<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap özetleri,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; kitap al</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/kitap-al/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Ertuğrul Özkök-Tuhaf</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ertugrul-ozkok-tuhaf.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ertugrul-ozkok-tuhaf.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 22:15:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anı - Mektup - Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Özkök]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Özkök kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Özkök yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[roman al]]></category>
		<category><![CDATA[yeni çıkan kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=8472</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın adı :Tuhaf Kitabın yazarı :Ertuğrul Özkök Kitabın yayın evi : Doğan Kitapçılık / Roman Dizisi Yayın tarihi :Mayıs 2010, Sayfa sayısı : 244 Kitap tanıtım yazısı : Yaşları 11-12 arasında, ilkokul beşinci sınıfa giden üç çocuk, mahallelerinin kenarında, gece karanlık adamların ateş böcekleri gibi parladığı sazlıklarla kaplı, antik çağlardan beri akan derenin kenerında keşif [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8473" title="ertugrul_ozkok_aci" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/06/ertugrul_ozkok_aci-150x150.jpg" alt="ertugrul_ozkok_aci" width="150" height="150" />Kitabın adı :</strong>Tuhaf<br />
<strong>Kitabın yazarı :</strong>Ertuğrul Özkök<br />
<strong>Kitabın yayın evi :</strong> Doğan Kitapçılık / Roman Dizisi<br />
<strong>Yayın tarihi :</strong>Mayıs 2010,<br />
<strong>Sayfa sayısı :</strong> 244<br />
<strong>Kitap tanıtım yazısı :</strong></p>
<p>Yaşları 11-12 arasında, ilkokul beşinci sınıfa giden üç çocuk, mahallelerinin kenarında, gece karanlık adamların ateş böcekleri gibi parladığı sazlıklarla kaplı, antik çağlardan beri akan derenin kenerında keşif turu atıyordu. Derenin biraz yukanlarındaki kanalizasyon tünelini fark ettiler. Sazlıklardan yaptıkları meşalelerle daldılar içine, amaç biraz da birbirilerine cesaret gösterisi yapmaktı. Karanlıkta duvarlarda garip şekiller keşfettiler ve içlerinden birisi o şekilleri çıkırtıp defterine kaydetti. Aradan uzun yıllar geçti, o dere de, şekiller de unutulup gitti. Ta ki bir gün çocuklardan birinin babaannesinin ölümünden sonra sakladığı sandıktan o defter çıkana kadar. Harflerin Japon alfabesine ait olabüeceğini düşünmüştü. İşi gereği bulunduğu Moskova&#8217;da Japonya&#8217;nın Moskova Büyükelçisi&#8217;ne şekilleri gösterdi. Evet, bunlar Japon alfabesine ait harfleri andırıyordu ama sonunda kimsenin çözemediği bir işaret vardı. Büyükelçi şekilleri Japon Askeri Tarih Enstitüsü&#8217;ne gönderip inceletti.<br />
Bir sure soma cevap geldi. Evet, bunlar art arda sıralanınca bir ; anlam ifade etmeyen Japon harfleriydi. Sondaki o şekil ise Kayıp Denizcilerin Ölüm kitabı&#8217;nın<br />
kanıtı olabilirdi. M.S. 6. yüzyılda dönemin imparatoru bir grup denizciyi çağırarak Güneş İmparatorluğu&#8217;nun sınırının bittiği yeri bulmaları için görevlendirmiş. İşte o yazıyı antik çağlardan kalma tünele sefere katılan Japon samuraylardan biri yazmış olabilirdi. Asıl sürpriz ise haflerin sonundaki o işarette gizliydi. Samuraylar öleceklerini hissedince o işareti bırakırlarmış ki yazıyı ilk gören kişinin ruhunda reenkame olabilsinler. Yani yazıyı gören kendi alınyazısıyla karşılaşırmış bir anlamda. Evet, tünele giren ve bu yazıyı gören o çocuğun adı Ertuğrul Özkök. Şimdi içinde sessiz, kayıp bir samurayın ruhuyla dolaşıyor ve bize bunun gibi tuhaf hikayeler anlatıyor. Yeni kitabı Tuhaf ile Özkök, bizi daha uzun, çok daha dolambaçlı, kimi zaman daha çok kafamızı karıştıracak bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HÜRRİYET  KİTAP</strong></span></p>
<p>Bu kitabı satın alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ertugrul-ozkok-tuhaf.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayalet Avcıları -Cornelia Funke</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hayalet-avcilari-cornelia-funke.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hayalet-avcilari-cornelia-funke.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 22:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Çıkan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitapları al]]></category>
		<category><![CDATA[Hayalet Avcıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayalet Avcıları kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=8468</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın adı : Hayalet Avcıları &#8211; Kilerde Kim var Kitabın yazarı :Cornelia Funke Kitabın yayın evi : Mavibulut Yayınları Yayın tarihi :Mayıs 2010, Sayfa sayısı : 180 Kitabı çeviren:Fatih Erdoğan Kitap tanıtım yazısı :Hayaletlere inanır mısınız? Şu an için &#8220;yok öyle bir şey&#8221; desem de, bir dönem ciddi korkulara sahiptim ben de. Hele, ilkokul dördüncü sınıftayken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8469" title="hayalet_avcilari" src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2010/06/hayalet_avcilari-150x150.jpg" alt="hayalet_avcilari" width="150" height="150" />Kitabın adı :</strong> Hayalet Avcıları &#8211; Kilerde Kim var<br />
<strong>Kitabın yazarı :</strong>Cornelia Funke<br />
<strong>Kitabın yayın evi :</strong> Mavibulut Yayınları<br />
<strong>Yayın tarihi :</strong>Mayıs 2010,<br />
<strong>Sayfa sayısı :</strong> 180<br />
<strong>Kitabı çeviren:</strong>Fatih Erdoğan<br />
<strong>Kitap tanıtım yazısı :</strong>Hayaletlere inanır mısınız? Şu an için &#8220;yok öyle bir şey&#8221; desem de, bir dönem ciddi korkulara sahiptim ben de. Hele, ilkokul dördüncü sınıftayken taşındığımız sıradışı mimarisi olan apartmanda bu korku en üst seviyedeydi. Bodrum katında labirent şeklinde bir kömürlük vardı ve karanlık, küf kokulu, eski kömür kınnüla-nnm ve tozlannın iyice azalttığı oksijensiz havası, basık tavanlı yapısıyla evin küçük çocuğu olarak bana son derece korkulu anlar yaşatıyordu. O evde yaşadığımız müddetçe hayaletlere inanıyordum. Tıpkı Comelia Funke&#8217;nin sevimli kahramanı Tom gibi&#8230; Mavibulut Yayınları tarafından</p>
<p>yayınlanan Hayalet Avcıları serisinin ilk kitabı Kilerde Kim var?&#8217;da genç Tom, kilerlerinde saklanıp insanları korkutan hayalet Hügo yüzünden kabus dolu günler geçirmektedir. Bu sıkmasını anlatan Tom&#8217;a büyükannesi, hayalet konusunda uzman arkadaşı Kimyon İnceruh&#8217;u tavsiye eder. Alanında uzman olan Kimyon İnceruh, Tom&#8217;a hayaletlerle mücadele etmeyi öğrettiği gibi, hayaletin nasıl avlanacağı konusunda bize de önemli bilgiler veriyor. Serinin ilk macerası sona ererken, Tom ve Kimyon İnceruh&#8217;un yeni maceralarda daha korkunç hayaletlerin peşine düşeceklerinin işaretini veriyorlar&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HÜRRİYET  PAZAR </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/hayalet-avcilari-cornelia-funke.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babalar ve Oğullar &#8211; Ivan Sergenyeviç Turgenyev</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/babalar-ve-ogullar-ivan-sergenyevic-turgenyev.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/babalar-ve-ogullar-ivan-sergenyevic-turgenyev.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 04:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar ve Oğullar]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar ve Oğullar özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ivan Sergenyeviç Turgenyev eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ivan Sergenyeviç Turgenyev kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1276</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:Babalar ve Oğullar Kitabın Yazarı:Ivan Sergenyeviç Turgenyev Kitabın Yayınevi: SOSYAL YAYINLAR Kitabın Basım Yılı:1990 Kitabın Konusu: Babalar ve oğullar’da Turgenyev 19. yüzyıl Rusya’sının toplumsal ve siyasal görünümünü gözler önüne sermektedir.O dönemde Rusyada yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı  okuyucularına etkili  bir şekilde  sunmaktadır.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil topplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/babalar_ve_ogullar_1-188x300.jpg" alt="babalar_ve_ogullar_1" title="babalar_ve_ogullar_1" width="188" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4819" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>Babalar ve Oğullar<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Ivan Sergenyeviç Turgenyev<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>SOSYAL YAYINLAR<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı:</strong>1990<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong>Babalar ve oğullar’da Turgenyev 19. yüzyıl Rusya’sının toplumsal ve siyasal görünümünü gözler önüne sermektedir.O dönemde  Rusyada yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı  okuyucularına etkili  bir şekilde  sunmaktadır.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil topplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok  sayma savaşını temsil ederler.Bu tema  üzerine  kurulan  bu  klasikleşmiş kitapta ayrıca Turgenyev in  görsel betimleri sunmadaki ustalığınada şahit olacaksınız..  <em><strong>Bu  kitabı tamemen okumanız  dileği ile &#8230;.</strong></em></p>
<p><span id="more-1276"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong></p>
<p>Bazarov arkadaşı Arkadiy ile tatilini geçirmek için üniversiteyi bitirdikten sonra Arkady’nin babasının ,Nikolay Petroviç , yönettiği çiftliğe giderler. Burada Bazarov bilimsel araştırmalarına daha fazla özen göstereceğine  ve araştırmalarında kullanacağı daha iyi denekler bulacağından dolayı sevinçlidir.Fakat günleri pek de umduğu gibi geçmemektedrir; Arkady’nin amcası Pavel petroviç’le tartışarak ,ona gerçekleri göstermeğe çalışmaktadır.Fakat Pavel de dişli bir tartışmacıdır.Tartişmalar sabah akşam devam etmekte  ve arada sırada kalan sürelerde, genellikle sabah erken saatlerde, böcek toplamaya çıkabilmektedir.Diğer zamanlarda bilimsel deneylerin için çalışmaktadır.Akşam yatmadan önce ise arkadaşı ile dertleşmekte ve onlarla  tartışmaktadır.Bu sıralarda Fenitçka ile tanışmıştır.Katya ‘nın yanında yardımcı olan Fenitçka’nın ona karşı platonik bir aşkı vardır. Pavel’le tartışmaların kızıştığı günlerden bir gün Bazarov’u düellaya davet etmiştir.Bunun sonucunda  ise Pavel’in ölümcül olmayan yaralanmasıyla çözümlenmiştir.Bu durumda burada daha fazla kalamayacağını anlayan Bazarov soluğu yakında yaşayan ailesinin yanında alır .Fakat sıkıntısı burada da geçmemiştir.Buradan ise Arkady ile kasabada tanıştığı Anna Sergenyevra’yı ziyaret etmeye karar verir.Bu ziyarette pek fazla uzun sürmez. Arkady Anna’nın kızkardeşi ile günlerini geçirirken Bazarov da Anna ile dolaşmaktadır.Fakat ona olan sevgisini açıklayamaz.Buna inançlarının engel olduğunu bilmektedir.oradan ayrılmak zorunda kalır.Tekrardan ailesinin yanına gider, burada yakın köylerden gelen hastalarla ilgilenmekte ve araştırmalarına devam etmektedir.bir gün çevre köylerden gelen tifüslü bir hasta ile ilgilenirken o da hastalığı kapar,zamanının az olduğunu bilmekle birlikte acı çekmektedir.Tek çare ölümü beklemektir.Bu sırada Anna kendi doktorunu getirir fakat iş işten çoktan geçmiştir ancak onunla konuşacak bir kaç dakikadan fazla bir ömrü kalmamıştır.Ve Bazarov gözlerini Anna’nın kollarında dünyaya kapatır.<br />
Bundan sonra Anna Rus bir politikacıyla, Katya Arkadıy Petroviç ile , Fenitçka ise Nikolay Petroviç ile evlenir.<br />
<strong>Kitabın Anafikri: </strong>Her zaman yeni nesil ile eski nesil arasında bir çatışma olduğu.Bu yüzden her nesil birbirine anlayış içinde yaklaşmalı ve olumlu davranmalıdır.Onlara olumlu yaklaştığımız sürece kendimizi daha da geliştireceğimizdir.</p>
<p><strong>Kitaptaki olayları ve şahısların değerlendirilmesi: </strong><br />
YEVGENıY VASıLYıÇ BAZAROV: Tam bir nihilisttir.Her şeyi yok sayar ; her kuralı ve töreleri inkar eder.Kadınlara, kadın güzelliğine çok düşkündür.Ama ideal anlamda aşık -yada onun romantiklik diye adlandırdığı aşk- duygusunun maskaralık , bağışlanmaz bir aptallık sayan bir kişiliğe sahiptir.Çünkü ne sanata ne romantikliğe hiç bir ilgi duymaz.sadece ilgilendiği bilimdir.</p>
<p>ANNA SERYEVRA ODıNSTOVA: Güzel bir bayan.Aynı zamanda olgun bir yapıya sahip.Buda Bazarov’un ona tutulmasına sebep veren en önemli faktörlerden biri.Oda Bazarov’dan hoşlanmakla birlikte bunun ilerlemeyeceğini biliyor.Yaşlı prenses ve kızkardeşi Katya ile birlikte yaşıyor.</p>
<p>KATYA:Ablasını gölgesi altında ezilmiş fakat onun kültüründen ve olgunluğundan kendine pay çıkarmış biri.</p>
<p>ARKADıY PETROVıÇ: Bazarov’un arkadaşı ve Nikolay Petroviç’in tıp bölümünü yeni bitiren oğlu.Bazarov’la her konuda konuşan ve Bazarov’un Pavel Petroviç ile girdiği tartışmalarda bir sübap görevi yapan bir kahramandır.</p>
<p>PAVEL PETROVıÇ: Sınıf ayrılıkları ve törelere inanan kendini soylu sayan ; bir zamanlar Rus ordusunda da görev yapmış ve ileride Rusaya yönetimine geçecek biri olarak bakılırken bir anda kendini kardeşinin yanında; çiftlikte ömrünü geçirirken bulmuş biridir.</p>
<p>NıKOLAY PETROVıÇ: Çiftlik yönetmekle uğraşan , her şeyi oğlu için yapan bir kahramandır.Katya ile evlenmketen çekinen fakat abisinin ve oğlunun desteğini aldıktan sonra oda törelerin zamanla değiştiğine inanarak onunla evenen böylelikle kitapta yazarın betimlemek istediği kahramandır.</p>
<p>KATYA:Nikolay Petroviç’inev işlerini görmesi için çağırdığı bir hizmetçinin kızı olup çekingen, utangaç bir yapıya sahiptir.</p>
<blockquote><p>Bu  masal kitabını satın almak için tıklayınız.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/babalar-ve-ogullar-ivan-sergenyevic-turgenyev.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhtiyar Balıkçı Ernest Hemingway (özet 2)</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 03:15:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (Ortaöğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[ernest hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[İHTİYAR BALIKÇI]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar balıkçı özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Adam ve Deniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:İHTİYAR BALIKÇI Kitabın Yazarı: Ernest hemingway Kitabın Yazılma Yılı:1983 Kitabın Yayınevi: BİRİNCİ BASIM-MAYIS 1983 Kitabın Basım Yılı: 1983 Sayfa Sayısı:145 Kitabın Konusu: İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor. Kitap Kapağı : Bu kitabı okurken ihtiyar ama cusur Kübalı balıkçı Santiago&#8217;nun Meksika [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/ihtiyar_balikci.jpg" alt="ihtiyar_balikci" title="ihtiyar_balikci" width="180" height="251" class="alignleft size-full wp-image-4817" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>İHTİYAR BALIKÇI<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong> Ernest hemingway<br />
<strong>Kitabın Yazılma Yılı:</strong>1983<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>BİRİNCİ BASIM-MAYIS 1983<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong> 1983<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>145<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong> İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor.<br />
<strong>Kitap Kapağı  : </strong><br />
Bu kitabı okurken ihtiyar ama  cusur Kübalı balıkçı Santiago&#8217;nun Meksika Körfezi açıklarında karşılatığı dehşet uyandıran devasa köpek balığıyla giriştiği amansız savaşı siz de tüm benliğinizle   yaşayacaksınız. Yenilginin ve ölümün, en kaçınılmaz göründüğü anda bile zafere dönüşebildiğine tanık olacaksınız.</p>
<p>Yalınlık, açıklık ve sade bir güzellikle İhtiyar Balıkçı, cesaretin ve dayanıklılığın bitmeyecek öyküsünü konu olıyor. <strong>Hemingway</strong>&#8216;e 1953&#8242;de bir <strong>Pulitzer</strong>, ertesi yıl da N<strong>obel Edebiyat Ödülü</strong> kazandıran bu küçük destansı roman, klasik bir temayı-<em>yenilginin eşiğinde bile cesaretin ayakta kalabildiğini</em>- yeni bir anlatımla ele alıyor ve çağdaş edebiyata yeni bir soluk getiriyor.<br />
<em><strong>Bu kitabın tamamını okumanız  dileği ile &#8230;.</strong></em><br />
<span id="more-1268"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Sandalıyla balıkçılık yapan, Santiago isimli yaşlı balıkçı, tam seksen dört gündür bir tane dahi balık avlayamamıştı. Bu yüzden, yıllardan beri kendisine yardımcılık yapan küçük Manolin bile, başka bir balıkçının yanında çalışmaya başlamıştı. Ama, yine de fırsat buldukça gelip, yaşlı balıkçıya yardım ediyordu.<br />
Diğer balıkçılar, artık onunla dalga geçiyorlardı. O ise, havanın açılmasını bekliyordu. Niyeti alabildiğine açılmak ve avlana-madığı günlerin acısını çıkarmaktı. Böylece, ne kadar İyi bir balıkçı olduğunu dost, düşman yeniden görecekti.<br />
O gece rüyasında, yüksek dağlarda, altın sarısı kumsallarda gezindi, mavi denizlerde dolandı, durdu. Sabah olmadan uyandı ve gidip Manolin’i uyandırdı. Kahvelerini içtikten sonra, Manolin ‘in yardımı ile kayığını denize indirdi ve açıldı.<br />
Güneş doğmak üzereydi. Yaşlı adam kürekleri çekerken, u-çan balıkların suyu yararak dışarı fırlayışlarını, uçarken kanatlarının tısladığını duyuyordu.<br />
Durmadan kürek çekti. Hep aynı hızla çektiği için yorgunluk duymuyordu.<br />
Güneş denizin üzerinde gözükünce, kendisiyle kıyı arasında dağılmış sandalları görebildi. Karanlık sulara bakıyor, denizin derinliklerinde dimdik inen oltaları izliyordu. Bu arada, baş taraf*taki oltası titredi. Çekince, beş kiloluk bir orkinosun oltanın ucunda olduğunu gördü. “İyi yem olur” diye kendi kendine konuştu. Bugün seksen beşinci gündü. Mutlaka balık yakalaması lazımdı.<br />
“Tamam” dedi ve bütün dikkatini oltaya verdi. Mutlaka vuran bir kıhçbalığı idi. Yaklaşık yüz kulaç derinliğindeki oltanın ucundaki yemleri yiyordu. Oltanın ipini yavaşça gevşetti. Böylece, balık yemi rahatlıkla yiyebilecek ve yakalanacaktı. “Haydi, biraz daha ye” diye yine konuştu.<br />
“Haydi bakalım” diyerek oltayı iki eliyle kavradı ve Ancak, onu bir parmak bile yukarı alamamıştı. İyi ki oltası çok sağlamdı. Ama, tekne ağır ağır sürükleniyordu.<br />
Roller değişmişti. Yaşlı adam balığı çekeceğine, balık yaşlı adamı çekiyordu.<br />
Böylece güneş battı. “Keşke Manolin’de yanımda olsaydı, hem bana yardım eder, hem de ne kadar büyük bir balık yakaladığımı görürdü. Hem, İnsan yaşlanınca, yalnız kalmamalı…” Hem böyle düşünüyor, hem de yakaladığı balığın nasıl bir şey olduğunu kestirmeye çalışıyordu.<br />
Tan yeri ağarmak üzereydi ki, balık yemlerden birini kaptı. Çubuğun biri kırıldı. Hemen, ustalıkla bıçağını çıkarıp, oltaları kesti ve birbirine bağladı. Bütün bunları, tek eliyle yapıyordu. Yedekte altı tane oltası daha vardı.<br />
Güneş biraz yükselince, balığın henüz yorulmamış olduğunu anladı. Bu direnişinden dolayı, balığa saygı duyuyordu. Bir ara gözü, kayığına konan kuşa takıldı. Ona bakarken, balık birden bire oltayı çekti. Yaşlı balıkçı denize düşmese de, yere kapaklanmaktan kurtulamadı. Bu arada, sol eli olta tarafından kesilmiş, tamamiyle hissiz bir hal almıştı. Dinlenmesi ve canlanması için, sağ elini devreye soktu.<br />
Birden, sağ eliyle tuttuğu oltanın gerginliğinde bir değişiklik sezdi. Oltanın yavaşça yükseldiğini gördü. Olta düzenli olarak yükseldi. Sonra, sandalın baş yönünde bir şişlik göründü ve balık fırladı. Yükseldi, yükseldi, sonu gelmiyordu. Güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Sonra tekrar suya daldı. Tekneden en az yarım metre daha uzundu.<br />
“Onu öldürmek zorundayım, iriliğine ve güzelliğine rağmen bunu yapmalıyım” dedi. ‘ ı<br />
Öğleden sonra, sandal hala ağır ağır ilerliyordu. Balık bir kere daha yüzeye kadar çıktı ama zıplayamadı. Böylece, vakit yine akşam olmuştu.<br />
Bu arada, oltayı kolundan söküp, kayığa sıkıca bağladı. Biraz dinlenmesi ve karnını doyurması gerekiyordu. Yakalamış olduğu yunus balığını dilimledi ve yedi. Şimdi de biraz uyuyacaktı. Oltayı tekrar aldı ve eline doladı ve uyumak için biraz uzandı. Tam dalmıştı ki, eli hızla suratına çarptı. Olta, sağ boşalıyordu. Güç bela, ellerini parçalama pahasına da olsa, kontrolü sağladı, ancak halen yattığı yerden kalkamamıştı. Sonra, yavaş yavaş doğruldu.<br />
Denize açılalı üçüncü gün olmuştu. Ve balık, teknenin etrafında dönüp duruyordu. Yaklaşık iki saat, balığın bu dönüşleri devam etti. Ancak, her dönüşü daha kısa oluyordu. Anlaşılan oydu ki, balık da son kozunu oynuyordu. Yaşlı denizcinin de balıktan farkı yoktu. “Sonuna gelmişken, yenilmemeliyim” diye sürekli kendisine cesaret ve güç veriyordu.<br />
Saatlerce, balık dondu, zıpladı. Gitti, geldi. Yaşlı balıkçı neredeyse pes etmek üzereydi ki, sonunda, balığın yaklaştığı bir anda zıpkınını saplamayı başardı. Zıpkını yiyen dev balık birden bire canlandı ve hızla uzaklaştı. Belli ki o da son kozlarını oynuyordu. Yaşlı adamın gözleri karardı, başı döndü. Yine de oltanın ipini yavaşça gevşetmeyi becerebildi. Bir müddet sonra baktığında, balığın suyun üstünde kımıldamadan durduğunu gördü.<br />
Şimdi de balığı taşımak için, kafasını toparlamalıydı. En a-zından yedi yüz kilo gelirdi. Önce, baş tarafına gidip, solungaçlarından ipi geçirdi. Böylece, balığı sandalın baş, orta ve kıç tarafına bağladı. Sonra da yelkenleri açarak, yavaş yavaş yol almaya başladı.<br />
Kan kokusunu alan bir köpek balığı, yaklaşık bir saatten beri kayığın ve balığın peşindeydi. Bİr müddet sonra yaklaştı ve balıktan kocaman bir et parçası kopardı. Yaşlı balıkçı, zıpkınım olanca hıncıyla tam gözünün üstüne saplayarak, onu öldürdü. Ancak, kan kokusunun artması hiç de iyi değildi.<br />
Nitekim çok geçmeden iki köpek balığı daha göründü. Yaşlı adam bütün gücü ve ustalığıyla, ikisinin de hakkından gelmeyi başardı. Ancak, bu zamana kadar, balığının dörtte bîri de saldır*ganlar tarafından yenilmişti.Kayık gidiyor, ama henüz hiçbir ışık gözükmüyordu. Gece olunca, bu sefer sayısını bilmediği köpek balığı hücumu başladı. Artık karşı koymanın faydasız olduğunu biliyordu. Yine de, sopası ile elinden geldiği kadar vurdu, vurdu. Sopası yitince, dümenin tahta kolunu kaptığı gibi, balığın başına saldıran köpek balığına, gücünün son kırıntılarım toplayarak, yine tüm hıncı ile vurdu, vurdu. Son köpek balığı buydu. Ancak, yenecek bir şey de kalmamıştı.<br />
Şimdi tek hedefi, evine varmaktı. Bütün ustalığını kullanarak, saatler sonra küçük limana girdi. Tekneyi elinden geldiğince yanaştırıp, bağladı. Sonra da sereni toplayıp sırtına attı ve evin yolunu tuttu. O kadar yorgundu ki. Eve varır varmaz hemen uyudu.<br />
Sabahleyin çocuk kapıyı açıp girdiğinde, yaşlı balıkçı halen uyuyordu. Çocuk onun ellerini görünce ağlamaya başladı. Sonra kahveden kahve aldı ve yaşlı adamın yanma döndü. Uyanıncaya kadar başından ayrılmadı. Uyanınca, kahvesini uzattı.<br />
Çocuğu görünce, “Yendiler beni Manolin, yendiler beni” dedi. Çocuk da, “sem balık değil ötekiler yendi” diye karşılık verdi. Sonra, yaşlı adam yeniden uyudu. Çocuk hep başındaydı. Artık ne olur*sa olsun, yaşlı adamla beraber balığa çıkacaktı. Çünkü o usta bir balıkçıydı ve ondan öğreneceği çok şey vardı.<br />
<strong>Kitabın Yorumu:</strong> Kitap içeriği açısından çok güzel bir kitap, kitabı okurken hiç sıkılmadım, baştan sona sürükleyici ve etkileyici bir kitaptı. Özellikle ihtiyar balıkçının azim ve karalılığı beni çok etkiledi.</p>
<p><strong>NOT </strong><strong> : </strong>Bu  özeti  bize  sağlayan<strong> <span style="color: #ff6600;">derreg </span></strong><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">adlı kullanıımıza   teşekkür  ederiz..</span></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">Bu kitabı satın alabilirsiniz.</span></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway.html">İhtiyar balıkçı  kitap özeti  (1) &#8216; i   görmek   görmek için tıklayınız </a></span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçan Sınıf  Erich Kastner</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ucan-sinif-erich-kastner.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ucan-sinif-erich-kastner.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 07:54:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[Erich Kastner eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erich Kastner kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Sınıf  Erich Kastner]]></category>
		<category><![CDATA[uçan sınıf  özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1246</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:Uçan Sınıf Kitabın Yazarı:Erich Kastner Kitabın Konusu: Çocuklar, tüm yaramazlıklarına rağmen, temiz ve dürüsttürler. Onları da ancak, aynı sıralardan geçmiş olanlar anlayabilirler., Kitab arka kapak : Erich Kästner, çocuklar için de, büyükler için de yazan Almanya’nın ünlü yazarlarından biri. Uçan Sınıf’ın kahramanları, yatılı bir okulun çocukları. Yılbaşına az bir zaman kalmıştır. Çocuklar, Uçan Sınıf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/ucan_sinif-207x300.jpg" alt="ucan_sinif" title="ucan_sinif" width="207" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4811" /><br />
<strong>Kitabın Adı:</strong>Uçan Sınıf<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong>Erich Kastner<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong> Çocuklar, tüm yaramazlıklarına rağmen, temiz ve dürüsttürler. Onları da ancak, aynı sıralardan geçmiş olanlar anlayabilirler.,</p>
<p><strong>Kitab arka kapak : </strong><br />
Erich Kästner, çocuklar için de, büyükler için de yazan Almanya’nın ünlü yazarlarından biri. Uçan Sınıf’ın kahramanları, yatılı bir okulun çocukları. Yılbaşına az bir zaman kalmıştır. Çocuklar, Uçan Sınıf adında bir oyun hazırlamaya karar verirler. Ne var ki çalışmaları yarım kalır. Çünkü bir başka okulun öğrencileri, hem oyunda rol alan oyunculardan birini, hem de çocukların alıştırma <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/kitaplar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kitaplar">kitaplar</a>ını kaçırmışlardır. Kästner’in ‘Yazdığım en iyi kitap’ dediği Uçan Sınıf, ince bir hüzün ve bolca mizahla kaleme alınmış bir başyapıt. Bu kitapta yazar, çocuklar arasındaki dayanışmanın, sıkı bir arkadaşlığın gücüyle yaşamın zorluklarını alt etmenin güzel bir örneğini veriyor.</p>
<p><em><strong>Bu  kitabı tamemen okumanız  dileği ile ….</strong></em><br />
<span id="more-1246"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Yer yatılı bir lisedir. Kahramanlarımız edebiyat meraklısı Johnny Trotz, sınıf birincisi Martin Thaler ve karnı her zaman aç olan Matthias Selbmann, Fridolin, Uli ve daha birçokları… Kah­ramanlarımızdan Matthias ne kadar iri ise, Uli de o kadar ufak tefekti… Her an bir şamata, her an bir gırgır yapmak için fırsat kollayanlar çoğunlukta olduğundan, gülmek ve kendine gül-dürtmemek için sürekli dikkat göstermek gerektiğinin bilincinde (!) olan öğrencilerin çokluğundan; kavgasız, şamatasız, gürültüsüz nerede ise bir dakika bile geçtiği görülmemiştir. Hemen her okulda olduğu gibi, üst sınıflar İle alt sınıflar arasındaki çekişmelerden doğan kavgalar ve hır-gürler de İşin cabası…<br />
Kavgalar, sadece alt ve üst sınıflar arasında olarak sınırlı değildi. Ayrıca, diğer okulların öğrencileri ile de sık sık yapılırdı.<br />
Kısacası diyebiliriz ki, “Uçan Sınıf, Almanya’da bir okulun<br />
“Hababam Sımfı”dır.</p>
<p>Kahramanlarımız, Noel kutlamaları için spor salonunda sergilenecek olan, Johnny’nin yazdığı “Uçan Sınıf İsimli oyun için hazırlanıyorlardı. Oyun, beş perdeden oluşuyor ve deyim yerindeyse ileriye yönelik bir kehanete dayanıyordu. Belki de ileride uygulanacak bir Öğretim yöntemini vurguluyordu. İlk perdede, bir lise öğretmeni coğrafya dersini yerinde işlemek için bütün sınıfla birlikte uçakla yola çıkıyordu… İkinci perdede uçak Vezüv Yanardağları’ndaki kraterlerin kenarına iniyordu… Üçüncü perdede sınıf, Gize’deki piramitlerin yakınına iniyordu… Dördüncü perdede “Uçan Sınıf Kuzey Kutbu’na iniyordu. Öğretmenlerinin yaptığı bir yanlışlık sonucu uçağın irtifa dümeni bozulduğu için, beşinci ve son perdede göğe çıkıyorlardı. Gökte Petrus</p>
<p>onları bekliyordu… Petrus büyülü formülü söylüyor ve yere iniyorlardı…<br />
Tabiî her perdede, yapılan gösteriler bununla sınırlı değildi. Örneğin, üçüncü perdede, kahramanlarımız gazetelere uydudan fotoğraflar gönderiyorlardı.<br />
J.<br />
Kahramanlarımızın sık sık ziyaret ettikleri “Sigara İçmez” ismini taktıkları bir adam vardı. Sigarayı da fosur fosur içerdi. Alman Demiryolları’ndan satın aldığı bir vagonda yaşıyordu. Vagonun kapısında “Sigara İçilmez” levhası olduğu gibi durduğu için, bu ismi takmışlardı. Çocuklar bu adamı en az öğretmenleri kadar seviyorlardı.</p>
<p>Bir gün rakip okulun öğrencileri, bir öğretmenin oğlunu rehin almışlar, ayrıca birçok öğrencinin defterlerine de el koymuşlardı. Yine bir savaş zamanı gelmişti. Savaş sloganları “Çelik Birlik” idi. Önce bir elçi göndermeyi kararlaştırdılar. Elçi Sebastian, rakip okulun elebaşının evine gitti. Arkadaşlarının serbest bırakılması ve defterlerinin geri verilmesi taleplerini iletti. Kabul e-dilmedi. Gruplar savaş düzeni aldılar. Tam kavga başlayacaktı ki “Sigara İçmez” ortaya çıktı ve böyle kavga ederlerse polisin ve okul idarelerinin her şeyden haberdar olacağını ve başlarının belaya gireceğini söyledi. Önerisi, her okuldan birer kişinin yumruklu düello etmesi, yenilenin yenenin şartlarına uyması İdi. İki taraf da bunu kabul etti.<br />
Karşı tarafın kavgacısı Wawerka, bu tarafınki ise Matthias i-di. Kısa bir kavgadan sonra, Matthias rakibini yenmişti. Ancak, karşı tarafın öğrencileri sözlerinde durmadılar. Yeniden savaş düzeni alındı. Kar topu stoklan arttırıldı. Herkes “Hücum!” emrini bekliyordu. Nitekim birdenbire kartopu yağmuru başladı. Bu arada Martin, Johnny ve Sebastian rehineyi kurtarmanın peşindeydiler. Nitekim rakip okulun elebaşısının apartmanlarının kömürlüğünde, başında iki nöbetçi olan arkadaşlarını kurtardılar. Ancak defterler yanıp, kül olmuştu. İki nöbetçiyi bağlayıp, hızla savaş alanına döndüler.</p>
<p>Günlerdir yağan kar durmuş, Noel’e ise sadece bir iki gün kalmıştı. Okul müdürünün odasında, hesap veriyorlardı. Bay Bökh, öğrencilerini çok seviyordu. Onlara geçmişte yaşanmış bir hikâye anlattı:<br />
“Bundan yirmi yıl önceydi, Dokuzuncu sınıfta cesur ve çalışkan bir öğrenci vardı. Haksızlıklar karşısında tıpkı Martin Thaler gibi öfkelenirdi. Gerekirse Matthias gibi dövüşürdü. Uli gibi evini özlerdi. Sebastian gibi aklı başında <a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/kitaplar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kitaplar">kitaplar</a> okur, Janathan gibi bahçede saklanırdı. Bir gün bu çocuğun annesi çok hastalandı. Okuldan kaçarak annesini görmeye gitti. Dönüşte yakalandı. Dışarı çıkmama cezası aldı. Yine kaçtı, yine annesini görmeye gitti. Yine yakalandı. Bu sefer sınıf öğretmeni dört hafta dışarı çıkmama cezası verdi. Yine kaçtı, annesini görmek için. Yakalandı, bu sefer müdür tarafından oda hapsi ile cezalandırıldı. Yine kaçtı, nasıl mı, bir arkadaşı onun yerine hapis yatmayı kabul ettiği için. Arkadaşıyla arası çok iyiydi. Okul bittikten sonra da görüşmeye devam ettiler; ama arkadaşının bir kaza sonucu ailesini kaybetmesiyle ortadan kaybolması bir oldu. O gün bugündür de onu görmedi.”<br />
Hikâyeye dönersek; “müdür, çok öfkelenmişti. Diğer çocuk her şeyi anlatınca, olayı anladı ve iş tatlıya bağlandı. Bu öğrencinin kim olduğunu biliyor musunuz!” diye sorunca, hepsi birden “Sizsiniz.” diye cevap verdiler. “Sizi gidi haylazlar, toz olun gözümün önünden1.” diyerek hepsini gönderdi.<br />
Çocukların hepsinin sınıf öğretmenlerine olan saygı ve sevgileri bir kat daha artmıştı. Aralarında, arkadaşı için oda hapsini kabul eden kişinin kim olduğunu konuştular ve buldular: “Sigara İçmez.”</p>
<p>Profesör Kreuzkam’a defterlerin yakıldığını anlatmak zorunda kaldılar. Bu arada, bazı yaramazlar, küçük Uli’yi, sınıfın çöp sepetinin içine koyup, duvara asmışlardı. Profesör, hepsine cezayı verdi: “İşlenen her suçta, suç sadece o suçu işleyende değildir, suçun işlenmesini engellemeyen de suçludur.” cümlesini beşer kez yazacaklardı.<br />
Uli, kendisine korkak ve çelimsiz denmesine sürekli kızıyordu. Son olay, iyice kafasını bozmuştu. Sepet olayından bir gün sonra, elinde şemsiye ile ikinci kattan, bahçenin karlı zeminine atladı. Herkes şok olmuştu. UH, ne kadar cesur olduğunun mesajını böyle vermişti. Neyse ki, sadece sol ayağı kırılmış, biraz da kabarga kemikleri ezilmişti o kadar. Ama, Noel’de ailesinin yanına gidemeyecekti.<br />
Bu arada çocuklar yaptıkları bir planla Justus lakabını taktıkları öğretmenleriyle Sigara İçmez’i buluşturdular.Tahminleri doğruydu. Öğretmenin bahsettiği kayıp arkadaş, Sigara Içmez’in ta kendisiydi.<br />
Martin, annesinden gelen mektubu okul postasından aldı. Annesi, mektupta yol parası olan sekiz lirayı gönderemediğini, babasının işsiz olduğunu, ne olursa olsun cesur ve dayanıklı olmasını, asla ağlamaması gerektiğini yazıyordu. Beş liralık da posta pulu göndermişti.<br />
Oysa kî Martin mektubu okuduktan sonra “Benim Güzel Anneciğim” diyerek ağlıyordu.<br />
Uli’nin bu atlayışı, Noel’de oynayacakları piyesi tehlikeye sokmuştu. Sekizinci sınıftan bir öğrenci buldular.<br />
Akşam, Justus bütün öğrencileri toplayarak, onlara Uli’nin yaptığı şekilde cesaretin ispati an amayacağım söyledi. Ayrıca, öğrencilerden, bir akşam için kendisine izin vermelerini, bu süre zarfında da uslu olmalarını rica etti. Sigara Içmez’in piyano çaldığı barda bir bira içecekti.<br />
Kent uzaktaydı. Yine de yürüdü. Tabelasında “Son Damlasına Kadar” yazan lokantadan İçeri girdi. “Sigara İçilmez” bil masada oturmuş kendisini bekliyordu. Kucaklaştılar. Konuşmalarının büyük bölümünü kahramanlarımız oluşturuyordu. İkisi de bu çocuklar okuldan mezun olmadan, yerlerinden ayrılmamakta kararlı olduklarını birbirlerine söylediler.<br />
Gece yarısından sonra, kenti bir baştan geçerek döndüler. Yanlarında, yirmi yıllık hatıraları da beraber yürüyordu.<br />
Okulun son günü idi. Çoğu öğrenci, noel İzni için bavullarını bile toplamıştı. Martin, Noel’de gidemeyeceğini hiç kimseye</p>
<p>söylememişti. Okulda kalmak (sadece Johnny’e serbestti, o da ailesi olmadığı için) yasaktı. Bakalım ne olacaktı?<br />
Yine, bu akşam piyes de oynanacaktı, önceden iki prova daha yapıp iyice hazırlandılar. Sonra, hep birlikte Uli’yi ziyaret edip, ona moral verdiler.<br />
Nihayet piyes vakti geldi. Çok güzel oynadılar. “Sigara içmez” de seyirciler arasındaydı. Sonra Justus, asıl mesleği doktorluk olan “Sigara İçmez” in, bundan böyle okul doktoru olarak görev yapacağını söyleyince, çocuklar “Hurra” diye havaya fırladılar. Çok güzel bir akşam geçirmişlerdi.<br />
Gece, Justus ve Sigara İçmez, beraber yatakhaneleri gezerken, Martin’in bir şeyler mırıldandığını fark edip, biraz eğildiler. Uykusunda, “Ağlamak kesinlikle yasaktır.” diye sayıklıyordu.<br />
24 Aralık günü, ortalık tam bir ana baba günü İdi. İnenler, çıkanlar, koşturanlar… Matthias, Uli’ye veda etti. Johnny, UU ile beraber kalacak diye seviniyordu. Martin ise hiç gözükmemişti.<br />
Bütün el ayak çekilmiş, Justus son kontrol gezintisini yapıyordu. Martin’i gördü. Sıkıştırınca, Martin hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Olup biteni öğrenince, zorla ona para verip evine gitmesini söyledi. Martin’in eski keyfi yerine gelmişti. Uli’nin yanına çıkınca, anne ve babasının ziyarete gelmiş olduklarını gördü. Hepsi ile vedalaştı.<br />
Noel akşamı, her tarafta koyu bir kış hüküm sürüyordu. Martin’in anne ve babası, camın önünden hem dışarıya bakıyor, hem de sohbet ediyorlardı. “Martın ne yapıyor acaba?” dedi, annesi. Babası da “Umarım ağlamıyor dur.” deyince, “Bana söz vermişti, ağlamayacaktı, gerçi ben de hep ağladım ya…”<br />
Kapı çalar gibi oldu. Bir daha… Kim olabilirdi acaba? Kadın kapıyı açtı, Martin karşısındaydı. Sevinçleri görülmeye değerdi.<br />
Martin’in kendi eliyle, öğretmenine yaptığı kartpostalın arkasına babası şunları yazdı: “Sayın Bökh, bize verdiğiniz bu canlı Noel armağanı için size sonsuz teşekkürler…”</p>
<p>Bu  kitabı  satın almak için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ucan-sinif-erich-kastner.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

