<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kitap özetleri,Çocuk Kitapları, Roman Özetleri,Çocuk Masalları &#187; İHTİYAR BALIKÇI</title>
	<atom:link href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-basliklari/ihtiyar-balikci/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitap-ozet.net</link>
	<description>Tüm kitapların  Özeti burada</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>İhtiyar Balıkçı Ernest Hemingway (özet 2)</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 03:15:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (Ortaöğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[ernest hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Hemingway kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[İHTİYAR BALIKÇI]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar balıkçı özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap al]]></category>
		<category><![CDATA[kitap satın al]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Adam ve Deniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:İHTİYAR BALIKÇI Kitabın Yazarı: Ernest hemingway Kitabın Yazılma Yılı:1983 Kitabın Yayınevi: BİRİNCİ BASIM-MAYIS 1983 Kitabın Basım Yılı: 1983 Sayfa Sayısı:145 Kitabın Konusu: İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor. Kitap Kapağı : Bu kitabı okurken ihtiyar ama cusur Kübalı balıkçı Santiago&#8217;nun Meksika [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/08/ihtiyar_balikci.jpg" alt="ihtiyar_balikci" title="ihtiyar_balikci" width="180" height="251" class="alignleft size-full wp-image-4817" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>İHTİYAR BALIKÇI<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong> Ernest hemingway<br />
<strong>Kitabın Yazılma Yılı:</strong>1983<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>BİRİNCİ BASIM-MAYIS 1983<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong> 1983<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>145<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong> İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor.<br />
<strong>Kitap Kapağı  : </strong><br />
Bu kitabı okurken ihtiyar ama  cusur Kübalı balıkçı Santiago&#8217;nun Meksika Körfezi açıklarında karşılatığı dehşet uyandıran devasa köpek balığıyla giriştiği amansız savaşı siz de tüm benliğinizle   yaşayacaksınız. Yenilginin ve ölümün, en kaçınılmaz göründüğü anda bile zafere dönüşebildiğine tanık olacaksınız.</p>
<p>Yalınlık, açıklık ve sade bir güzellikle İhtiyar Balıkçı, cesaretin ve dayanıklılığın bitmeyecek öyküsünü konu olıyor. <strong>Hemingway</strong>&#8216;e 1953&#8242;de bir <strong>Pulitzer</strong>, ertesi yıl da N<strong>obel Edebiyat Ödülü</strong> kazandıran bu küçük destansı roman, klasik bir temayı-<em>yenilginin eşiğinde bile cesaretin ayakta kalabildiğini</em>- yeni bir anlatımla ele alıyor ve çağdaş edebiyata yeni bir soluk getiriyor.<br />
<em><strong>Bu kitabın tamamını okumanız  dileği ile &#8230;.</strong></em><br />
<span id="more-1268"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong><br />
Sandalıyla balıkçılık yapan, Santiago isimli yaşlı balıkçı, tam seksen dört gündür bir tane dahi balık avlayamamıştı. Bu yüzden, yıllardan beri kendisine yardımcılık yapan küçük Manolin bile, başka bir balıkçının yanında çalışmaya başlamıştı. Ama, yine de fırsat buldukça gelip, yaşlı balıkçıya yardım ediyordu.<br />
Diğer balıkçılar, artık onunla dalga geçiyorlardı. O ise, havanın açılmasını bekliyordu. Niyeti alabildiğine açılmak ve avlana-madığı günlerin acısını çıkarmaktı. Böylece, ne kadar İyi bir balıkçı olduğunu dost, düşman yeniden görecekti.<br />
O gece rüyasında, yüksek dağlarda, altın sarısı kumsallarda gezindi, mavi denizlerde dolandı, durdu. Sabah olmadan uyandı ve gidip Manolin’i uyandırdı. Kahvelerini içtikten sonra, Manolin ‘in yardımı ile kayığını denize indirdi ve açıldı.<br />
Güneş doğmak üzereydi. Yaşlı adam kürekleri çekerken, u-çan balıkların suyu yararak dışarı fırlayışlarını, uçarken kanatlarının tısladığını duyuyordu.<br />
Durmadan kürek çekti. Hep aynı hızla çektiği için yorgunluk duymuyordu.<br />
Güneş denizin üzerinde gözükünce, kendisiyle kıyı arasında dağılmış sandalları görebildi. Karanlık sulara bakıyor, denizin derinliklerinde dimdik inen oltaları izliyordu. Bu arada, baş taraf*taki oltası titredi. Çekince, beş kiloluk bir orkinosun oltanın ucunda olduğunu gördü. “İyi yem olur” diye kendi kendine konuştu. Bugün seksen beşinci gündü. Mutlaka balık yakalaması lazımdı.<br />
“Tamam” dedi ve bütün dikkatini oltaya verdi. Mutlaka vuran bir kıhçbalığı idi. Yaklaşık yüz kulaç derinliğindeki oltanın ucundaki yemleri yiyordu. Oltanın ipini yavaşça gevşetti. Böylece, balık yemi rahatlıkla yiyebilecek ve yakalanacaktı. “Haydi, biraz daha ye” diye yine konuştu.<br />
“Haydi bakalım” diyerek oltayı iki eliyle kavradı ve Ancak, onu bir parmak bile yukarı alamamıştı. İyi ki oltası çok sağlamdı. Ama, tekne ağır ağır sürükleniyordu.<br />
Roller değişmişti. Yaşlı adam balığı çekeceğine, balık yaşlı adamı çekiyordu.<br />
Böylece güneş battı. “Keşke Manolin’de yanımda olsaydı, hem bana yardım eder, hem de ne kadar büyük bir balık yakaladığımı görürdü. Hem, İnsan yaşlanınca, yalnız kalmamalı…” Hem böyle düşünüyor, hem de yakaladığı balığın nasıl bir şey olduğunu kestirmeye çalışıyordu.<br />
Tan yeri ağarmak üzereydi ki, balık yemlerden birini kaptı. Çubuğun biri kırıldı. Hemen, ustalıkla bıçağını çıkarıp, oltaları kesti ve birbirine bağladı. Bütün bunları, tek eliyle yapıyordu. Yedekte altı tane oltası daha vardı.<br />
Güneş biraz yükselince, balığın henüz yorulmamış olduğunu anladı. Bu direnişinden dolayı, balığa saygı duyuyordu. Bir ara gözü, kayığına konan kuşa takıldı. Ona bakarken, balık birden bire oltayı çekti. Yaşlı balıkçı denize düşmese de, yere kapaklanmaktan kurtulamadı. Bu arada, sol eli olta tarafından kesilmiş, tamamiyle hissiz bir hal almıştı. Dinlenmesi ve canlanması için, sağ elini devreye soktu.<br />
Birden, sağ eliyle tuttuğu oltanın gerginliğinde bir değişiklik sezdi. Oltanın yavaşça yükseldiğini gördü. Olta düzenli olarak yükseldi. Sonra, sandalın baş yönünde bir şişlik göründü ve balık fırladı. Yükseldi, yükseldi, sonu gelmiyordu. Güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Sonra tekrar suya daldı. Tekneden en az yarım metre daha uzundu.<br />
“Onu öldürmek zorundayım, iriliğine ve güzelliğine rağmen bunu yapmalıyım” dedi. ‘ ı<br />
Öğleden sonra, sandal hala ağır ağır ilerliyordu. Balık bir kere daha yüzeye kadar çıktı ama zıplayamadı. Böylece, vakit yine akşam olmuştu.<br />
Bu arada, oltayı kolundan söküp, kayığa sıkıca bağladı. Biraz dinlenmesi ve karnını doyurması gerekiyordu. Yakalamış olduğu yunus balığını dilimledi ve yedi. Şimdi de biraz uyuyacaktı. Oltayı tekrar aldı ve eline doladı ve uyumak için biraz uzandı. Tam dalmıştı ki, eli hızla suratına çarptı. Olta, sağ boşalıyordu. Güç bela, ellerini parçalama pahasına da olsa, kontrolü sağladı, ancak halen yattığı yerden kalkamamıştı. Sonra, yavaş yavaş doğruldu.<br />
Denize açılalı üçüncü gün olmuştu. Ve balık, teknenin etrafında dönüp duruyordu. Yaklaşık iki saat, balığın bu dönüşleri devam etti. Ancak, her dönüşü daha kısa oluyordu. Anlaşılan oydu ki, balık da son kozunu oynuyordu. Yaşlı denizcinin de balıktan farkı yoktu. “Sonuna gelmişken, yenilmemeliyim” diye sürekli kendisine cesaret ve güç veriyordu.<br />
Saatlerce, balık dondu, zıpladı. Gitti, geldi. Yaşlı balıkçı neredeyse pes etmek üzereydi ki, sonunda, balığın yaklaştığı bir anda zıpkınını saplamayı başardı. Zıpkını yiyen dev balık birden bire canlandı ve hızla uzaklaştı. Belli ki o da son kozlarını oynuyordu. Yaşlı adamın gözleri karardı, başı döndü. Yine de oltanın ipini yavaşça gevşetmeyi becerebildi. Bir müddet sonra baktığında, balığın suyun üstünde kımıldamadan durduğunu gördü.<br />
Şimdi de balığı taşımak için, kafasını toparlamalıydı. En a-zından yedi yüz kilo gelirdi. Önce, baş tarafına gidip, solungaçlarından ipi geçirdi. Böylece, balığı sandalın baş, orta ve kıç tarafına bağladı. Sonra da yelkenleri açarak, yavaş yavaş yol almaya başladı.<br />
Kan kokusunu alan bir köpek balığı, yaklaşık bir saatten beri kayığın ve balığın peşindeydi. Bİr müddet sonra yaklaştı ve balıktan kocaman bir et parçası kopardı. Yaşlı balıkçı, zıpkınım olanca hıncıyla tam gözünün üstüne saplayarak, onu öldürdü. Ancak, kan kokusunun artması hiç de iyi değildi.<br />
Nitekim çok geçmeden iki köpek balığı daha göründü. Yaşlı adam bütün gücü ve ustalığıyla, ikisinin de hakkından gelmeyi başardı. Ancak, bu zamana kadar, balığının dörtte bîri de saldır*ganlar tarafından yenilmişti.Kayık gidiyor, ama henüz hiçbir ışık gözükmüyordu. Gece olunca, bu sefer sayısını bilmediği köpek balığı hücumu başladı. Artık karşı koymanın faydasız olduğunu biliyordu. Yine de, sopası ile elinden geldiği kadar vurdu, vurdu. Sopası yitince, dümenin tahta kolunu kaptığı gibi, balığın başına saldıran köpek balığına, gücünün son kırıntılarım toplayarak, yine tüm hıncı ile vurdu, vurdu. Son köpek balığı buydu. Ancak, yenecek bir şey de kalmamıştı.<br />
Şimdi tek hedefi, evine varmaktı. Bütün ustalığını kullanarak, saatler sonra küçük limana girdi. Tekneyi elinden geldiğince yanaştırıp, bağladı. Sonra da sereni toplayıp sırtına attı ve evin yolunu tuttu. O kadar yorgundu ki. Eve varır varmaz hemen uyudu.<br />
Sabahleyin çocuk kapıyı açıp girdiğinde, yaşlı balıkçı halen uyuyordu. Çocuk onun ellerini görünce ağlamaya başladı. Sonra kahveden kahve aldı ve yaşlı adamın yanma döndü. Uyanıncaya kadar başından ayrılmadı. Uyanınca, kahvesini uzattı.<br />
Çocuğu görünce, “Yendiler beni Manolin, yendiler beni” dedi. Çocuk da, “sem balık değil ötekiler yendi” diye karşılık verdi. Sonra, yaşlı adam yeniden uyudu. Çocuk hep başındaydı. Artık ne olur*sa olsun, yaşlı adamla beraber balığa çıkacaktı. Çünkü o usta bir balıkçıydı ve ondan öğreneceği çok şey vardı.<br />
<strong>Kitabın Yorumu:</strong> Kitap içeriği açısından çok güzel bir kitap, kitabı okurken hiç sıkılmadım, baştan sona sürükleyici ve etkileyici bir kitaptı. Özellikle ihtiyar balıkçının azim ve karalılığı beni çok etkiledi.</p>
<p><strong>NOT </strong><strong> : </strong>Bu  özeti  bize  sağlayan<strong> <span style="color: #ff6600;">derreg </span></strong><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">adlı kullanıımıza   teşekkür  ederiz..</span></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">Bu kitabı satın alabilirsiniz.</span></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway.html">İhtiyar balıkçı  kitap özeti  (1) &#8216; i   görmek   görmek için tıklayınız </a></span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhtiyar balıkçı-Ernest Hemingway</title>
		<link>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway.html</link>
		<comments>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 23:21:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser (ilköğretim)]]></category>
		<category><![CDATA[ernest hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[İHTİYAR BALIKÇI]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar balıkçı kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özeti]]></category>
		<category><![CDATA[kitap özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[roman özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı Adam ve Deniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitap-ozet.net/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Kitabın Adı:İhtiyar balıkçı Kitabın Yazarı: Ernest Hemingway Kitabın Yazılma Yılı:1983 Kitabın Yayınevi: Birinci Basım-Mayıs 1983 Kitabın Basım Yılı: 1983 Sayfa Sayısı:145 Kitabın Konusu: İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor. Kitabın Özeti: Golf Stream’de küçük teknesiyle yalnız başına avlanan ihtiyar bir balıkçı vardı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi"></p>
<p><img src="http://www.kitap-ozet.net/wp-content/uploads/2009/01/ihtiyar_balikci.jpg" alt="ihtiyar_balikci" title="ihtiyar_balikci" width="180" height="251" class="alignleft size-full wp-image-4602" /></p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>İhtiyar balıkçı<br />
<strong>Kitabın Yazarı:</strong> Ernest Hemingway<br />
<strong>Kitabın Yazılma Yılı:</strong>1983<br />
<strong>Kitabın Yayınevi: </strong>Birinci Basım-Mayıs 1983<br />
<strong>Kitabın Basım Yılı: </strong> 1983<br />
<strong>Sayfa Sayısı:</strong>145<br />
<strong>Kitabın Konusu: </strong> İhtiyar bir balıkçının tüm olumsuzluklara rağmen umudunu hiç yitirmeyişini ve her türlü zorluğa karşı nasıl mücadele ettiğini konu alıyor.<br />
<span id="more-448"></span><br />
<strong>Kitabın Özeti: </strong></p>
<p>Golf Stream’de küçük teknesiyle yalnız başına avlanan ihtiyar bir balıkçı vardı. Zayıf, kavruk yüzü kederli, ensesi kırış kırış bir adamdı.Yanakları, güneşin tropik denizlerde meydana getirdiği yansımaların esmer lekeleriyle kaplıydı. Bu lekeler yüzünde aşağı çenesine kadar iniyordu. Elleri, oltasına takılan ağır balıkları çekerken  açılan yarıklarla yol yoldu. Ne var ki bu yarıkların hiçbiri taze değildi. Bir çöl kuraklığını andıran balıksız günler kadar eskiydi bunllar.</p>
<p>Evet tam seksen dört gündür tek bir balık tutamadan dönüyordu. İlk kırk gün yanına birde çocuk almıştı. Fakat birbiri ardına birçok gün eli boş döndükten sonra çocuğun ailesi, ihtiyar balıkçının artık talihsizlikten de beter bir salao’ya uğradığına inanarak, çocuklarını ilk hafta içinde üç güzel balık yakalayan bir başka tekneye vermişlerdi. İhtiyar balıkçının her gün ufacık teknesiyle eli boş dönüşünü görmek çocuğa pek dokunuyordu. Teknenin gelişini görünce hemen aşağı sahile, olta yumaklarını, sereni, zıpkını, yelkeni taşımak için eski ustasının yardımına koşuyordu. Çocuk ihtiyar balıkçıya büyük bir hayranlık duyuyordu, herşeyi ondan öğrenmişti. Ama onun yanından ayrılmak zorunda kaldığı içinde bir okadar üzgündü. Çocuk ihtiyarın yanından ayrılmasına rağmen bütün boş vakitlerini onunla geçiriyordu. İhtiyar balıkçıda her sabah çocuğun evine giderek onu uyandırıyor ve sahile birlikte iniyorlardı. İhtiyar, çocukla balığa çıktığı günleri çok özlüyordu. ihtiyar teknesini yükleyip, gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra yavaş yavaş denize açılarak uzaklaştı. Hava kararmaya başladığında çocuk sahilde yine ihtiyarı bekliyordu. Ama ihtiyar o günde hiç balık tutamadan geri dönüyordu, çocuk bunu öğrenince yine çok üzüldü ve o gün tuttuğu iki büyük balığı ihtiyara verdi ve balıkları yem olarak kullanmasını istedi.</p>
<p>İhtiyar ertesi sabah, güneş doğmadan, bir gün o hayalini kurduğu kılıç balığını yakalayacağına olan inancıyla tekrar denize açıldı ve okyanusun bereketli olduğunu umduğu bir köşesinin yolunu tuttu. İhtiyar balıkçı bu sefer çok uzaklara gitmeye karar vermişti. Koyun çevresinde haftalarca uğraştım, yine bişey tutamadım diye düşünüyordu.</p>
<p>Ortalık iyice ağarmadan uçları yemli oltalarını suya atrak, akıntıya doğru sıyırtmaya başladı ve çok geçmeden güneşin doğuşunu büyük bir zevkle seyretti. Aradan birkaç saat geçmişti, tam bu sırada biraz ilersinde siyah kanatlarını açmış bir kuşun süzülmekte olduğunu gördü ve birşeyler bulduğunu, oldukça büyük bir sürü olduğunu düşündü.Aradan çok geçmeden kıç tarafındaki oltanın ipleri ihtiyarın ayaklarının altında geriliverdi; ihtiyar adam kürekleri bırakarak oltaya el attı, küçük bir balığın ağırlığını nı hissedince hızla içeriye doğru çekmeye başladı. İçeri aldığı balık güzel bir palamuttu. İhtiyar, balığın iyi yemlik olacağını düşünerek balığı teknenin ucuna doğru fırlattı. Artık sahilin yeşil çizgisi gözden kaybolmuş, güneş iyice ısınmıştı, kürek çekerken ihtiyarın sırtında, ensesinden kuyruk sokumuna doğru ter damlaları iniyordu. işte o anda, olta ipinin altında küpeşteye dayadığı tahta çubuklardan birinin düştüğünü gördü ve bir süre sonra bir balığın zokayı yuttuğunu anladı, ip öylesine geriliyordu ki balığın nekadar büyük olduğunu tahmin bile edemiyordu ama şunu çok iyi biliyorduki bu balık herzaman hayalini kurduğu kılıç balığıydı. İhtiyar büyük bir uğraştan sonra oltanın hakimiyetini tamamiyle sağladı. Ama balık öylesine güçlüydü ki tekneyi sürüklemeye başlamıştı, oltanın ipide gittikçe boşalıyordu. İhtiyar balıkçı diğer oltaların ipinden ekleme yaparak oltanın boyunu bir hayli uzattı, artık kendinden emindi.</p>
<p>Bir süre sonra hava karardı, balık hiçte yorulacak gibi gözükmüyordu. Artık olta omuzlarına çok ağır geliyordu ve ihtiyar oltayı sağ omzundan sol omzuna sürekli değiştirmeye başladı. Ne olursa olsun balığa yenilmeyeceğini sürekli söyleyip kendi kendine konuşuyordu. Bir an için çocuğun yanında olduğunu düşündü. Eğer o yanımda olsaydı bu kadar yorulmazdım diyerek onu çok özlediğini söyledi. İhtiyar, balığın ani bir hareketiyle kendine geldi, içinden acaba pes etmeye mi başladı diye geçirmeye başladı. Ama balık yoluna hala devam ediyordu. İhtiyar çok açıkmıtı ve yakaladığı palamutu temizledikten sonra yemeye başladı, çok az suyu kalmıştı buna rağmen sonuna kadar devam etmeye karalıydı. Bir an için suya baktı ve teknenin yavaşladığını hissetti, balığın yine pes etmeye başladığını düşündü ama bu sefer yanılmamıştı. Balık iyice yavaşlayarak su üstüne çıktı. İhtiyar, balığı gördüğünde çok heyecanlandı, bu hayatında tuttuğu en büyük balıktı. Gümüşü andıran rengi güneşte parıl parıl parlıyor, uzun ağzının sivriliği insanın içini ürpertiyordu. İhtiyar büyük bir zorlukla su üstüne çıkardığı balığa mızrağını fırlatarak tamamen ölmesini sağladı ve balığı teknenin yanına ağzından ve kuyruğun dan sıkıca bağladı. Artık evinin yoluna koyulabilirdi, çünkü savaştan ihtiyar galip çıkmıştı. Denizde birkaç saat yol aldıktan sonra suların hareketlendiğini gördü. Evet korktuğu başına gelmişti, bunlar köpek balığıydı. Hemen teknesinde ayağa kalktı ve mızrağını eline alarak köpek balıklarına saldırmaya başladı. Uzun bir uğraştan sonra birini öldürdü ve öbürünüde ağır bir şekilde yaraladı ama onlarda kılıç balığına zarar vermişti. İkinci köpek balığını öldürmek isterken mızrağıda kırılmıştı ve ilerde köpek balıklarının tekrar saldıracağındanda emindi. İhtiyar yorgun bir hareketle tekneye oturdu ve teknenin küreğini içeri aldı, belindeki bıçağını çıkararak küreğe bağlamaya başladı, evet artık yeni bir mızrağı vardı. Artık tek düşündüğü biran önce evine varmak ve çocuğu görebilmekti. Nihayet günler sonra evine yaklaştığını hissetmeye başladı.Tam o sırada sudaki hareketlilik tekrar görülmeye başladı, yine köpek balıkları gelmişti ve kılıç balığına saldırmaya başlamışlardı. Balıktan bir ısırık alan, yuttuktan sonra tekrar geliyordu. İhtiyar balıkçı yaptığı mızrakla bu köpek balıklarınıda yenmeyi başardı ama kılıçbalığındanda fazla birşey kalmamıştı. İhtiyar herşeye rağmen bütün gün yoluna devam etti ve nihayet evinin bulunduğu sahilin ışıklarını görebildi, teknesini kıyıya yanaştırıp bağladıktan sonra hemen evine gitti.</p>
<p>Sabah olduğunda çocuk ihtiyarın teknesini gördü, teknenin etrafı bir hayli kalabalıktı, herkes ihtiyarın tuttuğu balığa bakıyordu etkilenmek için balıktan arta kalanlar bile yetiyordu. Çocuk teknenin yanına inmeden hızla ihtiyarın evine doğru koşmaya başladı. Eve vardığında  o hala uyuyordu. Çocuk ihtiyarı seyretmeye başladı ve bir süre sonra ihtiyar gözünü açıp çocuğa sıcak bir gülümseme attıktan sonra tekrar uykuya daldı.<br />
<strong>Kitabın Anafikri: </strong>Bir amacımız olduğu zaman, bu amacı gerçekleştimek için karşımıza çıkan zorluklarla, elinmizden gelenin en iyisini yaparak mücadele etmeliyiz.<br />
<strong>Kitabın Kahramanları:</strong><br />
İhtiyar Balıkçı: İçindeki mücadele ve savaşma ruhunu hiç kaybetmememiş, her türlü olumsuzlukda dahi kendisine ve tecrübelerine güvenen yılların  eskitemediği bir balıkçıdır.</p>
<p>Küçük Çocuk: Balıkçılık mesleğini öğrenmek için küçük yaşta ihtiyar balıkçının yanında işe başlamış orta halli bir ailenin çocuğudur. Küçük çocuk ihtiyara büyük saygı ve sevgi duyar, ailesinin zoruyla ihtiyarın yanından alındığı ve bir başkasıyla çalışmaya başladığı dönemlerde dahi ihtiyara sürekli yardım etmiştir.<br />
<strong>Kitabın Yorumu:</strong> Kitap içeriği açısından çok güzel bir kitap, kitabı okurken hiç sıkılmadım, baştan sona sürükleyici ve etkileyici bir kitaptı. Özellikle ihtiyar balıkçının azim ve karalılığı beni çok etkiledi.</p>
<p><a href="http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway-ozet-2.html"><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #000000;">İhtiyar balıkçı  kitap özeti  (2) &#8216; i   görmek   görmek için tıklayınız </span></span></strong> </a></p>
<p>Kitabı  satın almak için tıklayınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitap-ozet.net/kitap-ozetleri-yazar-biyografileri/ihtiyar-balikci-ernest-hemingway.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>113</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

