  sonra  ölümsüz olmanın  nekadar  kötü  sonuçlar  doğurdunu  belirten  etkileyici bir  kitap</p>
<p><em><strong>Bu kitabın tamamını okumanız dileği ile ….</strong></em><br />
<span id="more-1252"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong></p>
<p>Kasabanın girişinde Foster’lere ait, üzerinde sanki dersin “Bana girmeyin” diye levha bulunan, kare şeklinde bîr ev ve bir koru vardır. Bu koruya da şimdiye kadar hiç kimse gitmemiştir. Evin tek çocuğu VVinnie de oraya hiç gitmemiştir. Zaten, buraya birileri girmiş olsa idi, ortadaki dişbudak ağacının kökleri arasından çıkan küçük pınarı, çakıl taşlarıyla gizlenmiş olmasına rağ­men bulacaklardı. İşte o zaman öyle büyük bir felâket olurdu ki; bu ihtiyar ve yorgun dünya, ateşten çekirdeğine kadar zangır zangır titrerdi.</p>
<p>Ağustosun ilk günlerinden birinde, bayan Mae Tuc erken uyandı ve yanında uyuyan kocasına bakarak “Çocuklar yarın eve gelecekler” dedi. Agnus aniden uyandı ve “Benİ niye uyandırdın, hepimizin cennete gittiği o rüyayı görüyordum” deyince, kadın “Sürekli o rüyayı görmenin ya yararı var ki? Nasılsa hiçbir şey değişmeyecek” diyerek cevap verdi. Sonra yerinden kalktı ve gelecek oğullarını karşılamak için, kasabaya gitmek üzere hazırlık yapmaya başladı. Bu arada, kendisi, kocası ve oğullan Mıles ve Jesse’nin seksen yedi senedir hayallerini aynı gösteren aynaya bakmayı da ihmal etmedi.</p>
<p>Winnie, demir parmaklıkların arkasındaki sert otların üzerine oturmuş, bir yandan, ilerdeki kurbağaya bir yandan çakıl taşları atıyor, bir yandan da, kendisinden başka bir kardeşi olmadığı için, evde sürekli kendisi ile ilgilenildiğinden şikayette bulunuyordu. “Artık sıkıldım, kendim olmalıyım, dünyayı değiştirecek ilgi çekici bir şeyler yapmalıyım. Bunun için de evden kaçmahyım. Hele bir sabah olsun bakalım.” Aynı günün akşamı, ince, zayıf, üzerinde san limon rengi elbise bulunan bir adam, kapılarının önüne kadar gelerek VVinnie ile konuşmaya başladı. Bu arada, büyük annesi evden gelip bu konuşma ve görüşmeye engel oldu. Aynı anda, korudan bir melodi sesi yükselmeye başladı. Yaşlı kadın, çocuğun elinden tutup içeri götürürken, diğer yandan da “Allah’ım, bunca sene sonra geri döndüler!” diye, söylendi. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.VVinnie, sabah erkenden uyandı. Dışarı çıkıp, koruya gitmeye kararlıydı. Nitekim çıktı da. Koruda yürürken, “Niye daha önce buraya gelmedim, harika bir yermiş” diye kendi kendine konuştu. Her tarafta minik yaratıklar vardı. Kuşlar, böcekler, sincaplar, karıncalar… Birden, ilerde ışığın daha parlak olduğu ve dalların azaldığı tarafta bir şeylerin kımıldadığını gördü. “Ya bunlar orman perüerİyse” diyerek korkuyla çömeldi. Sonra, merakla biraz İlerleyince, ağacın gövdesine yaslanmış, kahverengi kıvırcık saçlı, fakir giysili, ayağında ayakkabısı olmayan kendisinden büyük bir delikanlı gördü. Bu arada, çocuk yere eğildi ve kaldırdığı taşın altından akan suya ağzını dayayarak içti. Kafasını kaldırınca da VVinnie ile göz göze geldi. Çocuğun ismi Jesse Tuck idi ve hem on yedi hem yüz dört yaşında olduğunu söylüyordu. Bu arada, bir ses duyuldu. Gelenler vardı. Bunlar bayan Mae Tuck ve Jesse’nin ağabeyi Miles’di. Kadın, kızı suyun başında görünce beyazlaşan yüzü ile “Evet çocuklar, sonunda olabilecek en kötü şey de başımıza geldi” dedi.<br />
Sonra, Winnie’yi de alıp oradan, atları ile hızla uzaklaştılar. VVinnie korkmuş, bir an önce evine gitmek istiyordu. Bir yerde durdular. Çocuğa “Korkma yavrum, sana her şeyi anlatacağız” dese­ler de, çocuk korkuyordu. Kadın cebinden müzik kutusunu çıkardı ve kurunca VVİnnie’nin koruda duyduğu müzik sesinin aynısı çalmaya başladı. “Orman perilerinin müziği” dedi, VVinnie. Kadın da, “Hayır tatlım, sadece benim müzik kutumu. Başkalarının duyabileceğini hiç düşünmemiştim” diye cevap verdi. Müzik kutusu küçük kızı rahatlatmıştı. Kadın kıza dönerek: “Beni dinle, inan bana biz dostuz. Fakat bize yardımcı olmalısın. Gel şöyle otur da sana sebebini anlatayım” dedi.</p>
<p>Kız, hiç bu kadar tuhaf bir hikâye duymamıştı. Seksen yedi yıl önce Tucklar oturacak bir yer bulmak için doğudan gelmişlerdi. Gördükleri ormana girmiş, o ağacın dibindeki pınara rastlamış ve suyundan içmişlerdi. Sonra tekrar yollarına devam etmişler, ormanın bittiği sakin bir vadide çiftliklerini kurmuşlardı. Bu arada, bazı olaylar yaşamışlardı. Örneğin Jesse tepe üstü ağaçtan düşmüş; avcılar geyik zannederek, atlarını vurmuş; babalarını yılan sokmuş; Mae elini kesmiş, ancak hiç birine en ufak bir şey olmamıştı. Ayrıca, aradan onlarca yıl geçtiği halde, hiçbiri ihtiyarlamıyordu. Miles üzüntüyle: ” Evlenmiştim, iki çocuğum vardı. Fakat, halen yirmi İki yaşında görünüyordum. Sonunda karım ruhumu şeytana sattığıma karar verdi ve çocuklarımı da alarak beni terk etti” dedi. “Dostlarımız da aynısını yaptılar, bizden uzaklaşmaya başladılar. Cadı olduğumuzu, büyü ile uğraştığımızı yaydılar. Mecburen, çiftliğimizi terk ettik. Çingeneler gibi yaşıyorduk. Buraya da geldik. Korunun İçine girdiğimizde, ağacı ve pınarı görünce daha önce geldiğimizi hatırladık, bu pınarın yerini başkalarının öğrenmesinin çok kötü olacağını anladık, anlıyor musun kızım? O pınarın suyu hiç değişmemene sebep oluyor. Eğer bugün o sudan İçseydin, sonsuza kadar küçük kız olarak kalacak, hiç büyümeyecektin” dedi.</p>
<p>Winnie, çok <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> dinlemiş, ancak böylesini duymamıştı. Kadın, Wİnnie’ye: “Annen baban merak eder. Seni evine götüreceğiz. Ancak sen de bu sırrımızı hiç kimseye söylemeyeceksin, anlaştık mı?” diye sordu. Kız, “anlaştık” diye cevapladı. VVinnie, artık bu insanlardan korkmuyor, onları dostu sayıyordu. Her şey çok güzeldi. Ancak, o sarı elbiseli adamın bütün konuşmaları duyduğunun farkına varmamışlardı…. VVİnnie’ye de yanlarına alıp, kendi çiftliklerine getirdiler ve VVinnie, böylece ailenin diğer fertlerini de tanımış oldu.<br />
Winnie’ye evlerini gezdirdiler. VVinnie, bir bu evdeki, toza, düzensizliğe, dağınıklığa bakıyor; bir de kendi evlerindeki, hastalık derecesindeki temizlik düşkünlüğünü, düzenliliği düşünüyordu. Ancak, burada özgürlük olduğu kesindi. Öyle ya, burada “Şurayı dağıtma, buraya girme” diye kimse karışmıyordu. Yemek yerken de, peçete vb. yoktu. Herkes konuşmadan sadece yemeğini yiyordu. Winnie’yi aramaya çıkacakları kesindi. Bu nedenle bir an önce, evine götürülmesi gerekiyordu. Ama, hiç kimseye bir şey söylemeyeceğini garantiye almak gerekiyordu. Bu nedenle baba Agnus, büyük sırrı açıklamak için, VVinnie’yi kayıkla gölün ortasına getirdi ve anlatmaya başladı: “Her şey dönen bir çarkın parçasıdır. Ölmek ve doğmak da. Bir parçayı alıp geri kalanım görmezden gelemezsin. Bütünün bir parçası olmak Tann’nın bir lütfudur. Fakat biz Tuck’lar bundan faydalanamıyoruz. Hayatta kalmak zorlu bir iş, fakat bizim gibi olursan aynı zamanda yararsız da. Hiçbir manası yoktur. Şayet yeniden çarkın bir parçası olmanın yolunu bulsayâım, bir dakika bile beklemezdim. Eğer Ölüm yoksa hayatın ne anlamı var ki? O zaman yaşam olarak adlandıramazsın bile. Biz sadece varız, buradayız, yol kenarındaki taşlar gibi….<br />
Eğer insanlar, pınarın varlığım bilselerdi, sinek gibi koşa koşa gelip başına üşüşür, biraz içebilmek için birbirlerini çiğnerlerdi…Ve her şey değişecek, sadece insanlar değişmeyeceklerdi. Anlıyor musun yavrum?” Winnie, donmuş bir şekilde dinliyordu. Bu esnada, kıyıdan, atın çalındığı haberini verdiler ve dönmelerini istediler.</p>
<p>San elbiseli adam, Tuck’ların yaşlı atını VVinnie’Ierin evinin kapısının önündeki direğe bağladı ve içeri girdi. “Size güzel haberler getirdim, kızınızın nerede olduğunu biliyorum” dedi. Ancak, çocu­ğun yerini söylemek İçin, ailesinden, sahibi bulundukları koruyu kendisine ücretsiz olarak vermelerini istiyordu. Çocukları için razı oldular. Sonra hep birlikte şerifin ofisine gittiler.<br />
Sonra, şerifle sarı elbiseli adam, birlikte, VVinnie’nin “kaçırıldığı” Duck’ların çiftliğine doğru gece yarısı atlarıyla yol almaya başladılar.</p>
<p>VVinnie sabah erkenden uyandı. Sonra ailenin diğer fertleri de uyandılar. Sabah kahvaltıya otururken VVinnie, Duck ailesi için, “iyi insanlar” diye düşünüyordu. Kahvaltı yaparken kapıçaldı ve açtılar. Sarı elbiseli adam karşılanndaydı. Şerifin atı yavaş gittiği için, o Şerifi ikna ederek, önden gelmişti. İçeri girdi ve “Fazla vaktimiz yok. Bu nedenle çabuk konuşacağım” deyip anlatmaya başladı: “Çocukluğumda hep masallarla ve efsanelerle büyüdüm. Ancak, bunların doğru olduğuna inanmıyordum. Sevgili büyükannemin arkadaşı ile ilgili anlattığı bir hikâye de bunların arasındaydı. Hiç yaşlanmayan insanları anlatıyordu. Bir gün bana hiç yaşlanmayan ailenin fertlerinden birisinin bir müzik kutusu olduğunu da söyledi. O müzik kutusundaki melodiyi ezberledim ve yıllarca unutmadım. O kutudaki sesi iki gün önce duyduğum vakit kendi kendime işte o ses dedim.” Sonra da cebinden, o korunun ve pınarın artık kendisine ait olduğunu gösteren imzalı anlaşmayı gösterdi. Bundan sonra, suyu sayılı sayıdaki kişilere satacağını, isterlerse kendilerinin de onunla çalışabileceklerini söyledi. Aile hep bir ağızdan, “Hayır! Bu sırrı hiç kimse oğrenmemeli” diye haykırdı. Sarı elbiseli “sız bilirsiniz” diyerek, konuşulanları dinledikçe kendisinden nefret eden VVinnie’yi kolundan tuttuğu gibi dışarı çıktı. Ancak, Mae tüfekle karşılarına çıkıp engel olmak istedi. Neticede, sarı elbiseli kadın tarafından ensesine vurulan tüfekle ağır bir şekilde yaralanarak yere düştü. Şerif, bulunduğu yerden tüm bu olanları görmüştü. Winnie, şerife ailenin kendisini kaçırmadığını, kendi isteği ile geldiğini söyledi ve ekledi: “Onlar benim dostlanmdır.” Ancak, şerif de görevini yapmak zorundaydı. Bu nedenle, yaralıyı eve taşıyıp ilgilenmelerini söyledikten sonra, yanına VVinnie ve Mae’yi alarak yola çıktı.<br />
Evlerine geldiklerinde, hepsi sevinçle VVinnie’yi kucakladılar. VVinnie onlara da kaçırılmadığını, kendi isteği ile gittiğini söylemekle kalmayıp, çok güzel günler geçirdiğini de ekledi. Aileye göre çocukları kurtulmuştu ya, gerisi pek önemli değildi. Winnie ise bütün gün ve gece yatana kadar hep “Ölümsüz aile”yi düşündü. Bu sırrın açığa çıkmamasının doğru olacağına karar verdi. Bu arada ne yapıp edip, Mae’nin de asılmasını da önlemek gerekiyordu.</p>
<p>Ertesi gün sabah, Şerif geldi ve adamın Öldüğü haberini verdi. Artık, kadının asılacağı kesindi.<br />
Winnie de o sabah kalkmış, kendisini yalnız bırakmayan büyük annesi ile birlikte kurbağaları ile konuşmak için koruya doğru yürüyüşe çıkmıştı. Bu arada, “Ölümsüz Aile”den on yedi(seksen iki) yaşındaki Jesse’yi gördü. Jesse ona, bu gece annelerini tutuklu olduğu yerden kaçıracaklarını, bu nedenle bir daha görüşmelerinin mümkün olmayacağını söylemiş ve onyedi yaşına geldiğinde içmesi için, ona bir şişe de pınarın suyundan getirmişti. Çünkü niyeti, Wİnnie ile evlenmekti. Ona göre, kız kendi yaşına (onyedi) geldiği vakit sudan içecek ve hep aynı durumda kalacak, sonra mutlaka bir araya gelecek ve evleneceklerdi. Winnie kaçırma işinde onlara yardım edebileceğini söyledi. Wİnnie o günü sabırsızlık içinde geçirdi. Yatağa girince de hep aileyi ve Jesse’mn kendisine söylediklerini düşündü. Gece yarısına beş dakika kala, yatağından kalktı, giyindi ve kimseye fark ettirmeden sessizce evden çıktı. Hızla, şerifin bürosunun olduğu yere doğru yürümeye başladı. Yaklaştığında Agnus, Miles ve Jesse’nin orada olduklarını gördü. Hepsi, Winnie’yi hasretle kucakladıktan sonra, hep birlikte ofisin arkasına gidip, Mae’yi kaçırma çalışmalarına giriştiler. Arka pencerenin tahta çivilerini ustalıkla söküp, demir parmaklığı yerinden çıkardılar. Sonra, Mae’yi pencereden aşağı çektiler. Hepsi, gözyaşları içinde, VVinnie’ye sarılıp vedalaştılar. Sonra, VVinnie’yi yukarı çıkarıp, Mae’nin yerine gözaltı yerine girmesine yardımcı oldular. Çıkardıkları çerçeveyi tekrar yerine taktıktan sonra uzaklaşıp, gözden kayboldular. Şimdi Mae’nin yerinde, VVinnie vardı.</p>
<p>Sabah şerif nezarethanenin kapısını açtığında, öfkeden kıpkırmızı oldu. VVinnie’ye “Suçlu birine yardım ettiğin için, artık sen de suçlusun” dedi. Ne var ki, yaşı ceza alamayacağı kadar küçük olduğu için, ailesinin gözetiminde salıverdiler. VVinnie, başını annesinin göğsüne yaslayarak, “Onlar benim dostumdu. Bu yüzden yardım ettim” dedi</p>
<p>Mae ve Agnus, “Treegap’a hoş geldiniz” levhasının altında şaşkın şaşkın etrafı inceliyorlardı. Her taraf dükkân ve mağaza ile dolmuştu. Koru diye de bir şey kalmamıştı. Çıkan bir yangın neticesinde bütün ağaçların yandığını, sonra dozerlerin, yanan araziyi dümdüz ettiklerini, pınarın da yok olduğunu öğrendiler. Sonra yavaş yavaş mezarlığa doğru yürüdüler. Bir aile mezarlığının önüne gelince durdular. Baktıkları mezar taşında “İyi Eş &#8211; İyi Anne &#8211; Wnifred Poster jackson, 1870-1948″ yazdığını görünce, VVinie’nin suyu içmemiş olduğunu anladılar. Yaşlı gözleriyle, “Ulu Tanrım” dedi Agnus, “İki sene önce gitmiş.” Sonra da gözlerini silerek, “Akıllı Kız” dedi.<br />
Sonra yeniden yola koyuldular. Treegap geride kalmıştı. Duyulan sadece, müzik kutusunun melodisi idi.</p>
<p>Bu  <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> kitabını satın almak için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/olumsuz-aile-natalie-babbitt.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yağmur Yağdıran Kedi   Marcel Ayme</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/yagmur-yagdiran-kedi-marcel-ayme.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/yagmur-yagdiran-kedi-marcel-ayme.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 08:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitapları kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Ayme]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Ayme eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Ayme kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Marcel Ayme masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Yağdıran Kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1249</guid>
		<description><![CDATA[


Kitabın Adı:Yağmur Yağdıran Kedi
Kitabın Yazarı:Marcel Ayme
Kitabın Yayınevi: Can Yayınları
Kitabın Basım Yılı:2005
Sayfa Sayısı:96
Kitabın Konusu:   iki sevimli kızkardeşin başından geçen üç  masal bu kitapta  yer almaktadır.
Arka kapak yazısı: 
Yirminci yüzyılın en ünlü öykücülerinden Marcel Aymé&#8217;nin dünya çocuk yazınında apayrı bir yeri vardır. Daldaki Kedinin Mavi Masalları ve Daldaki Kedinin Kırmızı Masalları&#8217;nda toplanan öykülerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/yagmur_yagdiran_kedi.jpg" alt="yagmur_yagdiran_kedi" title="yagmur_yagdiran_kedi" class="alignleft size-full wp-image-4813" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/yagmur-yagdiran-kedi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yağmur Yağdıran Kedi">Yağmur Yağdıran Kedi</a><br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Marcel Ayme<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>Can Yayınları<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı:</strong>2005<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>96<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong>  iki sevimli kızkardeşin başından geçen üç  <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> bu kitapta  yer almaktadır.</p>
<p><strong>Arka kapak yazısı: </strong><br />
Yirminci yüzyılın en ünlü öykücülerinden Marcel Aymé&#8217;nin dünya çocuk yazınında apayrı bir yeri vardır. Daldaki Kedinin Mavi <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">Masallar</a>ı ve Daldaki Kedinin Kırmızı <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masallar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masallar">Masallar</a>ı&#8217;nda toplanan öykülerinde küçük bir çiftlikte yaşayan iki küçük kızkardeşin: Delfin ile Marinet&#8217;in günlük yaşamlarını anlatır. Küçük kızların yaşadıkları olaylar sıradan olaylar, karşılaştıkları sorunlar sıradan sorunlardır. Ama yaşamlarına her birinin kendine göre düşünceleri ve becerileri olan, üstelik insanlar gibi konuşan, tartışan, gerekince olağanüstü işler de başaran tavuklar, horozlar, tavus kuşları, kediler, köpekler, kurtlar, tilkiler de karışınca, hem çok ilginç, hem çok eğlenceli bir <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> dünyası açılır önlerinde.</p>
<p>Marcel Aymé de bunları öyle güzel anlatır ki, biz de aralarına katılır, ilginç serüvenlerini onlarla birlikte yaşarız.</p>
<p><em><strong>Bu kitabın tamamını okumanız dileği ile ….</strong></em><br />
<span id="more-1249"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
<strong>Yağmur Yağdıran Kedinin Ayağı:</strong></p>
<p>Alfonso isimli büyük kediyi, akşamüzeri, ayağını kulağının üzerinden geçirirken görünce, “Yağmur yağacak.” dediler. Gerçekten de, bir gün sonra gün boyu yağmur yağdı. Büyükler tarlaya çalışmaya gidemedikleri için Öfkeliydiler. Oynayan çocuklara bakıp bakıp söyleniyorlardı. Kediye de kızıyorlardı: “Ambarlarda fareler cirit atıyor, bu burada yan gelmiş yatıyor.” diyorlardı.<br />
Çocuklar oyun oynarken, yüzyıllık çini tabağı kırdılar. Aileleri onlara oyun oynamayı, yemek yemeyi yasakladıkları gibi, yarın yağmur yağmazsa, yaşlı Melina teyzeye bir kavanoz reçel götüreceklerini de eklediler.<br />
Alfonso bulunduğu yerden: “Bir tabak için bu kadar ceza çok.” dedi. Büyükler, “Hep aynısınız, birbirinizi tutuyorsunuz.” deyince, Alfonso’da “Şayet böyle konuşursanız, ben de giderim.” deyip, pencereden dışarı çıktı. Çocuklar, yağmur yağdıran kediyi odunlukta buldular. Kediye, “Alfonso, sen yağmur yağdırırsan Melİna teyzeye gitmeyiz.” dediler. Alfonso kabul etti ve elini kulağının arkasından belki elli defa geçirdi ve “Yarın öyle bir yağmur yağacak ki, köpekler bile dışarâa kalamayacak.” dedi.<br />
Akşam yemeğinde büyükler hep Melina teyzeyi konuştular. Çocuklar ise kendi aralarında kıs kıs gülüyorlardı.<br />
Ertesi gün şiddetli bir yağmur yağdığı için, kızları Melina teyzeye gönderemediler. Bir gün sonra yine aynı şekilde… Bunun üzerine, büyükler işi inada bindirdiler. Bu arada, tembelliğini bahane ederek, Alfonso’yu terlik ve süpürge ile bir güzel dövdüler.<br />
O da, “Kedilik onurum üzerine söz veriyorum ki, buna pişman olacaksınız.” dedi.<br />
Tam sekiz gün yağmur yağdı. Halen de yağmaya devam ediyordu. Büyükler baktılar ki başka çare yok, yağmura rağmen işlerini yapmaya koyuldular. İstasyona patates götürmek için çuvalları hazırladılar. Çocuklardan Marinet’le Deflin, büyüklerin bir başka çuval daha hazırladıklarını ve Alfonso’ya manalı manalı<br />
baktıklarını görünce kuşkuya kapıldılar. Hele hele iki kiloluk bir taşı da çuvalın yanında görünce, o zaman işi anladılar. Büyüklerin niyeti Alfonso’dan kurtulmaktı. Nitekim, Alfonso’yu yakalayıp, çuvalın içine koydular ve ağzını bağladılar. “Madem ki devamlı yağmur yağdırıyor, suyu bu kadar çok seviyorsun, o zaman ömür boyu suyun içinde kalacaksın.” diyorlardı. Çocuklar, ağlayıp sızladılar, ancak büyükleri kararlarından vazgeçiremediler. Bu arada, saat sekiz olduğu için, trene gecikeceklerinden, büyükler çuvalı öyle bırakıp, “Biz gelinceye kadar, ağzını açmak yok. Yoksa ölünceye kadar Melina Teyze’nin yanında kalırsınız.” deyip gittiler.<br />
Çocuklar hemen çuvalın ağzım açtılar. Alfonso, çocukların kendisi için gösterdikleri bu sevgiden dolayı mutluydu. Ancak, onların daha fazla eziyet görmesini de istemiyordu. Bu nedenle, tekrar çuvalın içine girdi.<br />
Çocuklar bunun üzerine, çiftlikteki bütün hayvanlara akıl danışmaya gittiler. Alfonso’da yanlarındaydı. Horoz hariç, bütün hayvanlar Alfonso’nun kurtulması için düşüncelerini söylüyorlardı. Bu arada vakit öğlene yaklaşmış, büyüklerin gelmesi yaklaşmıştı. Alfonso ise kaybolmuştu.<br />
Biraz sonra, Alfonso ağzında bir fare ile geldi ve fareyi çuvalın içine koydu. Hep birlikte fareye, “Alfonso canını bağışladı. Ancak, sen de çuvalın içindeki kütüğün üzerinde devamlı yürüyeceksin ki, seni Alfonso zannetsinler. Tam dereye atılacağın sırada köpek havlamaya başlayacak ve sende çuvalın dibinde bıraktığımız küçük deliği büyütüp kaçacaksın.” dediler. Fare kabul etti.<br />
Büyükler geldiler, çuvalın altındaki dolapta da Alfonso vardı. Bir süre büyüklere kafa tuttuktan sonra, onları kızdırdı ve onlarda çuvala terliklerle vurmaya başladılar. Ses kesilmişti. Bir yığın konuşmadan sonra, torbayı alıp gittiler. Fare başarıyla kaçtı ve ambarda çocukların yanına geldi. Tabii, Alfonso da oradaydı.<br />
Büyükler döndüklerinde, çocukların neşe işinde sofrayı hazırladıklarını görünce işkillendiler. Bu sefer de büyükler, Alfonso için üzülmeye, çocukları da neşeli oldukları için eleştirmeye başladılar. Hatta gözyaşları bile döktüler.<br />
Ertesi gün, hava günlük güneşlik olduğu için, her şeyi unutup, işlerine daldılar. Küçükler ise her fırsatta Alfonso’nun yanına gidip, onunla oynuyorlardı. Böylece, aradan on beş gün geçti. Bir ara Horoz Alfonso’yu gördüğünü söyledi. Büyükler, kafayı yediğini sanarak onun yenmesi gerektiğine karar verip, kesip yediler.<br />
Neredeyse iki aydır hiç yağmur yağmıyordu. Büyükler kuraklıktan dolayı büyük endişeye kapıldılar. Bir hafta daha yağmur yağmasa, her şey yanıp kavrulacaktı. “Ah Alfonso, ah! Neredesin?” demeye başladılar.<br />
Bir gün sabah, çocukları kaldırmak İçin odaya girdiklerinde, yatağın altından Alfonso’nun kuyruğunu görünce, çocuklar da her şeyi anlatmak zorunda kaldılar. Büyüklere de bu saatten sonra kabullenmek kalıyordu.<br />
Ertesi gün, çok güzel bir yağmur yağdı. Artık, her taraf yeniden yeşillenecek, tarlalar susuzluktan çatlamayacaktı.</p>
<p><strong>Kara Horoz:</strong></p>
<p>Deflin ile Marinet, okula giderlerken yolları üzerinde bir Kara Horoz gördüler. Horoz, onlarla konuşmak istememesine rağmen, ısrarla konuşmaya çalıştılar. Sonuçta, horoz üç gece üst üste kümeste kendisini yemek için gelen tilki ile hesaplaşmak için ormana gittiğini söyledi. Çocuklar, okulu unutmuşlar, Horoz’la birlikte gitmeye karar vermişlerdi. Horoz’un yiğitliğini görmek istiyorlardı. Horoz da iki de bir duruyor, Tilki’yi görünce ne yapacağı konusunda el kol hareketleri ile karışık gösteriler yapıyordu. Fakat ormana yaklaştıkça, ayakları geri geri gitmeye başladı. Bahaneler üreterek bu işten vazgeçmeye çalışıyorsa da, çocuklar kararlıydılar. Ancak, ormanın yanına gelince Horoz, “Ben burdan şu Tilki’yi bir gözetleyeyim hele ne yapıyor?” diyerek, çocukların da yardımıyla, akasya ağacının tepesine çıktı. Çocuklar da yollarına devam ettiler.<br />
Beş dakika sonra, güzel çilek ağaçlarını görünce kendilerinden geçtikleri için, yanlarına yaklaşan tilkiyi görmediler. Tilki, sevecen bir şekilde, “Bakıyorum okulu asmışsınız, bari üstünüzü kirletmeyin de anneniz kızmasın.” dedi. Bir süre sohbet ettikten sonra, Tilki çocuklara veda ederek, ormanın çıkışına doğru yürüdü. Çocuklar, “Gitmeyin, orada hesabınızı görmek için ve hızla ormanın girişine doğru koştu. Horozu ağaçta görünce, altına yanaşıp onunla konuşmaya başladı. Niyeti, horozu yemekti. Ama daha sonra aklına başka bir fikir geldi ve horozu kandır­maya başladı. Onun diğer arkadaşlarının kurtarıcısı olduğunu, efendilerinin çok acımasız olduklarını ve sürekli onları yediklerini, oysa ormanda onların sağladığından daha çok yemek olduğunu söyleyerek arkadaşlarının hepsini toplamasını ve hep beraber ormana kaçmalarını öğütledi.<br />
O sırada yanlarına gelen çocukları da kurnazlığıyla kandırıp, bu düşüncenin doğru olduğuna ikna etmiş ve kısa sürede köydeki tüm tavuklar ve horozlar ormana toplanmışlardı. Tilki, bunları büyük bir sevecenlikle karşıladı.<br />
Zaman geçtikçe, aralarından bir ikisi eksilmeye başlamıştı. Bu arada tilki de bayağı semiz hale gelmişti.<br />
Kara horoz bu durumdan şüphelenmeye başlamıştı. Ziyaretine gelen Deflin ve Marinet’e de bir şey söyleyemiyordu. Ama bir gün, tilki gelen arkadaşlarına ziyafet çekmek için on iki hayvanı birden yok edince, Belfin ve Marinet geldiklerinde Kara Horoz’u gözyaşları içinde buldular. Hemen, kalan bütün arkadaşları ile birlikte çiftliğe dönmesini söylediler. Bu arada konuşmaları dinleyen tilki ve iki arkadaşı çocuklara saldırdılar. Ancak, çok yemek yedikleri İçin ağırlaştıklarından çocukları yakalayamadılar. Çocuklar da çiftliğe varıp durumu anlattılar. Büyükler gelip hayvanları kurtardılar. Kara Horoz ise, maalesef tilkinin pençesi ile ölmüştü.</p>
<p><strong>Tavus Kuşu:</strong></p>
<p>Deflin ile Marinet’in teyzelerinin kızı Flora birkaç günlüğüne yanlarına gezmeye gelmişti. Kızın ayakkabıları topuklu, elbiseleri rengarenk idi. Üstelik kolunda saati bile vardı. Onlar ise tahta terliklerle dolaşıyorlardı. Bir gün cesaret edip, büyüklerine giysilerini ve tahta terliklerini beğenmediklerini açıkladılarsa da, gösterilen tepki üzerine fazla konuşamadılar. Ancak, o günden sonra da, sürekli kendilerini süzmeye, ayna önüne kaşlarına gözlerine bakmaya başladılar. Onların bu güzellik sevdaları, çiftlikteki hayvanlara da bulaşmış, artık horoz, kaz, domuz birbirleri ile atışır ve çekişir olmuşlardı. Birbirlerine, “Boynu kısa”, “Kuyruğu uzun” gibi laflar ediyorlardı. Bir gün, tavuskuşu da bu tartışmalara katıldı. “Asıl güzel benim.” dercesine, pozdan poza girerek, etraflarında döndü. Hepsi de güzelliğine hayran kalmışlardı.<br />
Sonra tavus kuşu, bu güzelliği elde etmek için ne kadar fedakârlıklara katlandığını anlattı. “Annem, sürekli olarak, ‘Şunu yeme’, ‘Bunu İçme’, ‘Buradan geçme’ diye beni uyarıyordu.” dedi. Sonra da güzel olmak için, uymaları gereken kuralları ve beslenme düzenini anlattı.<br />
Ertesi gün, büyükler her zamanki gibi, hayvanların yemlerini koyarken, hayvanlar hep birlikte, tavus kuşunun beslenme Önerilerine uygun olarak, “Birer yeşil elma çekirdeğiyle, birer bardak duru su isteriz.” dediler. Bu arada, çocuklar da bir şey yemeden okula gidince, büyükler iyice şaşırdılar. Masanın üzerinde ortadan ikiye ayrılmış ve çekirdekleri alınmış bir yeşil elma görmeleri şaşkınlıklarını ikiye katladı.<br />
Ancak, ikinci gün, tavuskuşunun önerdiği yemek cinsleri ve miktarları karınlarını doyurmayınca, hayvanların büyük çoğunluğu, tekrar eski beslenmelerine döndüler. Sadece horoz ve destekçileri tavuklar birkaç gün daha dayandılar. En sonunda, horoz açlıktan bayılıverdi. Bunun üzerine sahipleri kesmeye karar verince bir canlandı, bir yemeye başladı ki, görmeye değer. Direnen bir tek domuz kalmıştı. Onu da tüyleri ve sorgucu çıktığına ikna ederek, yemek yemesini sağladılar. Çünkü domuz başka türlü yemek yemeye niyetli değildi. Kendinin günden güne güzelleştiğini sanıyor ve diğer hayvanların onu kıskandığını öne sürerek onları suçluyordu. Günden güne aklını kaybetmiş ve kendini tavus kuşu gibi olduğuna inandırmıştı. Çocuklar, domuzdaki bu olumsuz gelişmeleri görünce, tavus kuşunun önerilerini uygulamaktan vazgeçtiler.</p>
<p>Bu  <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">masal</a> kitabını satın almak için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/yagmur-yagdiran-kedi-marcel-ayme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su damlası-Andersen Masalları</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/su-damlasi-andersen-masallari.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/su-damlasi-andersen-masallari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 17:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[Andersen Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye oku]]></category>
		<category><![CDATA[masal kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masal özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1124</guid>
		<description><![CDATA[


Kitabın Adı:Su damlası
Kitabın Yazarı:Andersen
Kitabın Konusu: Masal Özetleri
Kitabın Özeti: 
Büyütecin ne olduğunu, her şeyi yüz kat büyülten bir çeşit gözlük camı olduğunu herkes bilir. Bir damla suya büyüteçle bakıldığında binlerce küçük yaratık görünür.

Oysa çıplak gözle bakarsak onların hiç birini göremeyiz. Ama onlar her zaman o suyun içindedir. Bir zamanlar “dev amca” adında bir adam yaşarmış, güzel, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4773" title="anderson" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/anderson5-202x300.jpg" alt="anderson" width="202" height="300" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>Su damlası<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Andersen<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/masal" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with masal">Masal</a> Özetleri<br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Büyütecin ne olduğunu, her şeyi yüz kat büyülten bir çeşit gözlük camı olduğunu herkes bilir. Bir damla suya büyüteçle bakıldığında binlerce küçük yaratık görünür.<br />
<span id="more-1124"></span><br />
Oysa çıplak gözle bakarsak onların hiç birini göremeyiz. Ama onlar her zaman o suyun içindedir. Bir zamanlar “dev amca” adında bir adam yaşarmış, güzel, ilginç olan her şeye sahip olmak istermiş eğer elde edemezse ya büyücüye başvurur yad kendi kendine binbir çeşit yol icat edermiş. Bir gün aline büyüteci alıp bir damla suyu incelemiş suyun içinde o gözle görünmez yaratıklar hiç durmadan hareket ediyorlar, sıçrayıp, hopluyorlarmış. Çok ilginç bulmuş fakat daha net görmek için renklendirmeyi düşünmüş ve kırmızı bir renk damlatmış içine. Bu bir büyücünün kanıymış. Birden sudaki yaratıklar pespembe oluvermiş. Bu yaratıkları bir kente yaşayan canlılara benzetmiş. Hiç durmadan itişiyorlar, dövüşüyorlar, birbirlerini çekiştiriyor ve acımasızca ısırıyorlar. Aşağıdakiler yukarı çıkmak istiyor hem de devamlı onları sindirmeye çalışıyorlar. “Aslında bu yalnızca bir su damlası” demiş. Gülümseyerek “Ama yinede gerçek yaşamdan bir örnek. Oysa tüm canlılar birbirlerine sevgi ile baksalar her şey daha güzel olmaz mıydı ? diyerek bitirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/su-damlasi-andersen-masallari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
